Ünlü istatistikçi ve seçim analisti Nate Silver'ın yayınladığı son model, Cumhuriyetçi Parti'nin 2026 ara seçimlerinde Temsilciler Meclisi'ndeki çoğunluğunu koruma ihtimalinin 'düşük olduğunu' ortaya koyuyor. Silver'ın verilerine göre, Cumhuriyetçilerin şu anda sahip oldukları 218 sandalyelik dar çoğunluk, Demokratların elindeki 212 sandalyeye karşı yalnızca altı sandalyelik bir fark oluşturuyor. Bu dar marj, Kasım ayındaki seçimlerde partinin konumunu oldukça kırılgan hale getiriyor. Silver'ın modeli, partinin Meclis çoğunluğunu elinde tutma olasılığını yüzde 30'un altında hesaplarken, Demokratların Meclisi geri kazanma ihtimalini ise yüzde 70'in üzerinde gösteriyor.
Gelişmenin arka planı: Cumhuriyetçilerin dar çoğunluğu ve seçim dinamikleri
Cumhuriyetçiler, 2022 ara seçimlerinde elde ettikleri 222 sandalyelik çoğunluğu, 2024 seçimlerinin ardından yapılan ara seçimlerde ve istifalarla kaybederek 218'e kadar geriledi. Bu düşüşte, eski Başkan Donald Trump'a yakınlığıyla bilinen bazı milletvekillerinin istifaları ve partinin iç çekişmeleri etkili oldu. Özellikle, Cumhuriyetçi liderlerin hükümet bütçesi ve göç politikası konularında yaşadıkları anlaşmazlıklar, seçmenler nezdinde güven kaybına yol açtı.
Nate Silver'ın modeli, bu dinamikleri ve ulusal anketlerin yanı sıra bölgesel ekonomik göstergeleri, demografik değişimleri ve geçmiş seçim performanslarını da hesaba katarak olasılıkları hesaplıyor. Modele göre, Demokratların şu anda yüzde 45,5 oy oranıyla ulusal oy farkında önde gitmesi, Cumhuriyetçilerin dezavantajını daha da artırıyor. Silver, bu durumun 'düşük olasılık' olarak nitelendirdiği bir zafer senaryosu için Cumhuriyetçilerin seçmen katılımını artırması ve bağımsız seçmenleri kazanması gerektiğini vurguluyor.
Uzmanlar, Cumhuriyetçilerin özellikle banliyö bölgelerde ve eğitimli seçmenler arasında kaybettiği desteğin tekrar kazanılmasının zor olduğunu belirtiyor. Öte yandan, Demokratların da ekonomik belirsizlik ve Başkan Joe Biden'ın düşük onay oranları nedeniyle tam anlamıyla avantajlı olduğu söylenemez. Yine de Silver'ın modeli, Demokratların Meclis çoğunluğunu kazanma ihtimalinin, tarihsel ortalamaların üzerinde olduğunu gösteriyor.
Bölgesel veya küresel boyut: Amerikan siyasetinin dünyaya yansımaları
ABD'deki ara seçim sonuçları, yalnızca Amerikan iç siyasetini değil, küresel dengeleri de doğrudan etkileyecek nitelikte. Temsilciler Meclisi'nde Demokratların güçlenmesi, Başkan Biden'ın iç ve dış politika gündemini ilerletmesini kolaylaştırabilir. Özellikle Ukrayna'ya askeri destek, Çin'e yönelik rekabet politikası ve iklim değişikliğiyle mücadele gibi konularda yürütme ile yasama arasındaki uyum kritik önem taşıyor.
Eğer Cumhuriyetçiler çoğunluğu kaybederse, Biden yönetiminin dış politikada daha rahat hareket alanı bulması bekleniyor. Cumhuriyetçi Parti içinde, özellikle Trump kanadının Ukrayna yardımına karşı çıkması ve Çin'e karşı daha sert tutum takınması, yönetimin elini zayıflatıyordu. Bir Demokrat çoğunluk, bu kilit meselelerde tutarlılığı artırabilir ve müttefiklere daha güçlü sinyaller verebilir.
Öte yandan, ABD'deki siyasi kutuplaşmanın derinleşmesi, ülkenin iç istikrarını zayıflatmaya devam ediyor. Bu durum, küresel piyasalarda belirsizlik yaratırken, otoriter rejimlerin de 'demokrasinin işleyişine' dair eleştirilerine zemin hazırlıyor. Türkiye gibi müttefik ülkeler için ABD'nin iç siyasetindeki dalgalanmalar, ikili ilişkilerde öngörülebilirliği azaltan bir faktör olarak öne çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Temsilciler Meclisi'ndeki olası bir Demokrat çoğunluk, Türkiye-ABD ilişkilerinde bazı farklı dinamikler yaratabilir. Demokratların insan hakları ve demokrasi konularına daha fazla vurgu yapması, Türkiye'ye yönelik eleştirilerin artmasına neden olabilir. Ancak, Başkan Biden yönetiminin, NATO müttefiki olarak Türkiye ile stratejik diyalogu sürdürme eğilimi, bu eleştirilerin pratiğe yansımasını sınırlayabilir. Ayrıca, Cumhuriyetçilerin çoğunluğu kaybetmesi, F-35 programına yeniden dahil olma veya savunma ticaretindeki bazı kısıtlamaların kaldırılması gibi konularda Türkiye'nin Kongre'deki destekçilerini zayıflatabilir. Küresel ölçekte ise, ABD'deki siyasi istikrar, uluslararası ticaret ve güvenlik mimarisinin geleceği açısından Türkiye için de kritik önem taşıyor.