Kenya'nın başkenti Nairobi'de yüzlerce gösterici, ABD'nin bölgede kurmayı planladığı bir karantina merkezini protesto etmek için üzerinde 'Ebola' yazılı bir tabut taşıdı. Eylemciler, ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri (NIH) tarafından desteklenen tesisin, Ebola ve diğer bulaşıcı hastalıklarla ilgili araştırmalar yapacağını, ancak bunun yerel halk için ciddi bir sağlık tehdidi oluşturduğunu ve Kenya'nın egemenliğine aykırı olduğunu savunuyor. Göstericiler, tesisin kurulmasının ardından 'biyolojik savaş' iddialarını da gündeme getiriyor.
Tesisin amacı ve tartışmalar
ABD yetkilileri, söz konusu tesisin, Ebola gibi yüksek bulaşıcılığa sahip hastalıkların teşhis ve tedavisi için bir referans laboratuvarı olarak hizmet vereceğini açıklamıştı. Ancak yerel sivil toplum kuruluşları ve muhalif siyasi gruplar, tesisin aslında ABD'nin bölgedeki biyolojik araştırmaları için bir üs olarak kullanılacağını iddia ediyor. Kenya Sağlık Bakanlığı ise tesisin, pandemi hazırlığı ve bölgesel sağlık güvenliği için kritik önem taşıdığını belirtiyor. Buna karşın, protestocular, tesisin yerel halkın rızası olmadan, şeffaflıktan uzak bir şekilde planlandığını ve Afrika'da geçmişte benzer tesislerin yol açtığı sağlık felaketlerinin unutulmadığını vurguluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'nin Afrika'daki sağlık altyapısı projeleri, özellikle pandemi sonrası dönemde artan bir jeopolitik rekabetin konusu haline geldi. Çin, Rusya ve Türkiye gibi ülkeler de kıtada sağlık merkezleri ve aşı üretim tesisleri kurarken, ABD'nin biyogüvenlik seviyesi yüksek laboratuvarlar açması, kıtada yeni bir 'sömürgecilik' anlayışının işareti olarak yorumlanıyor. Afrika Birliği, bu tür tesislerin kıtanın sağlık alanındaki egemenliğini zedeleyebileceği uyarısında bulunuyor. Öte yandan, Ebola salgınlarının sık yaşandığı Doğu Afrika'da, bu tür bir merkezin erken teşhis ve müdahale kapasitesini artırabileceği de belirtiliyor. Ancak, halkın güvensizliği ve yetersiz bilgilendirme, tesisin amacı konusunda şüpheleri beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Afrika'da artan sağlık diplomasisi faaliyetleri açısından önem taşıyor. Türkiye, Somali, Sudan ve diğer Afrika ülkelerinde hastaneler ve sağlık merkezleri inşa ederek bölgede güven kazanmaya çalışırken, ABD'nin bu tür tartışmalı projeleri, kıtadaki yabancı güçlere yönelik güvensizliği artırabilir. Türkiye'nin şeffaf ve iş birliğine dayalı sağlık projeleri, Afrikalı ülkeler nezdinde daha olumlu karşılanabilir. Ayrıca, pandemi sonrası sağlık altyapısına yönelik artan talep, Türkiye'nin savunma ve inşaat sektörlerinin yanı sıra sağlık sektöründe de Afrika'da yeni fırsatlar yaratabilir. Bu bağlamda, Türkiye'nin Afrika'da sağlık alanında attığı adımlar, ABD ve Çin'in kıtadaki nüfuz mücadelesinde dengeli bir alternatif olarak öne çıkabilir.