Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması'nın (USMCA/NAFTA) geleceği belirsizliğini koruyor. ABD, Kanada ve Meksika, serbest ticaret paktlarının süresini uzatmak için 1 Temmuz'a kadar anlaşmaya varmayı hedefliyordu. Ancak kaynaklara göre, bu tarihin aşılması neredeyse kesinleşmiş durumda. Müzakerelerdeki temel anlaşmazlık noktaları arasında otomotiv sektöründeki menşe kuralları, dijital ticaret ve anlaşmazlık çözüm mekanizmaları yer alıyor.
Gelişmenin arka planı
Üç ülke arasındaki serbest ticaret ilişkisi, 1994'te yürürlüğe giren NAFTA'ya dayanıyor. 2020'de imzalanan USMCA, NAFTA'nın yerini almış ve 1 Temmuz 2025'te gözden geçirilmesi gereken bir süreç öngörmüştü. Bu gözden geçirme, tarafların paktı altı yıl daha uzatıp uzatmamaya karar verecekleri kritik bir dönüm noktası olarak görülüyor.
ABD Başkanı Donald Trump, seçim kampanyasında USMCA'yı eleştirmiş ve daha fazla ABD çıkarı için yeniden müzakere edilmesi gerektiğini savunmuştu. Kanada ve Meksika ise anlaşmanın mevcut haliyle uzatılmasından yana. Özellikle otomotiv sektöründe, ABD yönetimi daha yüksek oranda Kuzey Amerika içeriği talep ederken, Meksika ve Kanada bu talebin rekabet güçlerini zayıflatacağını düşünüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
USMCA'nın askıya alınması veya yeniden müzakere edilmesi, Kuzey Amerika'da önemli ekonomik sonuçlar doğurabilir. Üç ülke arasındaki ticaret hacmi yıllık 1,5 trilyon doları aşıyor. Anlaşmazlık durumunda, gümrük tarifeleri ticaret akışını sekteye uğratabilir ve tedarik zincirlerinde aksamalara yol açabilir. Bu durum, küresel ticaretin yavaşlamasına da katkıda bulunabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Kuzey Amerika ile sınırlı doğrudan ticari bağlara sahip olsa da, USMCA'daki bir kriz küresel ticarette belirsizlik yaratabilir. Türkiye'nin ihracatının önemli bir kısmı AB pazarına yönelik; ancak küresel ticaretteki yavaşlama, Türkiye'nin büyüme hedeflerini zorlayabilir. Ayrıca, Türkiye'nin otomotiv sektörü, ABD'li şirketlerin tedarik zincirinin bir parçası olduğundan, ticaret anlaşmazlığı Türk otomotiv yan sanayisini de etkileyebilir. Dolayısıyla, gelişme Türkiye için dolaylı ancak önemli ekonomik sonuçlar barındırıyor.