Uluslararası yaptırımlarla ve savaş suçu suçlamalarıyla karşı karşıya kalan, ülke içinde ordusuna karşı savaşan milyonlarca kişi tarafından nefret edilen Myanmar'ın fiili lideri Min Aung Hlaing, bu hafta Tayland'a yapacağı ziyaretle kırmızı halı karşılamasıyla karşılaşacak. Bu ziyaret, askeri cuntanın dış dünyadan tecrit edilmesinin ardından normalleşme sürecinin başlangıcı olarak değerlendiriliyor. 2021'de seçilmiş hükümeti deviren eski general, iki günlük ziyaret kapsamında Tayland Başbakanı Srettha Thavisin ile bir araya gelecek ve bölgesel güvenlik, ticaret ve sınır iş birliği konularını ele alacak.
Darbe sonrası dış izolasyon ve ilk adımlar
Min Aung Hlaing, 1 Şubat 2021'de Aung San Suu Kyi'nin seçilmiş hükümetini devirerek yönetime el koymuştu. Darbe sonrası ABD, İngiltere, Kanada ve Avrupa Birliği başta olmak üzere birçok batılı ülke lider kişilere yaptırımlar uygulamış ve Uluslararası Adalet Divanı gibi platformlarda savaş suçu soruşturmaları başlatılmıştı. Ocak 2024'te Uluslararası Suç Mahkemesi, Min Aung Hlaing hakkında Rohingya Müslümanlarına yönelik soykırım ve insanlığa karşı suçlar işlediği gerekçesiyle tutuklama emri çıkarmıştı.
Bu gelişmelerin ardından cunta lideri, yurt dışı ziyaretlerini büyük ölçüde Rusya, Belarus, Çin ve Kuzey Kore gibi kendisine yakın ülkelerle sınırlandırmıştı. Kasım 2024'te Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) zirvesi için Peru'ya yaptığı ziyaret, uluslararası toplumda şaşkınlıkla karşılanmış ve Min Aung Hlaing'in Tayland ziyareti, bölgedeki diplomatik temasların yeniden canlandığı yönünde yorumlanmıştı. Tayland, Myanmar ile uzun bir kara sınırını paylaşmasına rağmen, cuntayı tanıyan ve ekonomik ilişkilerini sürdüren az sayıda ülkeden biri. Bu ziyaret, Tayland'ın "sessiz diplomasi" çerçevesinde, eski Mynamar lideri Aung San Suu Kyi'nin serbest bırakılması ve ordu ile direniş güçleri arasında barış görüşmeleri başlatılması için arabuluculuk çabalarını da içerebilir.
Bölgesel güç dengeleri ve Tayland'ın hesapları
Tayland, 2023'ten beri Myanmar'da askeri cunta ile etnik silahlı gruplar ve halk direniş güçleri arasında diyalog başlatılması için temaslarda bulunuyor. Ancak bu girişimler henüz somut sonuç vermedi. Tayland Dışişleri Bakanlığı, ziyaretin "ikili ilişkilerin güçlendirilmesi ve sınır bölgelerinde istikrarın sağlanması" amacı taşıdığını açıkladı. Uzmanlar, Bangkok'un cuntayla iş birliği yapmaktan başka çaresinin olmadığını, çünkü Myanmar'daki iç savaşın sınır ötesi mülteci akınlarına ve uyuşturucu kaçakçılığına neden olduğunu belirtiyor. Tayland ayrıca, Myanmar'dan yapılan doğalgaz ithalatına bağımlı olması ve Çin'in artan nüfuzunu dengeleme arayışı nedeniyle de bu ilişkiyi sürdürmek zorunda.
Öte yandan, Min Aung Hlaing'in Tayland ziyareti, bölgedeki diğer ülkelerin de tavrını etkileyebilir. ASEAN'ın (Güneydoğu Asya Uluslar Birliği) "Beş Nokta Uzlaşısı" çerçevesinde cuntayla angajmanı sürdürme politikası, Tayland'ın bu ziyaretiyle yeniden güç kazanabilir. Ancak Batılı ülkelerin uyguladığı yaptırımlar ve savaş suçu suçlamaları nedeniyle, Min Aung Hlaing'in uluslararası sahnede tam anlamıyla normalleşmesi hâlâ zor görünüyor. Ziyaret, askeri cuntaya meşruiyet kazandırdığı gerekçesiyle muhalefet grupları ve insan hakları örgütlerinden sert tepki çekti. Myanmar ordusuna karşı savaşan etnik silahlı gruplar ve Halk Savunma Güçleri, Tayland'ın bu adımını "cuntanın suç ortağı olmak" olarak nitelendirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Myanmar'daki siyasi krizi yakından izlemekle birlikte, cunta ile ilişkilerini Soğuk Savaş dönemine dayanan derin bağlar ekseninde sürdürüyor. Bu ziyaret, Türkiye'nin Myanmar'daki yatırımlarını ve ekonomik çıkarlarını doğrudan etkilemese de, iki ülke arasındaki diplomatik temasların geleceği açısından önemli bir işaret olabilir. Türkiye, Rohingya krizinde Müslümanların haklarını savunmuş ve uluslararası alanda soykırım suçlamalarını dile getirmişti. Bu nedenle, Tayland'ın cuntaya bu kadar açık bir yaklaşım sergilemesi, Türk dış politikasının insan hakları vurgusuyla çelişen bir durum yaratabilir. Ankara'nın, bölgedeki güç dengelerini göz önünde bulundurarak, cuntayla ilişkilerinde dengeli bir politikayı sürdürmesi bekleniyor.