Myanmar'da genç erkekler, sokaklardan kaçırılarak Myanmar ordusuna satılma korkusuyla yaşıyor. Ülkedeki askeri cunta, etnik milisler ve sivil direnişe karşı yürüttüğü yıpratma savaşında umutsuzca asker toplamaya çalışıyor. Bu durum, genç nüfus üzerinde büyük bir baskı oluşturuyor ve birçok kişi günlük yaşamlarında zorla askere alınma tehdidiyle karşı karşıya.
Asker Kaçırma ve Zorla Askere Alma Uygulamaları
Myanmar ordusu, 2021 darbesinden bu yana süren çatışmalarda ağır kayıplar veriyor. Etnik silahlı gruplar ve Halk Savunma Güçleri (PDF) karşısında zorlanan cunta, asker ihtiyacını karşılamak için zorla askere alma yöntemlerine başvuruyor. Özellikle genç erkekler, askerlik çağına geldiklerinde veya sokakta yürürken kimlik kontrolleri sırasında alıkonulup askere alınabiliyor. Bazı durumlarda ise kişilerin doğrudan kaçırıldığı ve askeri birliklere teslim edildiği bildiriliyor. Bu uygulamalar, hem kentlerde hem de kırsal bölgelerde yaygınlaşmış durumda.
Askeri cunta, Nisan 2024'te yürürlüğe koyduğu askerlik yasasıyla tüm genç erkekleri ve kadınları askerlik hizmetine çağırdı. Ancak yasağa rağmen birçok kişi kaçak yollarla yurtdışına çıkmaya çalışıyor veya saklanıyor. İnsan hakları örgütleri, zorla askere alınanların çoğunun eğitimsiz ve donanımsız bir şekilde cepheye sürüldüğünü, bunun da sivil kayıpları artırdığını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Myanmar'daki iç savaş, Güneydoğu Asya'da istikrarsızlığı derinleştiriyor. Çatışmalar, komşu ülkelere mülteci akınını tetikliyor ve bölgesel güvenliği tehdit ediyor. ASEAN ve Birleşmiş Milletler, krize siyasi çözüm bulunması çağrısında bulunuyor ancak cunta üzerindeki baskılar sonuçsuz kalıyor. Uluslararası toplum, silah ambargoları ve yaptırımlarla cuntayı zorlamaya çalışsa da Rusya ve Çin gibi ülkelerin desteği cuntanın direncini sürdürmesine olanak tanıyor. Zorla askere alma uygulamaları, insan hakları ihlalleri olarak geniş çapta kınanıyor ve savaş suçu olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Myanmar'daki istikrarsızlık, Türkiye'nin Asya-Pasifik bölgesindeki ekonomik ve diplomatik çıkarlarını dolaylı yoldan etkiliyor. Türkiye, Myanmar ile sınırlı ticari ilişkilere sahip olsa da bölgedeki istikrarsızlık, enerji arz güvenliği ve küresel tedarik zincirleri üzerinden Türkiye ekonomisini etkileyebilir. Ayrıca, artan mülteci akını ve insani kriz, Türkiye'nin uluslararası insani yardım aktörü olarak rolünü gündeme getirebilir. Türk dış politikası açısından, Myanmar'daki insan hakları ihlalleri, uluslararası toplumla ortak tutum alma konusunda bir fırsat olarak değerlendirilebilir. Ancak doğrudan bir güvenlik tehdidi oluşturmuyor.