Myanmar hükümeti, ülkenin ekonomik potansiyelini övüyor ancak ülke hâlâ iç savaşın pençesinde. 2021 darbesinden bu yana demokrasi yanlısı protestoculara yönelik şiddetin artması ve ekonominin neredeyse durma noktasına gelmesi, bu iddiaları gölgeliyor. Bangkok'ta yaşayan 21 yaşındaki Rina, darbenin ardından ülkeyi terk eden binlerce kişiden sadece biri. Myanmar'ın bir zamanlar umut vaat eden Güneydoğu Asya sınır ekonomisi, bugün cunta yönetiminin baskısı ve silahlı direniş nedeniyle kaos içinde.
Ekonomik Vaadler ve Gerçekler
Myanmar cuntası, ülkenin doğal kaynakları ve genç iş gücüyle büyük bir ekonomik potansiyele sahip olduğunu sık sık dile getiriyor. Ancak, darbenin ardından uygulanan uluslararası yaptırımlar, bankacılık sisteminin çökmesi ve yabancı yatırımların durması, ekonomiyi iflasın eşiğine getirdi. Dünya Bankası'na göre Myanmar ekonomisi 2021'de %18 oranında küçüldü ve o tarihten bu yana toparlanamadı. Yoksulluk oranı hızla arttı; insanların büyük bir kısmı temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz hale geldi.
Rina gibi gençler, hayatlarını kurtarmak için ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Tayland'ın başkenti Bangkok'ta işçi olarak çalışan Rina, Myanmar'daki ekonomik durumun içler acısı olduğunu belirtiyor. 2021 darbesinden önce ülkesinin geleceğine dair umutlu olduğunu söyleyen Rina, şimdi ise geri dönmenin hayal bile edilemediğini ifade ediyor. Myanmar'da işsizlik oranı resmi rakamlara göre %5'in altında görünse de, bu rakamlar gerçeği yansıtmıyor; kayıt dışı ekonomi ve zorla çalıştırma yaygın.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Myanmar'daki kriz sadece ülkeyle sınırlı değil; bölgeyi ve küresel tedarik zincirlerini de etkiliyor. Ülke, dünyadaki doğal gaz rezervlerinin önemli bir kısmına sahip ve aynı zamanda nadir toprak elementleri gibi stratejik madenlerde de kritik bir oyuncu. Çin, Myanmar'daki cunta ile ekonomik ilişkilerini sürdürürken, ABD ve Avrupa Birliği yaptırımlarla cuntayı izole etmeye çalışıyor. Bu durum, Myanmar'ı jeopolitik bir satranç tahtasına dönüştürüyor.
Ayrıca, Myanmar'daki iç savaş, mülteci krizlerine yol açıyor ve komşu ülkeler (Tayland, Bangladeş, Hindistan) üzerinde büyük bir göç baskısı yaratıyor. Rohingya mülteci krizi, dünya genelinde insan hakları ihlalleri tartışmalarını yeniden alevlendiriyor. Myanmar'daki istikrarsızlık, ASEAN bölgesel iş birliğini de zayıflatıyor; ASEAN'ın Myanmar konusundaki uzlaşmaz tutumu, örgütün etkinliğini sorgulanır hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Myanmar'daki gelişmeler, Türkiye'nin bölgesel ve küresel politikaları açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Türkiye, Myanmar'daki Müslüman nüfusun (Rohingya) haklarını savunan seslerden biri olmuş ve bu konuda uluslararası platformlarda girişimlerde bulunmuştur. Ayrıca, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ve diğer kuruluşlar aracılığıyla Myanmar'daki insani krizlere yardım etmeye çalışmıştır. Myanmar'daki istikrarsızlık, Güneydoğu Asya'daki güç dengesini etkileyebilir ve bu, Türkiye'nin Asya-Pasifik'e yönelik açılım politikası için dolaylı sonuçlar doğurabilir. Ayrıca, Türkiye'nin savunma sanayi ihracatı için alternatif pazarlar ararken, Myanmar'daki belirsiz ortam, bu ülkeyle olası ticari ilişkileri sınırlandırabilir. Bu nedenle, Türkiye'nin Myanmar'daki gelişmeleri yakından izlemesi ve insani yardım politikalarını sürdürmesi stratejik bir önem taşıyor.