Myanmar ordusu, Rakhine eyaletindeki Kyauktaw kasabasına düzenlediği hava saldırısında en az yedi sivilin hayatını kaybettiğini doğruladı. Yerel kaynaklara göre, saldırıda aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu çok sayıda kişi yaralandı. Bu saldırı, Myanmar'da 2021 darbesinden bu yana devam eden iç savaşın sivil halk üzerindeki yıkıcı etkisini bir kez daha gözler önüne serdi. Bağımsız gazetecilere ve insan hakları örgütlerine göre, askeri cunta hava saldırılarını sivil yerleşim alanlarında artırarak direniş güçlerini hedef alıyor, ancak çoğu zaman sivil kayıplara yol açıyor.
Saldırının ayrıntıları ve bölgedeki durum
Kyauktaw, Rakhine eyaletinin merkezinde yer alan ve Arakanya Ordusu (AA) ile Myanmar ordusu arasında sık sık çatışmalara sahne olan bir kasaba. AA, uzun süredir etnik Rakhine halkının hakları için mücadele eden silahlı bir grup. 2021 askeri darbesinden bu yana AA, cuntaya karşı diğer direniş gruplarıyla ittifak yaparak birçok bölgede kontrol sağladı. Saldırının gerçekleştiği gün, kasabada AA'ya ait olduğu iddia edilen bir toplantı hedef alındı. Ancak görgü tanıkları, saldırının pazar yerine yakın bir alana yapıldığını ve çoğu sivil olan ölülerin arasında savaşçı olmadığını belirtti. Yerel bir sivil toplum kuruluşu, enkaz altında kalanların kurtarılması için çabaların sürdüğünü ancak ağır makineli tüfek ateşi nedeniyle sağlık ekiplerinin olay yerine ulaşmakta güçlük çektiğini aktardı.
Myanmar ordusu, sivil kayıpları kabul etmekle birlikte, saldırının 'terörist grupları' hedef aldığını savundu. Ancak Birleşmiş Milletler Myanmar Özel Raportörü Tom Andrews, yaptığı açıklamada, 'Myanmar ordusunun hava saldırılarında uluslararası insancıl hukuku ihlal ettiğini ve sivil kayıpların sistematik hale geldiğini' söyledi. Bölgedeki sivil toplum örgütlerine göre, 2021'den bu yana en az 500 sivil hava saldırılarında hayatını kaybetti. Kyauktaw saldırısı, bu kayıplara bir yenisini ekledi.
Myamanmar'daki iç savaşın bölgesel ve küresel boyutu
Myanmar'daki askeri darbe ve sonrasında patlak veren iç savaş, Güneydoğu Asya'da büyük bir insani krize yol açtı. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'ne (UNHCR) göre, çatışmalar nedeniyle 1.6 milyon kişi ülke içinde yerinden oldu, 750 binden fazla kişi de komşu ülkelere sığındı. Myanmar ordusu, sivil hedefleri vurmakla suçlanırken, uluslararası toplumdan gelen kınamalar caydırıcı olmuyor. Özellikle Rakhine eyaletindeki çatışmalar, Bangladeş sınırına yakınlığı nedeniyle bölgesel istikrarı tehdit ediyor. Bangladeş, halihazırda 2017'deki Rohingya soykırımından kaçan 1.2 milyon mülteciye ev sahipliği yapıyor. Yeni çatışmalar, yeni bir mülteci dalgası riskini artırıyor.
Myamnmar'daki kriz, Çin, Hindistan ve ABD gibi büyük güçlerin rekabetine de sahne oluyor. Çin, Myanmar yönetimiyle yakın ilişkilerini sürdürürken, ABD ve Avrupa Birliği yaptırımlarla cuntayı izole etmeye çalışıyor. Ancak bu yaptırımlar, cuntanın askeri kapasitesini sınırlamakta yetersiz kalıyor. Kyauktaw saldırısı, uluslararası toplumun Myanmar'daki sivil kayıplara karşı etkili bir müdahalede bulunamadığını gösteriyor. İnsan hakları örgütleri, Birleşmiş Milletler'in daha güçlü bir rol üstlenmesi gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, bölgedeki silahlı grupların cuntaya karşı direnişi uzadıkça, çatışmaların daha da şiddetlenmesi ve sivil kayıpların artması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Myanmar'daki iç savaşta doğrudan taraf olmasa da, bölgesel istikrarsızlık Türk dış politikasını etkileyebilir. Özellikle Güneydoğu Asya ile artan ticari ilişkiler ve Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı'nın (TİKA) bölgedeki kalkınma projeleri, çatışmaların yayılması durumunda risk altına girebilir. Ayrıca, Türkiye, Rohingya Müslümanlarına insani yardım sağlayan öncü ülkelerden biri; Rakhine'deki şiddetin artması, yeni mülteci akınlarına yol açarak Türkiye'nin bölgedeki insani yardım yükünü artırabilir. Bu nedenle, Türkiye'nin Myanmar'daki sivil kayıpların sona ermesi için uluslararası platformlarda daha aktif bir diplomasi yürütmesi beklenir. Aynı zamanda, ASEAN ile ilişkilerin güçlendirilmesi, bölgedeki istikrar için Türkiye'nin öncelikleri arasında yer almalıdır.