Birleşmiş Milletler (BM), Myanmar’ın güney kıyılarında iki ayrı göçmen teknesinin batması sonucu 500’den fazla kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) tarafından yapılan açıklamada, Bangladeş’teki mülteci kamplarından ayrılan teknelerin kötü hava koşulları ve aşırı yük nedeniyle battığı ifade edildi. Olayın geçtiğimiz hafta sonu meydana geldiği ve kurtulan olmadığı belirtiliyor. Kayıplar arasında çok sayıda kadın ve çocuğun bulunduğu tahmin ediliyor.
Rohingya mültecilerinin umut yolculuğu felaketle sonuçlandı
Bangladeş’in Cox’s Bazar bölgesindeki mülteci kamplarında yaşayan Rohingyalar, daha iyi bir yaşam umuduyla Malezya ve Endonezya gibi Güneydoğu Asya ülkelerine gitmek üzere denize açılıyor. Ancak bu tehlikeli yolculuklarda sık sık ölümcül kazalar yaşanıyor. BM verilerine göre, 2023 yılında Bengladeş’ten ayrılan yaklaşık 3 bin 500 Rohingya mültecisi, insan kaçakçıları tarafından düzenlenen bu seferlere katıldı. Myanmar’daki askeri yönetimin 2017’de başlattığı soykırım benzeri operasyonlardan kaçan yüz binlerce Rohingya, Bangladeş’teki kamplarda yaşam mücadelesi veriyor. Ancak kamplardaki güvenlik ve insani koşulların kötüleşmesi, birçok mülteciyi yeniden denize açılmaya itiyor.
Yetkililer, her iki teknenin de yaklaşık 250’şer kişi taşıdığını, ancak kapasitelerinin çok üzerinde yüklendiklerini belirtiyor. Teknelerden birinin motor arızası nedeniyle, diğerinin ise fırtınaya yakalanarak battığı düşünülüyor. Bölgedeki balıkçılar ve sahil güvenlik ekipleri, enkaz ve ceset arama çalışmalarına devam ediyor. Ancak BM yetkilileri, kurtarılan olmadığı için ölü sayısının artmasından endişe ediyor. Bu felaket, Rohingya mülteci krizinin en ölümcül olayları arasında yer alıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Mülteci krizi derinleşiyor
Güneydoğu Asya’da mülteci akınları, bölge ülkeleri arasında giderek artan bir gerginliğe neden oluyor. Malezya, Endonezya ve Tayland gibi ülkeler, Rohingya mültecilerine kapılarını kapatırken, uluslararası toplumdan daha fazla yardım talep ediyor. BM, bölge ülkelerine mültecilere yardım etme çağrısında bulunurken, insan kaçakçılığı ağlarına karşı daha etkin mücadele edilmesi gerektiğini vurguluyor. Myanmar’daki iç savaş ve askeri yönetimin baskıcı politikaları, mülteci krizinin temel nedeni olarak görülüyor.
Küresel ölçekte ise bu tür felaketler, uluslararası toplumun mülteci politikalarındaki çifte standardı bir kez daha gözler önüne seriyor. Avrupa’da Ukraynalı mültecilere gösterilen hoşgörünün, Asya ve Afrika’daki mülteciler için gösterilmediği eleştirileri yapılıyor. BM, 2024 yılı için Rohingya mültecileri için 1,1 milyar dolarlık insani yardım çağrısında bulunmasına rağmen, fonların yalnızca yüzde 30’unun toplandığı belirtiliyor. Bu durum, kamplardaki koşulların daha da kötüleşmesine ve daha fazla mültecinin tehlikeli yolculuklara çıkmasına neden oluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Rohingya mülteci krizinde uluslararası toplumun en aktif üyelerinden biri olarak öne çıkıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2017’de Bangladeş’i ziyaret ederek Rohingyalara yardım sözü vermiş ve Türkiye, bugüne kadar bölgeye önemli insani yardım ulaştırmıştı. Bu felaket, Rohingya krizinin aciliyetini yeniden hatırlatırken, Türkiye’nin uluslararası platformlarda mülteci hakları savunuculuğunu güçlendirmesine zemin hazırlayabilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz’de düzensiz göçle mücadele eden Türkiye, Güneydoğu Asya’daki benzer sorunlara ilişkin deneyimlerini paylaşarak, bölgesel iş birliği mekanizmalarına katkıda bulunabilir. Bu tür facialar, insan kaçakçılığıyla mücadelede uluslararası koordinasyonun önemini bir kez daha ortaya koyuyor.