Kanadalı psikolog Gad Saad ve etkili takipçileri, empati ve merhametin Batı uygarlığını çöküşe sürükleyeceğini öne sürüyor. Saad, bu görüşü "Batı'nın toplu intiharı" olarak nitelendiriyor. Son yıllarda sağ siyaset çevrelerinde yankı bulan bu söylem, empatiyi zayıflık olarak gören bir dünya görüşünü yansıtıyor. Tartışma, Batı toplumlarında göç, kimlik politikaları ve sosyal adalet konularındaki kutuplaşmayı derinleştiriyor.
Empati Karşıtlığının Kökenleri
Gad Saad, evrimsel psikoloji alanındaki çalışmalarıyla tanınıyor. Son dönemde, özellikle sosyal medyada, empatinin Batı toplumlarını zayıflattığını savunan paylaşımlarıyla gündeme geliyor. Saad'a göre, sınırsız empati, Batı'nın kültürel ve demografik yapısını tehdit eden politikaların önünü açıyor. Bu görüş, özellikle göçmen karşıtı ve milliyetçi çevrelerde destek buluyor.
Saad'ın argümanları, Batı'da yükselen sağ popülizmin entelektüel bir dayanağı olarak sunuluyor. Empati karşıtlığı, yalnızca akademik bir tartışma değil; aynı zamanda siyasi bir strateji. Muhafazakar düşünürler, empatiyi "duygusal erdem" olarak küçümserken, "rasyonel çıkar" ve "ulusal güvenlik" gibi kavramları öne çıkarıyor. Bu söylem, sosyal yardım programlarından göç politikalarına kadar geniş bir yelpazede etkili oluyor.
Küresel ve Bölgesel Etkiler
Empati karşıtlığı, sadece ABD ve Kanada ile sınırlı değil. Avrupa'da da benzer söylemler yükselişte. Macaristan Başbakanı Viktor Orban ve İtalya Başbakanı Giorgia Meloni gibi liderler, göçmenlere yönelik sert politikaları "ulusal çıkar" çerçevesinde savunuyor. Bu liderler, empatiyi "zayıflık" olarak nitelendiren söylemleriyle tanınıyor. Brexit sürecinde de benzer argümanlar kullanılmıştı.
ABD'de ise eski Başkan Donald Trump ve müttefikleri, "Amerika First" politikalarını empati karşıtlığı üzerine inşa etti. COVID-19 pandemisinde yaşanan tartışmalar, bu yaklaşımın somut örneği oldu. Sağlık krizinde bile empati çağrıları, "ekonomiyi batırma" olarak yorumlandı. Bu durum, Batı toplumlarında dayanışma kültürünün erozyona uğradığını gösteriyor.
Türkiye'de de zaman zaman benzer tartışmalar yaşanıyor. Özellikle Suriyeli mültecilere yönelik söylemlerde, empati karşıtlığı kendini gösteriyor. Ancak Türkiye, coğrafi konumu gereği hem Batı hem Doğu ile ilişkilerini dengede tutmak zorunda. Bu nedenle, empati karşıtlığı Türkiye'de Batı'daki kadar keskin bir siyasi hat oluşturmuyor.
Uzmanlar, empati karşıtlığının uzun vadede toplumsal bölünmeyi artıracağı uyarısında bulunuyor. Empati, sosyal uyumun temel taşı olarak görülüyor. Ancak Saad ve takipçileri, bunun tersini savunuyor. Bu görüş ayrılığı, Batı'nın geleceğine dair derin bir felsefi çatışmayı yansıtıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Batı'da yükselen empati karşıtlığı, Türkiye'nin dış politikası ve toplumsal yapısı için önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, mülteci krizi ve göç yönetiminde Batı ile işbirliği yapıyor. Batı'da empati karşıtlığının güçlenmesi, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde yeni gerilimlere yol açabilir. Ayrıca, Türkiye'deki muhafazakar seçmen üzerinde de benzer söylemler etkili olabilir. Ancak Türkiye, jeopolitik konumu gereği hem Batı hem Doğu ile dengeli ilişkiler kurmak zorunda. Bu nedenle, empati karşıtlığının Türkiye'deki yansımaları sınırlı kalabilir. Yine de küresel ölçekte empati karşıtlığının yükselişi, uluslararası dayanışma ve insan hakları rejimini zayıflatabilir.