Morgan Stanley Baş Yatırım Sorumlusu (CIO) Mike Wilson, yatırımcıların ABD ile İran arasındaki askeri gerilimi büyük ölçüde fiyatladığını ve piyasaların odağının daha geniş jeopolitik ve makroekonomik dinamiklere kaydığını belirtti. Bloomberg Televizyonu'nda yayınlanan "Bloomberg Surveillance" programında Lisa Abramowicz ve Annmarie Hordern'e konuşan Wilson, iki ülke arasında krizin en çetrefilli konularını erteleyen bir anlaşma üzerinde çalışılmasına rağmen, yatırımcı psikolojisinde bir “normalizasyon” eğilimi gözlemlediğini ifade etti. Wilson'a göre, piyasalar çatışma riskinin sınırlı olduğunu varsayıyor ve bu nedenle hisse senetleri gibi riskli varlıklara olan talep canlılığını koruyor.
Anlaşmanın Gölgesinde Piyasalar
Wilson, ABD ile İran arasında yürütülen ve nükleer dosya başta olmak üzere birçok kritik sorunu sonraya bırakan "geçici" nitelikteki anlaşmanın piyasalarda kısa vadeli bir rahatlama yarattığını vurguladı. Ancak bu anlaşmanın temel uyuşmazlıkları çözmediğine dikkat çeken Wilson, yatırımcıların bu durumu “süregelen bir belirsizlik” olarak fiyatlamak yerine, daha iyimser bir senaryoyu tercih ettiğini söyledi. Wilson, "Piyasalar her zaman geleceğe bakar. Şu an gördüğümüz şey, yatırımcıların en kötü senaryoyu (geniş çaplı bir savaş) göz ardı ederek normalleşme ve büyüme hikayesine odaklanmasıdır" dedi.
Morgan Stanley'in stratejisti, küresel ekonominin yavaşlama sinyalleri vermesine rağmen, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirim döngüsünün ve yapay zeka gibi teknoloji alanlarındaki yatırım iştahının piyasaları desteklediğini ekledi. İran ile ilgili jeopolitik risk priminin enerji fiyatlarında kısmen hissedildiğini ancak petrol arzında ciddi bir kesinti olmadığı sürece bu etkinin sınırlı kalacağını öngördü. Wilson, borsalardaki yükselişin sürdürülebilirliği için şirket kârlarının ve ekonomik verilerin takip edilmesi gerektiğini, jeopolitik gölgenin ise hafiflediğini ifade etti.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Enerji Fiyatları ve Ticaret Akışları
ABD ile İran arasındaki gerilimin yatışması, yalnızca finans piyasaları için değil, aynı zamanda küresel enerji güvenliği ve ticaret yolları açısından da kritik bir dönemeçtir. Wilson'ın analizine göre, Hürmüz Boğazı gibi stratejik geçiş noktalarındaki riskin azalması, petrol fiyatlarının arz kaynaklı bir şoka girmesini engellemiştir. Bu durum, özellikle enerji ithalatçısı gelişmekte olan ülkeler için olumlu bir sinyal olsa da, İran'ın bölgesel nüfuz mücadelesi ve dolaylı çatışma alanları (Yemen, Suriye, Irak) devam etmektedir.
Küresel ölçekte, jeopolitik risklerin piyasa odağından geçici olarak çıkması, yatırımcıların dikkatini ABD başkanlık seçimleri, Avrupa ekonomisindeki durgunluk endişeleri ve Çin’in toparlanma hızına çevirmiştir. Wilson, bu faktörlerin önümüzdeki çeyreklerde piyasa oynaklığını artırabileceği uyarısında bulunurken, İran dosyasının tamamen kapanmadığını, ancak şimdilik “arka planda” kaldığını sözlerine ekledi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem İran ile sınır komşusu olması hem de enerji ihtiyacının önemli bir kısmını bu ülkeden karşılaması nedeniyle ABD-İran gerginliğinden doğrudan etkilenmektedir. Wilson'ın işaret ettiği piyasa rahatlaması, Türkiye için de kısa vadede olumlu bir ortam yaratmıştır. Gerilimin düşmesi, petrol fiyatlarının kontrol altında kalmasına yardımcı olarak cari açık ve enflasyon üzerindeki baskıyı hafifletebilir. Ayrıca, İran'a yönelik yaptırımların gevşetilmesi veya erteleme anlaşması, Türkiye'nin doğal gaz ve ticaret bağlantılarını daha öngörülebilir bir zeminde sürdürmesine olanak tanır. Ancak, kalıcı bir anlaşma sağlanana kadar bölgesel istikrarsızlık riski devam etmektedir; Türkiye'nin bu süreçte hem Batı hem de İran ile dengeli bir diplomasi yürütmesi stratejik önemini korumaktadır.