Morgan Stanley Wealth Management'ın portföy yönetimi direktörü Dan Skelly, küresel piyasaların son dönemde artan jeopolitik ve ekonomik politika şoklarına karşı dikkat çekici bir direnç gösterdiğini belirtti. Skelly, Bloomberg kanalında yayınlanan "Bloomberg Money" programında Lisa Mateo ve Tom Keene’e verdiği mülakatta, yatırımcıların merkez bankalarının ani faiz kararları, ticaret savaşları ve bölgesel çatışmalar gibi sürpriz gelişmelere rağmen piyasalarda sakin kalmayı başardığını ifade etti. Skelly'ye göre bu durum, yatırımcıların artık makroekonomik temellere daha fazla odaklandığının ve kısa vadeli şokları uzun vadeli trendlerden ayırt edebildiğinin bir göstergesi.
Politika Şokları Karşısında Piyasaların Direnci
Dan Skelly, küresel piyasaların özellikle 2024 yılının ikinci yarısında ABD Merkez Bankası'nın (Fed) beklenmedik faiz artırımlarına, Çin'in ekonomik yavaşlamasına ve Orta Doğu'daki gerilimlerin tırmanmasına rağmen nispeten istikrarlı bir seyir izlediğini vurguladı. Skelly, "Yatırımcılar artık daha sofistike. Her politika şoku hisse senetlerini veya tahvilleri satmak için bir neden olarak görülmüyor. Bunun yerine, piyasa katılımcıları bu tür olayların ekonomik temeller üzerinde kalıcı bir etki yaratıp yaratmayacağını değerlendiriyor" dedi.
Skelly'e göre bu direncin arkasındaki en önemli faktörlerden biri, küresel ekonominin beklenenden daha iyi performans göstermesi. Özellikle ABD'de tüketici harcamalarının güçlü kalması ve işsizlik oranlarının tarihi düşük seviyelerde seyretmesi, yatırımcı güvenini destekliyor. Ayrıca, Avrupa ve Asya'daki toparlanma sinyalleri de piyasaların olumlu havasını korumasına yardımcı oluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Yatırımcı Stratejileri Nasıl Değişiyor?
Dan Skelly, portföy yönetimi ekibi olarak yatırımcılara daha uzun vadeli ve çeşitlendirilmiş bir yaklaşım önerdiklerini belirtti. "Politika şoklarına karşı kısa vadeli pozisyon almak yerine, yatırımcıların temel verilere odaklanan bir strateji benimsemesi gerekiyor" diyen Skelly, özellikle teknoloji ve sağlık sektörlerinin bu dönemde öne çıktığını ifade etti.
Skelly ayrıca, gelişmekte olan piyasaların da politika şoklarına karşı daha dayanıklı hale geldiğini kaydetti. Örneğin, Türkiye gibi ülkelerin uyguladığı sıkı para politikaları ve reform çabaları, uluslararası yatırımcıların dikkatini çekiyor. Ancak Skelly, "Gelişmekte olan piyasalara yatırım yaparken daha seçici olmak gerekiyor. Ülkeye özgü riskler hala mevcut" uyarısında bulundu.
Küresel ölçekte, merkez bankalarının koordineli iletişim stratejileri de piyasaların istikrarına katkıda bulunuyor. Skelly, "Fed, ECB ve diğer merkez bankaları artık politika değişikliklerini daha önceden sinyallemeye özen gösteriyor. Bu da şok etkisini azaltıyor" dedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye ekonomisi için birkaç açıdan önem taşıyor. Öncelikle, küresel piyasalardaki direnç, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin dış finansmana erişimini kolaylaştırabilir. Ancak Skelly'nin de belirttiği gibi, yatırımcılar ülkeye özgü risklere karşı hassas. Türkiye'nin uyguladığı ortodoks politikalara dönüş ve enflasyonla mücadele, uluslararası yatırımcıların güvenini kazanmak için kritik. Ayrıca, jeopolitik risklerin devam etmesi, Türkiye'nin küresel sermaye akışlarından aldığı payı sınırlayabilir. Bu nedenle, Türkiye'nin yapısal reformlara hız vermesi ve makroekonomik istikrarı kalıcı hale getirmesi önem taşıyor.