Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi (UNCCD) 17. Taraflar Konferansı (COP17), 2026 yılında Moğolistan'ın başkenti Ulan Batur'da düzenlenecek. Dünya liderleri ve uzmanlar, iklim değişikliği nedeniyle hızla kuruyan toprakların rehabilitasyonu ve bu bölgelerde yaşayan göçebe hayvancıların korunması için somut adımlar atmayı görüşecek. Konferansın ana gündem maddesi, arazi bozulmasının önlenmesi ve sürdürülebilir arazi yönetimi uygulamalarının yaygınlaştırılması olacak.
Kuraklık ve Arazi Bozulmasının Küresel Boyutu
BM verilerine göre, dünya genelinde toprakların yaklaşık %40'ı bozulmuş durumda ve bu durum, 3,2 milyar insanın geçim kaynağını doğrudan tehdit ediyor. Özellikle Sahra Altı Afrika, Orta Asya ve Orta Doğu gibi bölgelerde kuraklık, göç dalgalarına ve çatışmalara yol açıyor. Moğolistan gibi gelişmekte olan ülkelerde ise hayvancılık, nüfusun önemli bir kısmının ana geçim kaynağı. Ancak aşırı otlatma ve iklim değişikliğinin etkisiyle meralar hızla çoraklaşıyor.
COP17'nin ev sahipliği, Moğolistan'ın bu konudaki kararlılığını gösteriyor. Ülke, son yıllarda “Yeşil Duvar” projesi gibi arazi ıslahı girişimlerine öncülük ediyor ve uluslararası işbirliğini güçlendirmeyi hedefliyor. Konferansta, sera gazı emisyonlarının azaltılması, sürdürülebilir tarım tekniklerinin benimsenmesi ve göçebe toplulukların iklim değişikliğine uyumunun finansmanı gibi konular masaya yatırılacak.
Küresel Etki ve Gelecek Perspektifi
Uzmanlar, arazi bozulmasının yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal bir kriz yarattığı konusunda uyarıyor. Dünya Bankası'na göre, arazi bozulmasının küresel ekonomiye maliyeti yılda yaklaşık 10 trilyon dolar. Bu durum, gıda güvenliğini tehlikeye atarken, milyonlarca insanı göçe zorluyor. COP17'nin başarısı, gelişmiş ülkelerin iklim finansmanı taahhütlerini artırmasına ve gelişmekte olan ülkelere teknoloji transferi yapmasına bağlı. Ayrıca, sivil toplum kuruluşları ve özel sektörün de sürece dahil edilmesi bekleniyor.
Moğolistan'ın ev sahipliği, bölgesel bir farkındalık yaratma açısından önemli. Çin, Rusya ve Orta Asya ülkeleri gibi komşularla işbirliği imkanları da konferansın gündeminde. Uzmanlar, özellikle göçebe hayvancılığın sürdürülebilirliği için geleneksel bilgi ile modern teknolojinin birleştirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, iklim değişikliği ve kuraklıkla mücadelede aktif bir rol üstleniyor. Ülke, BM Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi'ne taraf ve bu alanda ulusal eylem planları uyguluyor. COP17 kararları, Türkiye'nin kurak ve yarı kurak bölgelerindeki arazi yönetimi politikalarını doğrudan etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Orta Asya ve Kafkasya'daki Türk cumhuriyetleriyle olan kültürel ve ekonomik bağları, bölgesel işbirliği için bir fırsat penceresi açıyor. Türkiye, bu konferansta edineceği deneyim ve kuracağı ortaklıklarla, hem kendi topraklarını koruyabilir hem de bölgesel bir lider konumuna yükselebilir.