Moğolistan Cumhurbaşkanı Khurelsukh Ukhnaa, 13 Haziran 2024 tarihinde başkent Ulan Batur'da Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ile bir araya geldiği görüşmede, ülkesinin Tek Çin ilkesine sıkı sıkıya bağlı olduğunu yineledi. Çin Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, bu görüşme ikili ilişkilerdeki son gelişmeleri değerlendirmek ve stratejik ortaklığı derinleştirmek amacıyla gerçekleştirildi. Görüşmede ayrıca ticaret, yatırım ve altyapı projeleri gibi ekonomik konuların yanı sıra sınır güvenliği ve kültürel iş birliği de ele alındı.
Gelişmenin Arka Planı
Moğolistan, Çin ile yaklaşık 4.700 kilometrelik uzun bir kara sınırını paylaşıyor ve iki ülke arasındaki ilişkiler tarihsel olarak karmaşık bir seyir izledi. Soğuk Savaş döneminde Moğolistan, Sovyetler Birliği'nin müttefiki konumundayken, 1990'lardan itibaren Çin ile ekonomik ve diplomatik bağlarını önemli ölçüde geliştirdi. Tek Çin politikası, Çin'in egemenlik ve toprak bütünlüğünün korunması açısından kırmızı çizgi olarak kabul ediliyor ve Tayvan, Tibet, Doğu Türkistan gibi bölgeleri kapsıyor. Moğolistan'ın bu politikayı desteklemesi, Çin ile ilişkilerinin temel taşlarından birini oluşturuyor.
Öte yandan, Moğolistan'ın zengin maden kaynakları (kömür, bakır, uranyum) Çin ekonomisi için kritik öneme sahip. İkili ticaret hacmi son on yılda istikrarlı bir şekilde arttı ve Çin, Moğolistan'ın en büyük ticaret ortağı konumunda. Görüşmede ayrıca Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Moğolistan'da yürütülen altyapı projeleri ve enerji iş birliği de değerlendirildi. Wang Yi, Çin'in Moğolistan'ın kalkınma projelerine desteğini sürdüreceğini ifade etti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Moğolistan'ın Tek Çin politikasına bağlılığı, sadece ikili ilişkileri değil, aynı zamanda bölgesel jeopolitiği de etkiliyor. Moğolistan, Rusya ve Çin arasında bir tampon devlet konumunda ve her iki ülkeyle de dengeli ilişkiler sürdürmeye çalışıyor. Ukrayna savaşı sonrası Rusya'ya yönelik yaptırımlar, Moğolistan'ı ekonomik olarak Çin'e daha fazla bağımlı hale getirdi. Bu bağlamda Moğolistan'ın açıklaması, Çin'in Orta Asya ve Doğu Asya'daki etkisini pekiştirme çabalarının bir parçası olarak değerlendirilebilir.
Küresel ölçekte ise, Tayvan'ın statüsü ve Çin'in artan askeri faaliyetleri uluslararası gündemin önemli maddeleri arasında yer alıyor. ABD ve bazı Batılı ülkeler, Tayvan'ın Çin ile yeniden birleşme hedefine karşı çıkarken, birçok gelişmekte olan ülke Çin'in Tek Çin ilkesini destekliyor. Moğolistan'ın bu açıklaması, Çin'in diplomatik alanda kazandığı bir başarı olarak yorumlanabilir. Ayrıca, Moğolistan'ın BM Güvenlik Konseyi'nde daimi olmayan üye olarak görev yaptığı dönemde (2023-2024) bu tutumun, Çin'in uluslararası platformlardaki pozisyonunu güçlendirdiği belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Tayvan konusunda resmi olarak Tek Çin politikasını tanımakla birlikte, Tayvan ile gayri resmi ekonomik ve kültürel ilişkilerini sürdürmektedir. Moğolistan'ın bu net tutumu, Türkiye'nin de benzer bir denge politikası izlemesi gerektiğini hatırlatıyor. Bölgesel düzeyde, Türkiye'nin Orta Asya Türk cumhuriyetleriyle kurduğu bağlar, Çin'in artan nüfuzu nedeniyle dikkatle yönetilmelidir. Moğolistan'ın Çin'e yakınlaşması, Türkiye'nin bölgedeki alternatif ortaklık arayışlarını sınırlandırabilir. Ancak, Türkiye-Çin ekonomik ilişkileri açısından (Kuşak ve Yol Projesi kapsamında) Moğolistan'ın Çin'e bağlılığı, Orta Koridor girişimi için ek bir rekabet unsuru oluşturmamaktadır. Sonuç olarak, bu gelişme Türk dış politikasında radikal bir değişiklik gerektirmemekle birlikte, Çin'in bölgesel hegemonyasını pekiştirdiği bir ortamda Türkiye'nin çok yönlü diplomasi stratejisini koruması önem taşımaktadır.