2023-2024 Sonbahar-Kış moda haftaları sona erdiğinde, podyumlarda fırfırlar, pileli etekler veya özel dikim ceketlerden daha yaygın bir trend olduğu ortaya çıktı: beden çeşitliliğinde endişe verici bir geri kayma. The Fashion Spot'un analizine göre, New York, Londra, Milano ve Paris'te düzenlenen 2023 Sonbahar-Kış defilelerinde plus-size model sayısı bir önceki sezona göre önemli ölçüde azaldı. Bu durum, moda endüstrisinin son yıllarda verdiği kapsayıcılık sözlerini sorgulatıyor.
Beden Çeşitliliğinde Düşüş: Rakamlar Ne Söylüyor?
The Fashion Spot'un geleneksel sezon analizine göre, 2023 Sonbahar-Kış sezonunda podyumlarda yer alan plus-size model oranı sadece %3,6 oldu. Bu oran, 2022 İlkbahar-Yaz sezonunda %4,9 ve 2021 Sonbahar-Kış sezonunda %6,1 idi. Yani son iki yılda neredeyse yarı yarıya bir düşüş yaşandı. Üstelik bu, sadece birkaç büyük markanın değil, sektörün genelinde görülen bir eğilim.
New York Moda Haftası'nda plus-size modellerin oranı %2,8'e kadar düştü. Londra'da %3,1, Milano'da %3,4 ve Paris'te %4,2 olarak kaydedildi. Bu rakamlar, 2019'da %5,5 olan küresel ortalamanın oldukça altında. Özellikle lüks markaların büyük çoğunluğu, defilelerinde tek bir plus-size model bile kullanmadı.
Sektördeki çeşitlilik savunucuları, bu geri dönüşün birkaç nedeni olduğunu belirtiyor. Pandemi sonrası ekonomik belirsizlik, markaların risk almak yerine güvenli limanlara sığınmasına yol açtı. Ayrıca, 2020'deki ırk eşitliği protestolarının ardından artan çeşitlilik baskısı, son yıllarda yerini 'sessiz istifa'ye bıraktı. Bazı markalar, çeşitlilik taahhütlerini yerine getirmek için ayrılan bütçeleri kıstı.
Küresel ve Bölgesel Etkiler
Moda endüstrisindeki bu geri kayma, yalnızca estetik bir tercih değil, aynı zamanda toplumsal bir mesaj taşıyor. Podyumlarda temsil edilmeyen bedenler, günlük yaşamda da kendilerini dışlanmış hissediyor. Uzmanlar, modanın kültürel bir ayna olduğunu ve bu tür bir dışlamanın beden imajı sorunlarını derinleştirebileceğini vurguluyor.
Öte yandan, bazı bağımsız markalar ve yeni nesil tasarımcılar, çeşitliliği bir pazarlama aracı olarak değil, gerçek bir değer olarak benimsiyor. Örneğin, Universal Standard, Eloquii gibi markalar plus-size pazarına odaklanmaya devam ediyor. Ancak bu markaların etkisi, büyük lüks grupların (LVMH, Kering gibi) politikalarını değiştirmeye yetmiyor.
Moda endüstrisinin küresel ekonomideki yeri düşünüldüğünde, bu trendin yalnızca bir sezonluk sapma olup olmadığı belirsiz. Eğer devam ederse, beden çeşitliliği konusunda son on yılda elde edilen kazanımların geriye gitmesi riski var. Tüketici tepkisi ise henüz belirsiz; bazı sosyal medya kampanyaları başlasa da, satış rakamlarına yansıyıp yansımayacağı zaman gösterecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, moda endüstrisinde önemli bir üretim ve tasarım merkezi olarak bu gelişmelerden doğrudan etkilenebilir. İstanbul Moda Haftası'nda da benzer bir geri kayma gözlemlenirse, Türk moda sektörünün küresel trendlere uyum sağlama çabası sekteye uğrayabilir. Ayrıca, Türkiye'de beden olumlama hareketi henüz emekleme aşamasında; uluslararası markaların çeşitlilikten vazgeçmesi, yerel markaların da bu konuda cesaretini kırabilir. Öte yandan, Türk tekstil ve hazır giyim ihracatı, plus-size pazarına yönelik üretimle yeni fırsatlar yakalayabilir. Ancak öncelikli risk, toplumsal beden algısının daha da daralması ve kadınların kendilerini moda dünyasında temsil edilememesi. Türkiye'nin genç ve dinamik moda ekosistemi, bu küresel geri dalgaya karşı kendi kapsayıcı politikalarını geliştirmeli.