Mısır'ın başkenti Kahire'nin işçi sınıfı mahallesi El-Marg'da bir fırının önünde duran Eman Abdel Fattah, avucundaki buruşuk banknotları sayarak ailesinin gıda sübvansiyon kartı askıya alındıktan sonra ne kadar ekmek alabileceğini hesaplıyordu. "Eskiden gelecek haftayı düşünürdük, şimdi yarını düşünüyoruz" diyen Abdel Fattah, ülke genelinde milyonlarca kişiyi etkileyen ani yardım kesintilerinin sembolü haline geldi.
Gıda Sübvansiyonlarında Kesinti Dalgası
Mısır hükümeti, ekonomik kriz ve artan borç yükü nedeniyle gıda sübvansiyon programında kapsamlı bir revizyona gitti. Geçtiğimiz ay yapılan açıklamaya göre, 20 milyondan fazla kişinin yararlandığı gıda yardım kartlarından bazıları askıya alındı. Yetkililer, kesintilerin "sistematik yolsuzluk ve kayıt dışı kullanım" nedeniyle yapıldığını savunuyor. Ancak sahadaki tablo farklı: El-Marg gibi yoksul bölgelerde yaşayanlar, bürokratik engeller ve belirsizlik nedeniyle mağduriyet yaşıyor.
Dünya Bankası verilerine göre Mısır nüfusunun yaklaşık yüzde 30'u yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Ülke, son üç yılda pandemi, Ukrayna savaşı ve küresel gıda fiyatlarındaki artıştan olumsuz etkilendi. Mısır poundu, son bir yılda dolar karşısında yüzde 50'den fazla değer kaybetti. Bu durum, temel gıda maddelerinin fiyatlarını katladı. Hükümet, 2023-2024 mali yılında gıda sübvansiyonlarına ayırdığı bütçeyi 5 milyar dolara çıkarmasına rağmen, artan nüfus ve enflasyon karşısında bu destek yetersiz kalıyor.
Ekonomistlere göre, sübvansiyon kesintileri kısa vadede bütçe açığını azaltabilir ancak sosyal huzursuzluk riskini artırıyor. Mısır'da 2011 devriminden bu yana ekmek fiyatlarındaki artışlar, kitlesel protestoların tetikleyicisi olmuştu. Şimdi benzer bir öfke dalgasının yükselmesinden endişe ediliyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Mısır, Orta Doğu'nun en kalabalık Arap ülkesi ve bölgesel istikrarın kilit taşı. Ülkedeki ekonomik sıkıntılar, sadece Mısır'ı değil, Kuzey Afrika ve Doğu Akdeniz'i de etkiliyor. Mısır'ın buğday ithalatının büyük kısmını karşıladığı Ukrayna ve Rusya arasındaki savaş, tedarik zincirlerini kırılganlaştırdı. Diğer yandan, Uluslararası Para Fonu (IMF) ile yürütülen kredi programı çerçevesinde Mısır'a sübvansiyonları azaltma taahhüdü verilmişti. Bu taahhüt, sosyal patlama riskini beraberinde getiriyor.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Mısır'da gıda güvenliğinin son iki yılda ciddi şekilde bozulduğunu raporladı. Ülkedeki ekmek, şeker ve yağ gibi temel ürünlerin fiyatlarındaki artış, hane halkı bütçelerini eritiyor. Uzmanlar, hükümetin sosyal koruma ağını genişletmeden yaptığı kesintilerin, uzun vadede daha büyük bir insani krize yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Bölgesel aktörler de gelişmeleri yakından izliyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır'a mali destek sağlayarak istikrarı korumaya çalışıyor. Ancak bu destekler, yapısal reformları teşvik etmek yerine geçici rahatlama sağlıyor. Mısır'ın ekonomik kırılganlığı, Doğu Akdeniz'deki enerji dengeleri ve Libya'daki istikrar arayışlarıyla da doğrudan bağlantılı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Mısır'daki gıda yardımı kesintileri, Türkiye'nin bölgesel ticaret ve diplomasi politikalarını birkaç açıdan etkileyebilir. Öncelikle, Mısır'ın buğday ithalatında Türkiye önemli bir tedarikçi konumunda. Mısır'da alım gücünün düşmesi, Türk un ve gıda ihracatını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye ile Mısır arasında son dönemde normalleşen ilişkiler, ekonomik iş birliğini güçlendirme fırsatı sunuyor. Ancak Mısır'da artan toplumsal huzursuzluk, Doğu Akdeniz'deki dengeleri sarsarak Türkiye'nin enerji ve güvenlik çıkarlarını dolaylı yoldan etkileyebilir. Türkiye, bölgede istikrarın korunması için insani yardım ve ticaret diplomasisini önceliklendirmeli.