Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati, 24 Temmuz 2025 Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Mısır'ın Sudan'ın bölünmesini veya parçalanmasını kabul etmeyeceğini bildirdi. Abdülati, bu sözleri başkent Kahire'de düzenlenen ve üçüncü gününe giren yüksek düzeyli bir oturumda sarf etti. "Vatan ve Vatandaş Güvenliği" başlıklı oturumda konuşan Bakan, Kahire'nin Sudan krizine ilişkin uzun süredir devam eden tutumunu yineledi. Mısır'ın komşu Sudan'daki istikrarsızlığa kayıtsız kalmadığını belirten Abdülati, ülkenin toprak bütünlüğünün korunmasının bölgesel güvenlik için hayati önem taşıdığını vurguladı.
Sudan'daki Krizin Arka Planı
Sudan, Nisan 2023'ten bu yana ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında şiddetli çatışmalara sahne oluyor. Çatışmalar başkent Hartum ve çevresinden başlayarak ülkenin geniş bir bölümüne yayıldı; yüz binlerce kişi yerinden edildi, binlerce sivil hayatını kaybetti. Birleşmiş Milletler ve uluslararası kuruluşlar, Sudan'da insani durumun giderek kötüleştiği konusunda uyarıyor. Mısır, Sudan ile yaklaşık 1.200 kilometrelik ortak sınırı ve derin tarihi, kültürel ve ekonomik bağları nedeniyle krizin doğrudan etkilerini hissediyor. Kahire yönetimi, farklı vesilelerle Sudan'da siyasi diyalog ve barışçıl çözüm çağrısında bulunmuş, taraflar arasında arabuluculuk girişimlerinde yer almıştı.
Mısır'ın tutumu, Sudan'ın toprak bütünlüğünün korunması ve istikrarın yeniden tesisi yönünde. Dışişleri Bakanı Abdülati'nin açıklamaları, Kahire'nin Sudan'da herhangi bir fiili bölünmeyi veya ayrılıkçı oluşumları meşru görmeyeceğini açıkça ortaya koyuyor. Bu pozisyon, Mısır'ın Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz bölgesindeki stratejik çıkarlarıyla da uyumlu. Sudan'ın parçalanması, bölgesel güç dengesini sarsabileceği gibi, Mısır'ın güney komşusuyla olan sınır güvenliğini ve su kaynakları meselesini de olumsuz etkileyebilir. Özellikle Nil Nehri sularının paylaşımı konusunda Mısır ve Sudan benzer kaygılar taşıyor; istikrarsız bir Sudan, bu denklemde belirsizlik yaratıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Sudan krizi, yalnızca ülke içi bir çatışma olmanın ötesinde, bölgesel ve uluslararası aktörlerin de dahil olduğu karmaşık bir denklem haline gelmiş durumda. Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Mısır gibi bölge ülkeleri farklı gruplarla temas halinde. Batılı ülkeler ve uluslararası kuruluşlar ise ateşkes ve insani erişim için çabalıyor. Mısır'ın son açıklaması, Sudan'da kalıcı bir bölünmenin önlenmesi gerektiği mesajını uluslararası topluma iletiyor. Aynı zamanda, Mısır'ın krizin çözümünde aktif rol alma isteğini de gösteriyor. Kahire, hem Afrika Birliği hem de Arap Ligi çerçevesinde Sudan'ın istikrarı için diplomatik girişimlerini sürdürüyor. Ancak Sudan'daki mevcut fiili durum ve çatışan tarafların tutumu, bölünme riskini canlı tutuyor. Uzmanlar, özellikle HDK'nin kontrol ettiği bölgelerde ayrılıkçı eğilimlerin güçlenebileceği uyarısında bulunuyor. Mısır'ın bu noktadaki kararlı duruşu, bölgedeki diğer aktörler üzerinde de baskı oluşturabilir.
Uluslararası toplum, Sudan'da insani felaketin önlenmesi ve siyasi çözüm için daha etkili adımlar atılması gerektiği konusunda hemfikir. Ancak farklı çıkar grupları nedeniyle ortak bir strateji geliştirilemiyor. Mısır'ın açıklaması, bu çerçevede toprak bütünlüğü vurgusunu öne çıkararak, olası bir bölünmenin önüne geçilmesi çağrısı olarak okunabilir. Bölgesel istikrarın korunması için Sudan'ın bir an önce istikrara kavuşması gerektiği açık.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sudan'daki krizi yakından takip ediyor ve taraflar arasında diyalog çağrısı yapıyor. Mısır'ın bölünme karşıtı tutumu, Türkiye'nin de savunduğu toprak bütünlüğü ilkesiyle örtüşüyor. Ankara, Sudan'da kalıcı barış ve istikrarın tesisi için çaba harcıyor; insani yardımlar ve diplomatik girişimlerle krizin çözümüne katkı sağlamaya çalışıyor. Mısır ile Türkiye arasında son dönemde artan diyalog ve işbirliği ortamında, Sudan konusunda benzer pozisyonların dile getirilmesi, bölgesel koordinasyon açısından olumlu bir adım. Ayrıca Sudan'ın istikrarı, Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu'ndaki güvenlik dengeleri açısından da Türkiye için önem taşıyor. Bölünme riskinin bertaraf edilmesi, bölgesel ticaret ve yatırım ortamının korunmasına katkı sağlayabilir.