Mısır Merkez Bankası, politika faizini dördüncü kez üst üste sabit tutarak, enflasyonun yeniden hız kazanması ve İran ile İsrail arasındaki çatışmaların sona ermesine yönelik beklentilerin zayıflaması karşısında temkinli bir duruş sergiledi. Banka, parasal sıkılaştırma döngüsüne ara verirken, piyasaların yakından izlediği karar, ülke ekonomisinin kırılganlığını ve jeopolitik risklerin etkisini gözler önüne serdi.
Gelişmenin Arka Planı
Mısır Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, Perşembe günü yaptığı toplantıda, bir hafta vadeli mevduat faizini %27,25 ve bir hafta vadeli kredi faizini %28,25 seviyesinde sabit bıraktı. Bu karar, Şubat ayındaki 200 baz puanlık faiz artırımının ardından dördüncü kez faizlerin değiştirilmemesi anlamına geliyor. Karar, Bloomberg anketine katılan tüm ekonomistlerin beklentileriyle uyumlu gerçekleşti.
Merkez bankasından yapılan açıklamada, enflasyonun 2024'ün ikinci yarısında kaydedilen düşüşün ardından 2025'in başında yeniden yükselişe geçtiği belirtildi. Özellikle gıda fiyatlarındaki artış, yıllık enflasyonun Şubat ayında %12,8'e ulaşmasına neden oldu. Yetkililer, jeopolitik belirsizliklerin ve küresel emtia fiyatlarındaki dalgalanmaların enflasyon üzerindeki yukarı yönlü riskleri artırdığını vurguladı. Ayrıca, Süveyş Kanalı'ndan elde edilen gelirlerdeki düşüşün, Kızıldeniz'deki güvenlik endişeleri nedeniyle devam ettiği ifade edildi.
Mısır ekonomisi, son yıllarda art arda krizlerle mücadele ediyor. Döviz kıtlığı, yüksek dış borç ve turizm gelirlerindeki dalgalanmalar, ülkenin en büyük sorunları arasında yer alıyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) ile yapılan 8 milyar dolarlık anlaşma kapsamında sürdürülen reform programına rağmen, ekonomik toparlanma beklenenden yavaş ilerliyor. Öte yandan, hükümetin yaklaşık 60 milyar dolarlık devlet varlığını özelleştirme planı da henüz istenilen sonucu vermedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Mısır'ın faiz kararı, yalnızca iç dinamiklerden değil, aynı zamanda bölgesel gelişmelerden de etkileniyor. İran ile İsrail arasındaki çatışmaların sürmesi, Orta Doğu'da enerji fiyatları ve tedarik zincirleri üzerinde belirsizlik yaratıyor. Mısır, jeopolitik olarak İsrail ile Gazze arasındaki ateşkes müzakerelerinde kilit bir rol oynarken, İran cephesindeki gerilimler bölgesel istikrarı tehdit ediyor. Bu durum, Mısır'ın enerji ithalat maliyetlerini artırabilir ve turizm gelirlerini olumsuz etkileyebilir.
Küresel ölçekte ise, Amerikan Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirimlerine gitmesi, gelişmekte olan ülkeler için daha elverişli bir ortam yaratıyor. Ancak Mısır, yüksek enflasyon ve mali açığı nedeniyle bu fırsatı yeterince değerlendiremiyor. Yabancı yatırımcıların ilgisi, Mısır'ın para birimi Mısır lirasındaki değer kaybını dengelemeye yetmiyor. Ülkenin dış borç ödemeleri, merkez bankası rezervleri üzerindeki baskıyı sürdürüyor.
Uzmanlar, Mısır'ın faiz artırımına gitmemesinin, büyümeyi destekleme çabasından ziyade, mevcut ekonomik koşulların faiz artırımına izin vermemesinden kaynaklandığını belirtiyor. Özellikle, özel sektörün krediye erişimindeki zorluklar ve yüksek borç yükü, sıkılaşma politikalarının sınırına gelindiğini gösteriyor. Önümüzdeki dönemde, İran savaşının seyri ve küresel emtia fiyatlarındaki gelişmeler, Mısır Merkez Bankası'nın bir sonraki adımını belirlemede kritik rol oynayacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Mısır'ın faiz kararı, Türkiye ekonomisi açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, bölgesel dinamikler açısından önem taşıyor. İki ülke, Doğu Akdeniz'de deniz yetki alanları konusunda anlaşmazlık yaşamış, ancak son yıllarda ilişkileri normalleşme sürecine girmiştir. Mısır'daki ekonomik istikrar, enerji ticareti ve Doğu Akdeniz'deki güç dengeleri açısından Türkiye'yi yakından ilgilendiriyor. Ayrıca, bölgedeki jeopolitik belirsizlikler, Türkiye'nin enerji ithalat maliyetlerini ve ihracat pazarlarını etkileyebilir. Türkiye'nin kendi enflasyonla mücadele sürecinde, Mısır'ın yaşadığı zorluklar, benzer ekonomik kırılganlıklara sahip ülkeler için önemli dersler barındırıyor.