Kuzey ve Güney Amerika genelinde 70'ten fazla milletvekili, ABD Başkanı Donald Trump yönetimine, uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele kapsamında düzenlenen ve son dönemde artan deniz operasyonlarını durdurma çağrısı yaptı. ABD, Kanada ve Kolombiya'dan parlamenterlerin imzaladığı ortak açıklamada, söz konusu saldırıların uluslararası hukuku ihlal ettiği ve bölgesel istikrarı tehdit ettiği vurgulandı. Çağrı, Latin Amerika'da yükselen tepkilerin bir yansıması olarak dikkat çekiyor.
Saldırı Kampanyasının Arka Planı
ABD yönetimi, son aylarda Karayipler ve Doğu Pasifik'te uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı olduğu iddia edilen tekneleri hedef alan geniş kapsamlı bir operasyon başlattı. Bu operasyonlar kapsamında çok sayıda tekne vuruldu ve bazı olaylarda can kayıpları yaşandı. Washington, operasyonların uluslararası uyuşturucu ağlarını çökertmeyi amaçladığını savunurken, eleştirmenler bu eylemlerin yasal dayanaktan yoksun olduğunu ve hedef gözetmeksizin sivil kayıplara yol açtığını belirtiyor.
Söz konusu parlamento üyeleri, yayınladıkları bildiride, saldırıların Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne (UNCLOS) ve uluslararası insan hakları hukukuna aykırı olduğunu ifade etti. İmzacılar arasında ABD'den Demokrat Partili senatörler ve temsilciler, Kanada'dan milletvekilleri ve Kolombiya'dan senatörler bulunuyor. Açıklamada, "Bu tür eylemler, bölgesel işbirliğini zayıflatmakta ve uyuşturucuyla mücadelede ortak çabaları baltalamaktadır" denildi.
Milletvekilleri ayrıca, Trump yönetiminin Kongre'ye danışmadan bu operasyonları yürüttüğünü ve şeffaflıktan uzak olduğunu belirterek, başkanın savaş yetkilerini aştığını öne sürdü. ABD Anayasası'na göre, savaş ilanı yetkisi Kongre'ye ait olup, başkanın askeri güç kullanımı konusunda sınırlı yetkileri bulunuyor. Ancak uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele, genellikle ulusal güvenlik kapsamında değerlendirilerek başkanlık yetkileriyle yürütülüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu çağrı, Latin Amerika ülkeleriyle ABD arasındaki ilişkilerde son yıllarda artan gerilimin bir parçası. Özellikle Kolombiya, Meksika ve Orta Amerika ülkeleri, ABD'nin uyuşturucuyla mücadele politikalarını zaman zaman egemenliklerine müdahale olarak görüyor. Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro, geçmişte ABD'nin uyuşturucu politikalarını eleştirmiş ve alternatif yaklaşımlar önermişti. Benzer şekilde Meksika Devlet Başkanı Andrés Manuel López Obrador da ABD'nin tek taraflı askeri operasyonlarına karşı çıkmıştı.
Uzmanlar, bu tür saldırıların uyuşturucu ticaretini tamamen durdurmadığını, aksine kaçakçılık rotalarının değişmesine ve şiddetin artmasına neden olabileceğini belirtiyor. Ayrıca, deniz operasyonlarının çevresel etkileri ve balıkçılık faaliyetleri üzerindeki olumsuz yansımaları da tartışılıyor. Bölge ülkeleri, uyuşturucuyla mücadelede daha kapsamlı ve işbirliğine dayalı bir yaklaşım çağrısı yapıyor.
Uluslararası hukuk açısından, açık denizlerde başka bir ülkenin bayrağını taşımayan veya bayrak taşımayan gemilere müdahale, ancak belirli koşullarda meşru sayılıyor. ABD, bu operasyonları genellikle "kollektif savunma" veya "uluslararası uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele" kapsamında gerekçelendiriyor. Ancak muhalifler, bu tür eylemlerin keyfi infazlara dönüşebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin uyuşturucu teknesi saldırıları, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, küresel güvenlik ve uluslararası hukuk açısından önemli dersler içeriyor. Türkiye, benzer şekilde Ege ve Akdeniz'de kaçakçılık ve terörle mücadelede zaman zaman tek taraflı askeri önlemler almakla eleştiriliyor. ABD'nin bu operasyonlarına yönelik uluslararası tepkiler, Türkiye'nin kendi sınır güvenliği ve deniz yetki alanlarındaki eylemlerine yönelik algıyı da etkileyebilir. Ayrıca, NATO müttefiki ABD'nin Latin Amerika'daki tartışmalı uygulamaları, ittifak içinde sorgulamalara yol açabilir. Türkiye, uluslararası hukuka bağlılık vurgusuyla benzer eleştirilerden kaçınmak için diplomasiye ağırlık verebilir.