Yirmili yaşlarındaki bireylerin ev sahibi olma oranı, önceki nesillere kıyasla belirgin şekilde düşük; ancak son veriler, bu eğilimin tersine dönmeye başladığına işaret ediyor. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri'nde yapılan araştırmalar, Y kuşağı olarak bilinen 1981-1996 doğumluların, aynı yaş aralığındaki bebek patlaması ve X kuşağı üyelerine göre ev sahibi olma olasılığının çok daha az olduğunu ortaya koyuyor. Ancak son dönemdeki faiz oranları, konut arzı ve ücret artışlarındaki değişimler, bu tablonun değişebileceğine dair umut veriyor.
Gelişmenin arka planı
ABD'deki konut sahipliği oranları, genç yetişkinler arasında son 50 yılın en düşük seviyesinde. Brookings Enstitüsü'nün verilerine göre, 2021'de 25-34 yaş arasındaki bireylerin yalnızca %38'i ev sahibi; bu oran 1980'lerde aynı yaş grubu için %50'nin üzerindeydi. Bu düşüşün arkasında, 2008 mali krizi sonrası artan öğrenci kredisi borçları ve yükselen konut fiyatları yatıyor. Ayrıca, gençlerin geleneksel olarak iş bulduğu şehirlerde kiraların hızla artması, birikim yapmayı zorlaştırıyor.
Ancak son birkaç yılda bazı olumlu gelişmeler yaşandı. Pandemi sonrasında uzaktan çalışmanın yaygınlaşması, genç profesyonellerin daha düşük maliyetli bölgelere taşınmasına olanak tanıdı. Bu, özellikle orta batı eyaletlerinde ve güneydeki bazı şehirlerde ev fiyatlarının daha erişilebilir olmasıyla birleşince, Y kuşağının ev sahibi olma oranında küçük ama gözle görülür bir artış sağladı. Amerikan Nüfus Sayım Bürosu'nun 2023 verilerine göre, 35 yaş altı ev sahiplerinin sayısı bir önceki yıla göre %2 artış gösterdi.
Öte yandan, mortgage faizlerinin 2020-2021'deki tarihi düşük seviyelerden yükselmesi, bazı gençleri yine zorluyor. Ancak faizlerin 2024'te kademeli olarak gevşemesi ve konut arzının artması bekleniyor. Hükümetin ilk kez ev alacaklara yönelik destek programları da bu trendi hızlandırabilir. Örneğin, Biden yönetiminin 10 bin dolar avans ödemesi desteği önerisi, Kongre'de tartışılıyor.
Veriler, Y kuşağının ev sahibi olma hızının artmasına rağmen, bu hızın önceki nesillerle aynı seviyeye ulaşmasının yıllar alabileceğini gösteriyor. Uzmanlar, eğer bu eğilim devam ederse, Y kuşağının ev sahibi olma oranının 2030'lara kadar X kuşağını yakalayabileceğini öngörüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu tablo yalnızca ABD'ye özgü değil. Avrupa'nın birçok ülkesinde, özellikle İngiltere, İspanya ve İtalya'da genç yetişkinlerin ev sahibi olma oranları hızla düşüyor. İngiltere'de 25-34 yaş arası ev sahipliliği 1989'da %50 iken, 2023'te %36'ya geriledi. Benzer şekilde, Kanada ve Avustralya gibi göçmen ülkelerinde de konut fiyatları, yerli genç nüfusun ev alımını neredeyse imkansız hale getirdi.
Küresel ölçekte, bu durumun sosyal ve ekonomik sonuçları tartışılıyor. Ev sahibi olamayan gençlerin, emeklilik döneminde güvenceye sahip olma ihtimali azalıyor; bu da gelecekte devlet bütçeleri üzerinde ek yük oluşturabilir. Ayrıca, bu durum siyasi hoşnutsuzluğu artırabilir; nitekim birçok ülkede konut fiyatları sokak protestolarına ve seçim kampanyalarının merkezinde yer alan bir konu haline geldi.
Çözüm arayışları ise ülkeden ülkeye farklılık gösteriyor. İspanya'da gençlere kira sübvansiyonu sağlanırken, Almanya'da kooperatif konut modeli öne çıkıyor. Ancak asıl etkili çözümün konut arzını artırmak olduğu konusunda uzmanlar hemfikir. Özellikle kentsel alanlarda imar düzenlemelerinin gevşetilmesi ve yeni konut projelerinin teşvik edilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu küresel eğilim, Türkiye'deki konut sorunuyla doğrudan paralellik gösteriyor. Türkiye'de de genç nüfus, yüksek enflasyon ve artan konut fiyatları nedeniyle ev sahibi olmakta zorlanıyor. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, konut satışlarında son yıllarda düşüş yaşanırken, kiralar özellikle büyük şehirlerde fahiş oranlarda arttı. Bu durum, hem sosyal huzursuzluğu tetikleyebilir hem de genç nüfusun yurt dışına göç eğilimini güçlendirebilir. Hükümetin yeni konut projeleri ve kredi destekleri elbette önemli, ancak sürdürülebilir çözüm için arz artışı ve gelir politikalarının birlikte hayata geçirilmesi gerekiyor. Aksi halde Türkiye, gelişmiş ülkelerde görülen konut krizinin benzerini yakın gelecekte daha derinden yaşayabilir.