Almanya Başbakanı Friedrich Merz, aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin ülkenin doğusundaki ikinci seçim zaferini kazanması ve aşırı solun başkent Berlin'deki seçimleri kazanmasının ardından "yıkıcı güçler" olarak nitelendirdiği siyasi hareketlere karşı sert bir uyarıda bulundu. Merz, Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) lideri olarak koalisyon hükümetinin geleceği için kritik bir dönemeçte olduğunu kabul ederken, demokratik partilerin bu "yıkıcı" akımlara karşı birlik olması gerektiğini vurguladı.
Seçim yenilgileri ve siyasi deprem
Geçtiğimiz pazar günü yapılan seçimler, Almanya siyasetinde dengeleri değiştirdi. AfD, doğu Almanya'daki Saksonya ve Thüringen eyaletlerinde yapılan seçimlerin ardından şimdi de Brandenburg eyaletinde yapılan seçimleri kazanarak bölgedeki ikinci büyük zaferini elde etti. Bu sonuç, AfD'nin doğu Almanya'da kalıcı bir seçmen tabanı oluşturduğunu ve ana akım partilerin bu bölgedeki etkisini yitirdiğini gösteriyor. Öte yandan başkent Berlin'de yapılan seçimlerden aşırı sol görüşlü partilerin zaferle ayrılması, Merz hükümeti için bir başka şok etkisi yarattı. Berlin, Almanya'nın siyasi ve ekonomik merkezi olması nedeniyle bu sonuç, ülke genelindeki siyasi iklimin ne kadar kutuplaştığını gözler önüne seriyor.
Merz, seçim sonuçlarının ardından yaptığı açıklamada, "Demokrasimizi yıkmaya çalışan yıkıcı güçlere karşı kararlılıkla duracağız" ifadelerini kullandı. Ancak bu açıklamalar, CDU'nun kendi içindeki ve koalisyon ortaklarıyla olan ilişkilerindeki sorunları örtbas etmeye yetmiyor. Merz, göreve geldiğinden bu yana ilk büyük seçim sınavını kaybetmiş durumda ve parti içindeki muhalif sesler yükselmeye başladı.
Ekonomik ve toplumsal arka plan
AfD'nin yükselişi, Almanya'nın karşı karşıya olduğu ekonomik zorluklarla yakından ilişkili. Ülke, yüksek enerji maliyetleri, sanayide yaşanan durgunluk ve göçmenlik konusundaki tartışmalarla boğuşuyor. Özellikle doğu eyaletlerinde işsizlik oranları batıya göre daha yüksek ve altyapı yatırımları yetersiz. AfD, bu hoşnutsuzluğu iyi kullanarak protesto oylarını kendine çekmeyi başardı. Aynı şekilde aşırı sol partiler de Berlin'de artan kira fiyatları, gelir eşitsizliği ve sosyal adalet taleplerini öne çıkararak genç seçmenlerden destek aldı.
Merz hükümeti, ekonomik canlanmayı sağlamak için bir dizi reform paketi açıklamıştı ancak bu reformların etkisi henüz hissedilmedi. Ukrayna savaşı nedeniyle savunma harcamalarının artırılması, enerji dönüşümü için ayrılan bütçenin şişmesi ve AB içindeki ticaret anlaşmazlıkları, hükümetin manevra alanını daraltıyor. Ekonomi Bakanı Robert Habeck'in istifası ve yerine gelen ismin uyum sorunları da koalisyonun istikrarını tehdit ediyor.
Koalisyon içi gerilim ve gelecek senaryoları
Merz'in liderliğindeki koalisyon, Sosyal Demokrat Parti (SPD), Yeşiller ve Hür Demokrat Parti (FDP)'den oluşuyor. Ancak son seçim yenilgileri, bu ortaklıkta çatlaklar yaratmış durumda. FDP lideri Christian Lindner, ekonomik politikaların yetersiz olduğunu savunarak erken seçim çağrısı yapmaya başladı. SPD içinde de Merz'in liderlik tarzına yönelik eleştiriler var. Koalisyonun ömrü, önümüzdeki aylarda yapılacak kritik oylamalara bağlı.
Öte yandan AfD'nin yükselişi, Avrupa genelinde aşırı sağın güçlenmesi trendinin bir parçası. Fransa'da Ulusal Birlik (RN), İtalya'da İtalya'nın Kardeşleri (FdI) ve Hollanda'da Özgürlük Partisi (PVV) gibi partiler, göçmen karşıtı ve milliyetçi söylemlerle benzer bir ivme yakalamış durumda. Almanya'daki bu sonuçlar, Avrupa Birliği'nin iç dinamiklerini de etkileyecek. Özellikle 2024 Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesinde AfD'nin güçlenmesi, AB'nin iklim politikaları ve göç anlaşmaları gibi konularda karar alma süreçlerini zorlaştırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Almanya'daki siyasi çalkantı, Türkiye'yi yakından ilgilendiriyor. Almanya, Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı ve Avrupa'daki en kalabalık Türk diasporasının yaşadığı ülke. AfD'nin yükselişi, göçmen karşıtı söylemleriyle Türk toplumunu tedirgin ediyor. Ayrıca Merz hükümetinin zayıflaması, Türkiye-AB ilişkilerinde yeni belirsizliklere yol açabilir. Özellikle gümrük birliği güncellemesi ve vize serbestisi gibi konularda Almanya'nın tutumu kritik. Ekonomik durgunluk, iki ülke arasındaki ticaret hacmini olumsuz etkileyebilir. Türkiye, Almanya'daki siyasi istikrarsızlığı dikkatle izlemeli ve olası bir erken seçim senaryosuna hazırlıklı olmalı.