İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, 4 Eylül'de görevde kalma süresi açısından Benito Mussolini'den bu yana en uzun süre kesintisiz görev yapan başbakan unvanını alacak. 2022'de iktidara gelen Meloni, popülist söylemini ılımlı politikalarla birleştirerek İtalya'nın siyasi istikrarını sağlamış görünüyor. Ekonomik veriler ve dış politika hamleleri, Meloni'nin Avrupa'da yeni bir sağ model oluşturduğu yorumlarına yol açıyor.
Siyasi istikrarın arka planı
Meloni, kısa süreli hükümetlerle tanınan İtalya'da iki yılı aşkın süredir görevde. Bu süre, II. Dünya Savaşı sonrası İtalya'da nadir görülen bir istikrarı işaret ediyor. Meloni'nin başarısında, koalisyon ortaklarıyla kurduğu dengeli ilişkiler ve ekonomi yönetimindeki temkinli yaklaşım etkili oldu. Bütçe disiplini ve Avrupa Birliği fonlarının etkin kullanımı, uluslararası piyasaların güvenini kazandı.
Meloni, göç konusunda sert söylemini sürdürse de, AB ile işbirliği ve Tunus gibi ülkelerle yapılan anlaşmalarla somut adımlar attı. Ekonomide ise faiz indirimleri ve vergi reformlarıyla iş dünyasının desteğini aldı. Son dönemde İtalya'nın kredi notu görünümü iyileşti; bu, Meloni'nin ekonomik yönetiminin bir sonucu olarak değerlendiriliyor.
Ancak Meloni'nin popülist kökleri tamamen terk ettiği söylenemez. Göçmen karşıtı söylem, aile değerleri vurgusu ve ulusal egemenlik teması, siyasi tabanını korumasını sağlıyor. Bu ikili strateji, hem içerde hem dışarda eleştirilere rağmen işlevsel görünüyor.
Avrupa ve küresel boyut
Meloni'nin yükselişi, Avrupa'da sağ popülist partilerin ana akıma entegrasyonunun bir örneği olarak okunuyor. Fransa'da Marine Le Pen, Hollanda'da Geert Wilders gibi isimler, Meloni'nin modelini yakından izliyor. Meloni, AB içinde reform taleplerini dile getirirken, Ukrayna'ya destek ve NATO bağlılığı gibi konularda Batı ile uyumlu hareket ediyor. Bu pragmatik çizgi, onu diğer popülist liderlerden ayrıştırıyor.
İtalya'nın G7 dönem başkanlığı ve Meloni'nin Afrika'ya yönelik Mattei Planı, enerji ve göç konularında yeni işbirlikleri öngörüyor. Meloni, AB'nin göç politikalarında daha etkin olması için baskı yapıyor ve bu konuda bazı AB ülkelerinden destek görüyor. Ekonomik olarak ise İtalya, AB'nin üçüncü büyük ekonomisi olarak Euro Bölgesi'nin istikrarı için kritik önemde.
Meloni'nin uzun süreli iktidarı, İtalya'nın dış politikada daha öngörülebilir bir ortak olmasını sağladı. ABD ile ilişkilerde de dengeli bir çizgi izleyen Meloni, hem Transatlantik bağları güçlendiriyor hem de Çin ile ekonomik ilişkileri yönetmeye çalışıyor. İtalya'nın Bir Kuşak Bir Yol projesinden çekilmesi, Meloni'nin Batı yanlısı duruşunun bir göstergesi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Meloni'nin istikrarlı yönetimi, Türkiye-İtalya ilişkileri açısından hem fırsat hem de zorluklar içeriyor. İki ülke arasında ticaret hacmi 25 milyar doları aşmış durumda; İtalya, Türkiye'nin AB'deki en büyük ticaret ortaklarından biri. Meloni'nin göç konusundaki sert tutumu, Türkiye'nin AB ile yürüttüğü göç diyaloğunda yeni dinamikler yaratabilir. Ancak Meloni'nin AB içindeki reform talepleri ve Akdeniz'deki enerji işbirlikleri, Türkiye'nin Doğu Akdeniz politikalarıyla örtüşebilir. Türkiye, İtalya'nın istikrarlı yönetimini, AB ile ilişkilerde bir denge unsuru olarak görebilir. Yine de Meloni'nin popülist söylemi, zaman zaman Türkiye'ye yönelik eleştirileri beraberinde getirebilir. Bu nedenle Ankara, Roma ile ilişkileri pragmatik bir zeminde tutmaya özen göstermeli.