Meksika'nın başkenti Meksiko City'de, eski Chihuahua Eyaleti Başsavcısı Cesar Jauregui, ulusal güvenlik güçlerine ait operasyonlara yabancı personelin katılmasına izin verdiği iddiasıyla vatana ihanet suçlamasıyla gözaltına alındı. Başsavcı Ernestina Godoy Ramos'un açıklamasına göre, Jauregui hakkında yürütülen soruşturma, 2020 yılında gerçekleştirilen ve ABD Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi (DEA) ajanlarının katıldığı bir uyuşturucu baskınına odaklanıyor. Meksika yasaları, ulusal güvenlik operasyonlarında yabancı güvenlik personelinin doğrudan rol almasını yasaklıyor. Jauregui'nin, bu yasağı ihlal ederek ABD'li ajanların operasyona katılmasına onay verdiği öne sürülüyor.
Olayın Arka Planı
Cesar Jauregui, 2016-2021 yılları arasında Chihuahua Başsavcısı olarak görev yaptı. Görev süresi boyunca, eyalette artan uyuşturucu kaçakçılığı ve organize suç örgütleriyle mücadele konusunda tartışmalı kararlara imza attı. Soruşturmanın merkezinde, 2020 yılının Mart ayında Chihuahua'nın Juarez kentinde düzenlenen ve bir uyuşturucu kartelinin finansal ağını hedef alan operasyon yer alıyor. İddiaya göre, bu operasyonda DEA ajanları, Meksika Deniz Piyadeleri ve Federal Polis ile birlikte hareket etti. Meksika Anayasası'nın 89. maddesi ve Ulusal Güvenlik Yasası, yabancı güvenlik birimlerinin ülke içinde operasyonel faaliyetlerde bulunmasını kesin olarak yasaklıyor; yalnızca istihbarat paylaşımı ve eğitim gibi sınırlı işbirlikleri mümkün.
Başsavcı Godoy, basın toplantısında, "Jauregui'nin eylemleri, ulusal egemenliğe ve güvenlik güçlerinin münhasır yetkisine doğrudan bir saldırıdır" ifadelerini kullandı. Soruşturma, Meksika Federal Polisi'nin iç işlerinden sorumlu biriminin, 2022 yılında ihbar üzerine başlattığı inceleme sonucunda derinleşti. Jauregui'nin, ABD'li yetkililerle yapılan gayriresmi bir anlaşma çerçevesinde hareket ettiği ve bu durumun üst makamlardan gizlendiği iddia ediliyor. Eski başsavcı, geçtiğimiz hafta Chihuahua'da gözaltına alındı ve Meksiko City'deki federal bir mahkemeye sevk edildi. Tutukluluk halinin devamına karar verildi.
Jauregui'nin avukatları, suçlamaları reddederek müvekkillerinin yasal çerçevede hareket ettiğini ve operasyonun ulusal güvenlik gerekçeleriyle onaylandığını savunuyor. Ancak savcılık, yazılı belgelerin ve tanık ifadelerinin aksini gösterdiğini belirtiyor. Dava, Meksika'da yabancı ajanların ülke içindeki faaliyetlerine ilişkin uzun süredir devam eden hassasiyeti yeniden gündeme getirdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu tutuklama, Meksika ile ABD arasındaki güvenlik işbirliğinde önemli bir gerilim noktası oluşturuyor. ABD, uyuşturucu kartelleriyle mücadelede Meksika'ya istihbarat ve lojistik destek sağlıyor; ancak Meksika kamuoyunda ve siyasetinde, ABD'nin ülke içindeki etkisine dair tarihsel bir şüphecilik var. Özellikle 2021'de ABD'nin eski Meksika Savunma Bakanı Salvador Cienfuegos'u uyuşturucu kaçakçılığı suçlamasıyla gözaltına alması ve ardından Meksika'nın talebiyle serbest bırakması, iki ülke arasında güven bunalımına yol açmıştı. Şimdi benzer bir kriz, bu kez Meksika'nın kendi içinde yargısal bir süreçle yaşanıyor.
Uzmanlar, davanın Meksika'nın ulusal egemenliğini vurgulama ve yabancı güvenlik güçlerinin rolünü sınırlama çabasının bir parçası olarak görüyor. Ayrıca, iktidardaki Morena partisinin, selefi hükümetlerin ABD ile yaptığı gizli anlaşmaları deşifre etme politikası çerçevesinde bu tür davaları teşvik ettiği yorumları yapılıyor. Öte yandan, ABD yönetimi henüz resmi bir açıklama yapmadı; ancak gözlemciler, davanın iki ülke arasındaki istihbarat paylaşımını olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulunuyor. Meksika'nın kuzey sınırında uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadelede DEA ile yapılan ortak operasyonlar, zaman zaman tartışma konusu olmuştu. Bu dava, gelecekteki işbirliği modellerini de etkileyebilir.
Latin Amerika genelinde, ABD'nin uyuşturucuyla mücadele politikaları ve askeri varlığı sık sık sorgulanıyor. Özellikle son yıllarda sol eğilimli hükümetlerin iktidara gelmesiyle birlikte, bölge ülkeleri ABD'nin güvenlik alanındaki etkisini dengelemeye çalışıyor. Meksika'daki bu dava, benzer şekilde, ulusal egemenlik vurgusunu öne çıkaran bir örnek olarak değerlendirilebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Meksika'da yaşanan bu gelişme, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, uluslararası hukuk ve egemenlik açısından önemli dersler içeriyor. Türkiye, son yıllarda sınır ötesi güvenlik operasyonları ve yabancı güçlerle işbirliği konusunda hassas bir denge yürütüyor. Meksika'nın kendi topraklarında yabancı ajanların operasyonlarına karşı gösterdiği tepki, Türkiye'nin de benzer şekilde ulusal güvenlik ve egemenlik konularındaki tutumunu yansıtıyor. Ayrıca, ABD ile istihbarat paylaşımı ve ortak operasyonlar, Türkiye'nin de zaman zaman gündemine gelen konular arasında. Bu dava, yabancı güçlerle yapılan işbirliklerinde şeffaflık ve yasal çerçevenin önemini vurguluyor. Türkiye, kendi bölgesinde benzer hassasiyetleri göz önünde bulundurarak, müttefikleriyle ilişkilerinde denge politikası izlemeye devam edecektir.