Meksiko, 11 Haziran - Meksika'da kayıp yaklaşık 135 bin kişinin aileleri, başkent Meksiko'da düzenledikleri büyük bir yürüyüşle hem FIFA Dünya Kupası'nın açılışını protesto etti hem de hükümetin kayıplara yönelik eylemsizliğini kınadı. Yüzlerce aile, ellerinde kayıp yakınlarının fotoğrafları ve "Yaşayanları istiyoruz" yazılı pankartlarla sokaklara döküldü. Eylem, dünyanın dört bir yanından gelen futbolseverlerin ve medyanın ilgisiyle küresel çapta ses getirdi. Kayıp aileleri, yetkilileri "soykırım" ve "sistematik insan hakları ihlali" yapmakla suçlarken, bağımsız bir kayıp komisyonu kurulmasını talep etti.
Kayıpların boyutu ve hükümetin tutumu
Meksika'da 2006 yılında başlatılan uyuşturucu kartellerine karşı savaşın ardından kayıp sayısı hızla arttı. Resmi verilere göre ülkede şu ana kadar 134.999 kişi kayboldu. Ancak insan hakları örgütleri, bu sayının gerçekte çok daha yüksek olduğunu belirtiyor. Kayıpların büyük kısmı, organize suç örgütleri tarafından kaçırıldığı veya devlet güçleri tarafından gözaltında kaybedildiği düşünülen kişilerden oluşuyor. Aileler, polis ve askeri yetkililerin kayıp vakalarını yeterince soruşturmadığını, delilleri kararttığını ve mağdurları suçladığını iddia ediyor.
Başkan Andrés Manuel López Obrador (AMLO) yönetimi, kayıp sorununu çözmek için "Barış ve Güvenlik Planı" adı altında bazı adımlar attı ancak sonuçlar hayal kırıklığı yarattı. Aileler, hükümetin sunduğu tazminat ve yardımların yetersiz olduğunu ve sorunun köküne inmediğini savunuyor. Protestocular, Dünya Kupası'nın açılış gününü, dünya kamuoyunun dikkatini çekmek için stratejik bir fırsat olarak değerlendirdi. Etkinlik boyunca Meksiko'daki gösterilerin şiddet içermediği, ancak bazı noktalarda polis grubun dağılması için müdahalede bulunduğu bildirildi.
Bölgesel ve küresel boyut
Meksika'daki kayıplar sorunu, Latin Amerika'da yaygın bir insan hakları krizinin parçası. Özellikle Orta Amerika ülkelerinde kayıp sayıları benzer şekilde yüksek. Dünya Kupası gibi küresel bir spor etkinliği, bu tür toplumsal sorunların uluslararası alanda görünürlük kazanması için bir platform haline gelebiliyor. Meksikalı aktivistler, Dünya Kupası'nın ticari ve sportif yönünün yanı sıra, sosyal adalet taleplerinin de yankı bulduğu bir alan olması gerektiğini vurguluyor. Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşlar, Meksika hükümetine kayıp sorununa acil çözüm bulması çağrısında bulundu. Ayrıca, Dünya Kupası'nın ev sahibi ülkelerinden biri olan ABD'de de Meksika kayıplarına dikkat çeken eş zamanlı protestolar düzenlendi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Meksika'daki kayıp krizi, Türkiye'nin de benzer sorunlarla karşı karşıya olduğu bir dönemde önemli dersler barındırıyor. Türkiye'de özellikle 1990'larda yaşanan faili meçhul cinayetler ve kayıp vakaları, bugün hâlâ ailelerin adalet arayışının sürdüğü bir yara. Meksika örneği, kayıp sorununun çözümünde bağımsız soruşturma mekanizmalarının, şeffaflığın ve uluslararası baskının önemini ortaya koyuyor. Türkiye'nin de benzer insan hakları ihlalleriyle mücadele ederken, Meksikalı sivil toplum örgütlerinin deneyimlerinden yararlanması mümkün. Ayrıca, büyük spor organizasyonlarının siyasi ve toplumsal mesajlar için nasıl kullanılabileceği, Türkiye'nin 2036 Olimpiyat adaylığı gibi hedefleri göz önüne alındığında stratejik bir perspektif sağlıyor.