Meksika’nın resmi olmayan Dünya Kupası maskotu olarak bilinen aksolotl (Ambystoma mexicanum), doğal yaşam alanı olan Xochimilco kanallarında bilim insanları tarafından iki yıldır görülemiyor. Meksika Ulusal Özerk Üniversitesi (UNAM) araştırmacıları, türün vahşi doğada neslinin tükenmiş olabileceği endişesiyle alarm veriyor. 2023 ve 2024 yıllarında yapılan sistematik sayımlarda tek bir aksolotl kaydedilmedi. Oysa 1998’de kilometrekare başına 6.000 birey bulunuyordu; 2014’te bu sayı 36’ya, 2019’da 10’a düşmüştü. Yok oluşun arkasında çevre kirliliği, istilacı türler ve su kaynaklarının aşırı kullanımı yatıyor.
Gelişmenin arka planı
Aksolotl, Meksika’nın başkenti Mexico City’nin güneyindeki Xochimilco sulak alanlarına endemik bir semender türüdür. Olağanüstü rejenerasyon yeteneğiyle bilinir: kaybettiği uzuvları, omuriliği, hatta beyninin bazı bölümlerini yeniden oluşturabilir. Bu özelliği onu biyomedikal araştırmalar için paha biçilmez kılmaktadır. Ancak vahşi popülasyonu, şehirleşme ve tarımsal atıkların suyu kirletmesi nedeniyle hızla azaldı. İstilacı tilapya ve sazan balıkları hem aksolotl yumurtalarını tüketiyor hem de besin rekabeti yaratıyor. 2010’dan beri IUCN Kırmızı Listesi’nde “kritik tehlikede” olarak sınıflandırılan tür, artık sadece laboratuvar üretimi ile varlığını sürdürüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Meksika hükümeti koruma çabaları için yaklaşık 18 milyon dolar ayırmış olsa da bu fonların etkisi sınırlı kaldı. UNAM’ın “Aksolotl Evi” projesi, türün esaret altında çoğaltılmasını hedefliyor ancak doğal habitatın restorasyonu olmadan bu çabalar yetersiz kalıyor. Dünya çapında birçok akvaryumda aksolotl sergilense de, bu hayvanlar Meksika dışındaki popülasyonlara ait; vahşi Meksika genotipi korunamıyor. Bilim insanları, türün genetik çeşitliliğinin korunması ve yaşam alanlarının iyileştirilmesi için acil uluslararası iş birliği çağrısı yapıyor. Aksi halde Meksika, sembolik bir türünü daha doğada kaybetmenin eşiğinde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye’de aksolotl doğrudan bulunmasa da bu vaka, biyolojik çeşitliliğin korunması konusunda evrensel bir uyarı niteliği taşıyor. Türkiye’nin endemik türleri (örneğin Toros kurbağası, Anadolu yaban koyunu) benzer tehditlerle karşı karşıya. Bu haber, su kaynaklarının kirliliği ve istilacı türlerin etkilerini hatırlatarak, Türkiye’nin çevre politikalarında koruma önlemlerini artırma gerekliliğini vurguluyor. Ayrıca aksolotl gibi rejeneratif özelliklere sahip türlerin kaybı, tıp araştırmaları açısından da küresel bir kayıp potansiyeli taşıyor; Türkiye benzer araştırma potansiyelini değerlendirmeli.