Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dimitri Medvedev, İran'ın stratejik Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünün, Tahran'a nükleer silah sahibi olmakla eşdeğer bir jeopolitik kaldıraç sağladığını belirtti. Medvedev, genişleyen bir bölgesel çatışma halinde İran'ın ayrıca Bab el-Mendep Boğazı'ndan geçen deniz trafiğini de sekteye uğratabileceği uyarısında bulundu. Rus yetkilinin bu açıklamaları, İsrail ile İran arasındaki gerilimin tırmanması ve küresel enerji arzına yönelik endişelerin arttığı bir döneme denk geldi.
Stratejik Boğazlar ve Küresel Enerji Güvenliği
Hürmüz Boğazı, dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği kritik bir su yoludur. Basra Körfezi'ni Umman Denizi'ne bağlayan bu dar geçit, Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi büyük petrol üreticilerinin ihracatı için hayati öneme sahiptir. Medvedev'in vurguladığı gibi, İran'ın bu boğazı kapatma veya tehdit etme kapasitesi, küresel petrol fiyatlarında ani bir sıçramaya ve tedarik zincirlerinde aksamalara yol açabilir.
Rus yetkili, İran'ın sadece Hürmüz'ü değil, aynı zamanda Kızıldeniz'i Akdeniz'e bağlayan Bab el-Mendep Boğazı'nı da hedef alabileceğini ifade etti. Bu bölge, Süveyş Kanalı üzerinden Avrupa'ya giden enerji ve ticaret gemileri için kritik bir geçiş noktasıdır. İran'ın Yemen'deki Husilere verdiği destek sayesinde bu boğazı da tehdit edebileceği değerlendiriliyor. Medvedev, bu durumun küresel petrol akışını ve ticaretini ciddi şekilde etkileyebileceğini kaydetti.
Son yıllarda İran, Basra Körfezi'nde ABD ve müttefiklerine karşı asimetrik deniz taktikleri geliştirdi. Süratli botlar, mayın döşeme ve anti-gemi füzeleriyle donatılan İran Devrim Muhafızları, boğazı kapatma tehdidini sık sık gündeme getiriyor. Bu yetenek, nükleer silah sahibi olmadan da caydırıcılık sağlıyor.
Bölgesel Çatışmanın Genişleme Riski
Medvedev'in açıklamaları, İsrail ile Hamas arasındaki savaşın bölgesel bir çatışmaya dönüşme riskinin arttığı bir ortamda yapıldı. İran, Hamas ve Hizbullah'ı desteklerken, İsrail'in Gazze operasyonlarına misilleme yapabileceği sinyallerini veriyor. Rusya, bu gerilimde İran'a yakın dururken, Batı'nın İsrail'e verdiği desteği eleştiriyor.
Daha geniş bir çatışma durumunda, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma girişimi, ABD ve müttefik donanmalarının müdahalesini tetikleyebilir. 2019'da Suudi petrol tesislerine yapılan saldırılar ve müteakip gerginlikler, bu senaryonun ne kadar patlayıcı olabileceğini göstermişti. Medvedev, Batılı güçlere bu riskleri hafife almamaları çağrısında bulundu ve Rusya'nın İran'a yönelik yaptırımları desteklemeyeceğini yineledi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ithalatının önemli bir kısmını Basra Körfezi ülkelerinden ve İran'dan yapıyor. Hürmüz Boğazı'nın kapatılması veya tehdit altında olması, Türkiye'nin enerji maliyetlerini artırabilir ve tedarik güvenliğini riske atabilir. Ayrıca, Bab el-Mendep Boğazı'ndaki aksamalar, Türkiye'nin Akdeniz limanlarına gelen ticaret hacmini olumsuz etkileyebilir. Ankara, bölgesel bir çatışmanın kendi çıkarlarına zarar vereceğini bilerek hem İran hem de İsrail ile dengeli bir diplomasi yürütmeye çalışıyor. Türkiye'nin, bu tür bir krizde enerji alternatifleri (Karadeniz gazı, yerli kaynaklar) ve boğazlardaki geçiş rejimi üzerindeki kontrolünü (Montrö Sözleşmesi) kullanarak kendini koruma stratejileri geliştirmesi beklenir.