Massachusetts Valisi Maura Healey, eyaletin 24 haftadan sonraki gebeliklerde kürtaj uygulamasına ilişkin mevcut kısıtlayıcı çerçeveyi ortadan kaldıran yasayı imzaladı. Bu hamle, Massachusetts’i kürtaj erişimini genişleten eyaletler arasına katarken, ülke genelinde kürtaj hakları konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Yasa, kadınların gebeliğin 24. haftasından sonra kürtaj olabilmesi için gerekli olan doktor onayı ve diğer bürokratik engelleri kaldırarak, geç dönem kürtajları yalnızca annenin sağlık durumuna bağlı hale getiriyor.
Yeni Yasanın Kapsamı ve Önemi
Massachusetts Temsilciler Meclisi ve Senatosu’nda geniş bir destekle kabul edilen yasa, Vali Healey tarafından eyalet binasında düzenlenen törende imzalandı. Yasa, 24 haftadan sonraki kürtajlar için önceden zorunlu olan iki doktorun onayını ve diğer idari süreçleri kaldırıyor. Bu değişiklik, özellikle fetal anomali veya annenin sağlığını tehdit eden durumlarda kadınların daha hızlı ve kolay bir şekilde sağlık hizmeti almasını sağlıyor. Yasa ayrıca, hamileliğin 24. haftasından sonra kürtaj olmak isteyen kadınlara yönelik danışmanlık hizmetlerinin de kapsamını genişletiyor.
Vali Healey, imza töreninde yaptığı konuşmada, “Massachusetts, kadınların sağlık hizmetlerine erişimini kısıtlamak yerine, onların kendi bedenleri hakkında karar verme haklarını korumaya devam edecek” ifadelerini kullandı. Healey, yasanın özellikle diğer eyaletlerde kısıtlayıcı yasalar nedeniyle mağdur olan kadınlara umut olduğunu vurguladı. Massachusetts, bu yasayla birlikte kürtaj hakları konusunda en liberal eyaletlerden biri haline geldi.
Ulusal ve Küresel Bağlam
Bu gelişme, ABD Yüksek Mahkemesi’nin 2022’de Roe v. Wade kararını bozarak kürtaj hakkını eyaletlere bırakmasının ardından gelen süreçte yaşanıyor. O tarihten bu yana birçok eyalet (özellikle Cumhuriyetçi yönetimlerdeki) kürtajı büyük ölçüde kısıtlarken, Demokrat yönetimlerdeki bazı eyaletler (Kaliforniya, New York, Illinois) erişimi genişletme yönünde adımlar attı. Massachusetts, bu genişleme dalgasının en son örneği olarak dikkat çekiyor. Ancak bu durum, kürtaj karşıtı grupların tepkisini de çekiyor; bazı muhafazakar eyaletler, kendi sakinlerinin diğer eyaletlere kürtaj için seyahat etmesini engellemeye çalışıyor.
Küresel ölçekte ise, ABD’deki bu tartışmalar, dünya genelinde kadın hakları ve üreme sağlığı konusundaki mücadelelerle paralellik gösteriyor. Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri, kürtaj hakkının kadın sağlığı ve eşitliği açısından önemini vurgularken, bazı ülkelerdeki muhafazakar hükümetler bu hakkı kısıtlama eğilimini sürdürüyor. Massachusetts’in attığı bu adım, kürtaj hakkını savunanlar için bir zafer olarak değerlendirilirken, ABD’deki seçimler öncesinde bu konunun yeniden gündeme gelmesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Massachusetts’teki bu gelişme, Türkiye’deki kadın hakları ve üreme sağlığı tartışmalarıyla doğrudan bağlantılı olmamakla birlikte, küresel bir bağlamda önem taşıyor. Türkiye, kürtaj hakkını yasal olarak tanıyan ancak uygulamada çeşitli kısıtlamalarla karşılaşan ülkelerden biri. ABD’deki bu tür politikalar, uluslararası insan hakları normları ve kadın sağlığı konularındaki tartışmaları etkileyebilir. Ayrıca, Türk dış politikası açısından, ABD’deki iç siyasi gelişmeler, iki ülke ilişkilerinde insan hakları ve demokrasi konularının gündeme gelmesine neden olabilir. Ancak doğrudan Türkiye’yi etkileyen bir yönü bulunmamaktadır; bu olay daha çok uluslararası normlar ve küresel kadın hareketi açısından değerlendirilebilir.