Dünyanın önde gelen sigorta ve risk yönetimi şirketlerinden Marsh'ın CEO'su ve Başkanı John Doyle, jeopolitik gerilimlerin ve bunların ticaret ile tedarik zincirleri üzerindeki etkilerinin kurumsal liderler için en büyük endişeler arasında yer aldığını belirtti. Doyle, Bloomberg This Weekend programında David Gura ve Christina Ruffini'ye verdiği demeçte, jeopolitik risklerin iş dünyasının gündeminde ilk sıraya yerleştiğini vurguladı.
Jeopolitik riskler ve tedarik zinciri baskıları
Doyle'a göre, artan jeopolitik gerilimler yalnızca bölgesel istikrarı tehdit etmekle kalmıyor, aynı zamanda küresel ticaret akışlarını ve tedarik zincirlerini de olumsuz etkiliyor. Şirketlerin bu belirsizlik ortamında operasyonel dayanıklılıklarını artırmaları gerektiğini belirten Doyle, özellikle enerji, yarı iletkenler ve kritik hammaddeler gibi stratejik sektörlerde tedarik güvenliğinin öncelikli hale geldiğini ifade etti.
Marsh CEO'su, Kovid-19 salgını sonrası dönemde şirketlerin tedarik zincirlerini çeşitlendirme ve yerelleştirme eğiliminin hız kazandığını hatırlattı. Ancak jeopolitik kırılganlıkların bu çabaları zorlaştırdığını, zira birçok ülkenin ticaret politikalarını yeniden şekillendirdiğini söyledi. Doyle, "Jeopolitik, artık bir risk yöneticisinin masasındaki tek bir kalem değil; iş stratejisinin merkezinde yer alıyor" dedi.
Yükselen teknolojiler ve siber tehditler
Doyle, jeopolitik risklerin yanı sıra yükselen teknolojilerin siber tehditleri artırdığına dikkat çekti. Yapay zeka, nesnelerin interneti ve bulut bilişim gibi teknolojilerin iş süreçlerini dönüştürürken, aynı zamanda yeni güvenlik açıkları yarattığını belirtti. Siber saldırıların giderek daha sofistike hale geldiğini ve devlet destekli aktörlerin de bu alanda etkin olduğunu vurguladı.
Şirketlerin siber güvenlik yatırımlarını artırmaları gerektiğini söyleyen Doyle, sigorta sektörünün de bu yeni riskleri kapsayacak ürünler geliştirmesi gerektiğini ifade etti. Marsh'ın müşterilerine siber risk sigortası ve danışmanlık hizmetleri sunduğunu hatırlatan Doyle, ancak sigortanın tek başına yeterli olmadığını, kurumların kapsamlı bir risk yönetimi kültürü benimsemesinin şart olduğunu belirtti.
Doyle'un açıklamaları, küresel iş dünyasının karşı karşıya olduğu çok katmanlı riskleri gözler önüne seriyor. Jeopolitik gerilimler, ticaret savaşları, teknolojik dönüşüm ve siber tehditler, şirketlerin stratejik planlamalarını doğrudan etkiliyor. Bu ortamda CEO'ların risk algısı da hızla değişiyor; artık sadece finansal riskler değil, operasyonel ve jeopolitik riskler de yönetim kurullarının öncelikli gündem maddeleri arasında.
Bölgesel ve küresel boyut
Doyle'un değerlendirmeleri, ABD-Çin rekabeti, Rusya-Ukrayna savaşı ve Orta Doğu'daki istikrarsızlık gibi küresel gerilimlerin iş dünyası üzerindeki etkilerini yansıtıyor. Özellikle yarı iletken tedarikinde yaşanan sıkıntılar, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ve ticaret kısıtlamaları, şirketleri alternatif tedarikçiler aramaya yöneltiyor. Bu durum, küresel tedarik zincirlerinin yeniden yapılanmasına ve bölgeselleşme eğilimlerinin güçlenmesine yol açıyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası gibi kurumlar da jeopolitik risklerin küresel ekonomik büyüme üzerindeki aşağı yönlü baskısına dikkat çekiyor. Ticaretin parçalanması, yatırım kararlarında belirsizlik ve artan maliyetler, önümüzdeki dönemde şirket karlılıklarını olumsuz etkileyebilir. Marsh gibi risk danışmanlığı şirketlerinin bu ortamda talebinin artması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Marsh CEO'sunun açıklamaları, Türkiye gibi jeopolitik risklerin yoğun olduğu bir bölgede faaliyet gösteren ülkeler için kritik önem taşıyor. Türk şirketleri, ihracat pazarlarındaki istikrarsızlık, tedarik zinciri kesintileri ve kur dalgalanmaları nedeniyle artan risklerle karşı karşıya. Jeopolitik gerilimlerin ticaret ve yatırım kararları üzerindeki etkisi, Türkiye'nin dış ticaret ve enerji güvenliği politikalarını doğrudan etkiliyor. Ayrıca siber tehditler, dijitalleşen Türk ekonomisi için de önemli bir güvenlik sorunu. Bu bağlamda, Türkiye'nin risk yönetimi kapasitesini güçlendirmesi ve çok taraflı iş birliklerini derinleştirmesi gerekiyor.