Fransa'da aşırı sağcı Ulusal Birlik (Rassemblement National - RN) partisinin lideri Marine Le Pen, cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasının ilk büyük mitingini Cumartesi günü Orléans kentinde gerçekleştirdi. Etkinlik, hem destekçilerin yoğun ilgisi hem de karşıt görüşlü grupların protestolarına sahne olurken, geniş güvenlik önlemleri altında yapıldı. Le Pen'in konuşmasında göç, güvenlik ve ekonomik egemenlik temaları öne çıktı.
Kampanya başlangıcının arka planı
Marine Le Pen, 2022 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Emmanuel Macron'a karşı ikinci turda yenilgiye uğramıştı. Ancak o zamandan bu yana RN, yerel seçimlerde ve Avrupa Parlamentosu seçimlerinde oy oranını artırarak Fransız siyasetinde etkisini sürdürdü. Orléans mitingi, Le Pen'in 2027 seçimlerine yönelik kampanyasının resmi başlangıcı olarak değerlendiriliyor. Kent, tarihsel olarak merkez sağ ve merkez solun güçlü olduğu bir bölge olması nedeniyle sembolik önem taşıyor; Le Pen'in burada sahne alması, partisinin ulusal çapta genişleme hedefinin bir göstergesi olarak yorumlandı.
Miting öncesinde kent merkezinde geniş güvenlik önlemleri alındı, çevik kuvvet polisi ve jandarma birlikleri konuşlandırıldı. Etkinlik alanına girişlerde kimlik kontrolleri yapıldı. Le Pen konuşmasında, "Fransa'nın egemenliğini yeniden tesis etmek" ve "göçü kontrol altına almak" vurgusu yaparken, Avrupa Birliği'nin yetkilerinin azaltılması çağrısında bulundu. Ayrıca, enerji fiyatları ve enflasyonla mücadele konularında somut vaatler sıraladı.
Bölgesel ve küresel boyut
Le Pen'in kampanya başlangıcı, Avrupa'da yükselen aşırı sağ dalganın bir parçası olarak görülüyor. Son yıllarda İtalya, Macaristan, Hollanda ve İsveç gibi ülkelerde aşırı sağ partiler koalisyon hükümetlerinde yer aldı veya oy oranlarını artırdı. Fransa'da RN'nin güçlenmesi, AB içindeki dengeleri ve özellikle göç politikalarını etkileyebilir. Ayrıca, Le Pen'in RusyaDevlet Başkanı Vladimir Putin'e yönelik geçmişteki ılımlı açıklamaları ve NATO karşıtı söylemleri, transatlantik ilişkiler açısından endişe kaynağı. Ancak son dönemde Ukrayna savaşı nedeniyle partisinin Rusya'ya yönelik tutumunda bir revizyon olduğu gözlemleniyor. Yine de Le Pen'in cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanması halinde Fransa'nın AB ve NATO içindeki rolünün zayıflayabileceği, bunun da küresel güvenlik mimarisini etkileyebileceği belirtiliyor.
Orléans mitingi, aynı zamanda Fransa iç siyasetinde de yankı uyandırdı. İktidardaki Rönesans partisi ve sol ittifak, Le Pen'in vaatlerinin ekonomik olarak sürdürülemez olduğunu savunarak eleştirilerde bulundu. Kamuoyu yoklamaları, Le Pen'in ilk turda en yüksek oyu alabileceğini ancak ikinci turda rakiplerine karşı zorlanabileceğini gösteriyor. Mitinge katılımın beklenenin üzerinde olması, RN tabanının motivasyonunu koruduğunu işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Fransa'da yükselen aşırı sağ ve Marine Le Pen'in kampanyasını dikkatle izliyor. Le Pen'in geçmişte Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkması ve göç karşıtı söylemleri, Ankara'nın pozisyonunu etkileyebilir. Fransa'nın AB içindeki ağırlığı düşünüldüğünde, Le Pen'in cumhurbaşkanı olması halinde Türkiye-AB ilişkilerinde yeni gerilimler yaşanabilir. Ayrıca, savunma alanında Fransa ile yürütülen projeler ve NATO içindeki işbirliği de olumsuz etkilenebilir. Bu nedenle Türk dış politikası, Fransa'daki siyasi gelişmeleri yakından takip etmek durumunda.