Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr., Pazartesi günü yaptığı 2026 Ulusa Sesleniş Konuşması'nda (Sona) vergi, elektrik faturası ve yüksek pirinç fiyatlarından kurtulma sözü verirken, yönetimini sarsan sel felaketi skandalıyla bağlantılı yolsuzluk davalarını takip edeceğini duyurdu. Ancak bu vaatlerin arkasındaki finansman, hükümetin karşı karşıya olduğu derin mali zorluklar nedeniyle soru işareti olmaya devam ediyor.
Marcos'un Vaadleri ve Mali Gerçekler
Kongre önünde yaptığı konuşmada Marcos, pirinç, tarım ürünleri ve gübre gibi temel mallarda katma değer vergisinin (KDV) kaldırılacağını, orta gerilimli elektrik hatları için de yeni bir sayaç kiralama ücreti getirileceğini ilan etti. Ancak bu politikaların maliyeti ve uygulanabilirliği konusunda somut bir plan sunmadı. Muhalefet milletvekilleri, özellikle ülkenin yüksek kamu borcu ve bütçe açığı göz önüne alındığında, bu vaatlerin popülist bir seçim taktiği olduğunu iddia ediyor.
Marcos, ayrıca, tarım sektöründe artan verimlilik ve gıda güvenliği için yeni bir tarım kredi programı başlatılacağını da müjdeledi. Ancak ekonomi uzmanları, tarım sektörünün yapısal sorunlarına (yetersiz sulama, arazi parçalanması ve teknoloji eksikliği) dikkat çekerek bu vaadin gerçekçi olmadığını savunuyor. Hükümetin, 2026 yılı için öngördüğü büyüme hedefinin de, artan küresel belirsizliklerle birlikte zor göründüğü belirtiliyor.
Yolsuzluk Skandalı ve Siyasi Etkiler
Marcos'un konuşmasında en dikkat çeken bölüm, Şubat ayında meydana gelen ve 7 kişinin ölümüne yol açan sel felaketinde, sel kontrol projelerindeki yolsuzluk iddialarına değinmesi oldu. Yağmur suyu pompalama istasyonlarındaki usulsüzlüklerin soruşturulduğunu ve sorumluların yargı önüne çıkarılacağını söyledi. Ancak bu açıklamalar, muhalefet tarafından yetersiz bulundu. Zira, skandal, Marcos'un önceki yıllarda artan popülaritesinin düşüşe geçmesine neden olmuş ve ailesinin geçmişteki yolsuzluk suçlamalarını yeniden gündeme getirmişti. Siyasi analistler, bu konunun Marcos'un başkanlığının en büyük zayıflığı olduğunu ve 2028'de yapılacak ara seçimlerde iktidar partisinin elini zayıflatabileceğini belirtiyor.
Konuşmanın ardından muhalefet liderleri, Marcos'u "vaatlerde bulunup, gerçekleri gizlemekle" suçladı. Özellikle sel felaketi mağdurları, hükümetin yeterli tazminat ve altyapı yatırımı yapmadığını ifade ediyor. Ülkede bu yıl yaşanan şiddetli El Nino kuraklığı ve ardından gelen yoğun yağışlar, iklim değişikliğinin etkilerini daha da belirginleştirirken, hükümetin krizlere hazırlıksız olduğu eleştirileri güçleniyor.
Güneydoğu Asya'da Dalga Etkisi
Marcos'un açıklamaları, yalnızca Filipinler'i değil, aynı zamanda Güneydoğu Asya bölgesini de ilgilendiriyor. Ülke, tarım ürünleri ihracatı ve işçi dövizleriyle bölgesel ekonomilere entegre durumda. Özellikle pirinç fiyatlarındaki artış, Malezya ve Endonezya gibi komşu ülkelerde de enflasyon baskısını artırabilir. Ayrıca, Filipinler'deki siyasi istikrarsızlık, Güney Çin Denizi'ndeki gerilimler bağlamında ABD-Çin rekabetinde önemli bir denge unsuru olan ülkenin dış politikasını etkileyebilir.
Uzmanlar, Marcos yönetiminin iç politikaya odaklanmasının, bölgedeki diğer ülkelerle ilişkilerini ihmal etmesine yol açabileceğini belirtiyor. Öte yandan, ülkenin ASEAN içindeki rolü ve Çin'le deniz anlaşmazlıklarındaki tutumu, bölgedeki güç dengelerini şekillendirmeye devam ediyor. Filipinler'deki ekonomik zorlukların, hükümetin altyapı projelerine ve savunma harcamalarına ayrılan bütçeyi kısmasına neden olması, bölgesel güvenlik mimarisini de olumsuz etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Filipinler'deki bu gelişmeler, Türkiye'nin Güneydoğu Asya ile artan ekonomik ve savunma işbirliği açısından önem taşıyor. Türkiye, Filipinler ile savunma sanayi anlaşmaları ve ticaret hacmini artırma çabasında. Ancak Filipinler'deki siyasi belirsizlik ve mali kırılganlık, bu işbirliğinin geleceğini etkileyebilir. Ayrıca, Güney Çin Denizi'ndeki gerilimlerin tırmanması, Türkiye gibi bölgeye uzak ülkelerin ticaret yolları ve deniz güvenliği açısından dolaylı sonuçları olabilir. Türk dış politikası, Güneydoğu Asya'da istikrarlı ortaklarla işbirliğini önemsediğinden, Marcos'un performansı ve ülkenin iç istikrarı, Türkiye'nin bölgesel dengeler açısından izlemesi gereken bir konu.