Financial Times'ın Avrupa editörü Matt Steinglass, Café Europa bülteninde ABD Senatörü Marco Rubio'nun Avrupa'nın Spartalıları hakkındaki tarih dersini sorguluyor. Rubio, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir konuşmada, Avrupa'nın savunma harcamalarını eleştirirken Antik Yunan'daki Sparta ve Atina benzetmesini kullanmış ve bazı Avrupa ülkelerini "Spartalılar" olarak nitelendirmişti. Steinglass, bu benzetmenin tarihsel doğruluğunu ve günümüz Avrupa'sındaki karşılığını analiz ediyor.
Rubio'nun tarih benzetmesi ve arka planı
Marco Rubio, ABD'nin Avrupa'daki müttefiklerinin savunma harcamalarını artırması gerektiğini savunurken, Antik Yunan şehir devletleri Sparta ve Atina arasındaki askeri kültür farkına atıfta bulundu. Rubio'ya göre, Sparta gibi disiplinli ve askeri açıdan güçlü Devletler, Atina gibi daha çok deniz ticaretine ve kültüre odaklanan devletlere kıyasla daha etkili bir savunma sağlar. Bu çerçevede, bazı Avrupa ülkelerinin "Spartalı" ruhu gösterdiğini, bazılarının ise göstermediğini ima etti. Ancak Steinglass, bu benzetmenin fazla basitleştirici olduğunu belirtiyor. Tarihsel olarak Sparta ve Atina arasındaki farklar yalnızca askeri kültürle sınırlı değildi; her iki şehir devletinin de karmaşık siyasi, sosyal ve ekonomik yapıları vardı. Ayrıca, günümüz Avrupa'sında hangi ülkelerin "Spartalı" hangilerinin "Atinalı" olduğunu belirlemek son derece öznel bir değerlendirme.
Steinglass, Rubio'nun konuşmasının aslında ABD'nin Avrupa'dan askeri harcamalarını artırma talebini meşrulaştırmaya yönelik olduğunu düşünüyor. Rubio, NATO üyesi ülkelerin GSYİH'lerinin yüzde 2'sini savunmaya ayırması gerektiğini sık sık dile getiriyor. Bu bağlamda, "Spartalı" benzetmesi, savunmaya daha fazla kaynak ayıran ülkeleri ödüllendirmek ve diğerlerini utandırmak için kullanılıyor. Ancak Steinglass, bu tür benzetmelerin uluslararası ilişkilerde yanıltıcı olabileceğini, çünkü her ülkenin güvenlik ihtiyaçlarının ve tehdit algılarının farklı olduğunu vurguluyor.
Avrupa'nın savunma harcamaları ve Spartalılar
Steinglass, hangi Avrupa ülkelerinin "Spartalı" olarak nitelendirilebileceğini sorguluyor. Savunma harcamalarının GSYİH'ye oranı açısından bakıldığında, Yunanistan ve Estonya gibi ülkeler NATO'nun yüzde 2 hedefini aşan ülkeler arasında. Ancak bu ülkelerin savunma harcamaları, coğrafi konumları ve tehdit algılarıyla şekilleniyor. Örneğin, Rusya ile komşu olan Baltık ülkeleri doğal olarak savunmaya daha fazla kaynak ayırıyor. Almanya ve Fransa gibi büyük ekonomiler ise son yıllarda savunma harcamalarını artırsa da hâlâ hedefin altında. Steinglass, "Spartalı" benzetmesinin bu karmaşık gerçeği yansıtmadığını, çünkü savunma harcamalarının yalnızca istekle değil, aynı zamanda kapasite ve ihtiyaçla ilgili olduğunu belirtiyor.
Ayrıca, Rubio'nun konuşmasında gözden kaçan bir nokta da, Avrupa'nın savunma sanayisinin ve askeri yeteneklerinin ABD'ye olan bağımlılığı. Steinglass, Avrupa ülkelerinin savunma harcamalarını artırsa bile, ABD'nin sağladığı stratejik yetenekler olmadan tam bağımsız bir savunma yapamayacağını hatırlatıyor. Bu nedenle, "Spartalı" olmak yalnızca daha fazla para harcamakla ilgili değil, aynı zamanda ortak operasyonel yetenekler ve standartlaştırılmış ekipman gerektiriyor. Steinglass, Avrupa'nın savunma entegrasyonu konusunda ilerleme kaydettiğini ancak hâlâ kat edilecek mesafe olduğunu ekliyor.
Son olarak, Steinglass, Rubio'nun tarih dersinin siyasi bir mesaj olduğunu ve Avrupa'nın savunma yükünü paylaşma konusundaki isteksizliğini eleştirmeyi amaçladığını söylüyor. Ancak bu eleştirinin, Avrupa'nın karşı karşıya olduğu farklı tehditler ve bütçe kısıtlamaları göz önüne alındığında ne kadar adil olduğu tartışmalı.
Bölgesel ve küresel boyut
Rubio'nun açıklamaları, ABD'nin Avrupa'daki güvenlik taahhütlerini yeniden değerlendirdiği bir dönemde geldi. Özellikle Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından Avrupa'da savunma harcamaları artmış olsa da, ABD hâlâ NATO'nun belkemiğini oluşturuyor. Steinglass, Avrupa'nın kendi savunma kapasitesini güçlendirmesi gerektiğini, ancak bunun ABD ile işbirliği içinde yapılmasının önemli olduğunu vurguluyor. "Spartalı" benzetmesi, transatlantik ilişkilerdeki gerilimi yansıtıyor: Bir yandan ABD daha fazla yük paylaşımı isterken, diğer yandan Avrupa kendi stratejik özerkliğini arttırma çabasında. Bu denge, önümüzdeki yıllarda NATO içindeki tartışmaların merkezinde olacak.
Ayrıca, Rubio'nun benzetmesi, ABD iç siyasetinde de yankı buluyor. Cumhuriyetçi Parti içinde, özellikle eski Başkan Donald Trump'a yakın isimler, Avrupa'nın savunma konusunda "bedavacılık" yaptığını sık sık dile getiriyor. Rubio'nun bu söylemi, 2024 başkanlık seçimleri öncesinde Cumhuriyetçi seçmen tabanına hitap etme çabası olarak da görülebilir. Ancak Steinglass, bu tür basitleştirmelerin ittifak içindeki güveni sarsabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, NATO içinde savunma harcamaları açısından önemli bir konumda. GSYİH'ye oranla savunma harcamaları yüzde 2 hedefinin altında olsa da, Türkiye coğrafi konumu ve güvenlik tehditleri nedeniyle büyük ve modern bir orduya sahip. Rubio'nun "Spartalı" benzetmesi, Türkiye'nin savunma taahhüdünü sorgulayan bir çerçeve sunabilir. Ancak Türkiye, NATO'nun güneydoğu kanadında kritik bir rol oynuyor ve son yıllarda savunma sanayisinde önemli atılımlar yaptı. ABD'nin olası bir yük paylaşımı baskısı, Türkiye'nin savunma harcamalarını daha da artırmasını gerektirebilir. Ayrıca, Türkiye'nin İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliğine ilişkin tutumu, ittifak içindeki dengeleri etkiliyor. Bu tartışmalar, Türkiye'nin Batı ile ilişkilerinde önemli bir sınav olacak.