New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani (Demokrat), 11 Eylül 2001 saldırılarının ardından şehirdeki hava kalitesinin bozulmasına ilişkin hükümet tepkisini belgeleyen kayıtları Salı günü kamuoyuna açıkladı. Mamdani, şehir yöneticilerinin solunmasının ne kadar güvenli olduğu konusunda halka “yalan söylediğini” ifade etti. Belediye başkanının ofisi, toplam 170 bin sayfalık belgeyi yayımladı.
11 Eylül Sonrası Hava Kalitesi Tartışması
Mamdani’nin ofisi tarafından yayımlanan belgeler, Dünya Ticaret Merkezi’nin yıkılmasının ardından ortaya çıkan toz, duman ve kanserojen maddelerin şehir genelinde yarattığı sağlık risklerine dair yıllardır süren tartışmayı yeniden alevlendirdi. Saldırıların hemen sonrasında federal kurumlar ve şehir yönetimi, arama kurtarma çalışmalarına katılan binlerce itfaiyeci, polis ve gönüllüye havanın güvenli olduğu yönünde açıklamalar yapmıştı. Ancak yıllar içinde ortaya çıkan sağlık verileri, solunum yolu hastalıkları, kanser ve diğer rahatsızlıklarda ciddi artışlar olduğunu gösterdi. Mamdani, bu belgelerin, o dönemde yöneticilerin bilerek veya bilmeyerek halkı yanlış yönlendirdiğini ortaya koyduğunu savundu. Belediye başkanı, “New Yorklulara 11 Eylül sonrası havanın güvenli olduğu söylendi. Bu bir yalandı. Bugün bu kayıtları açıklıyoruz ki herkes gerçeği görsün” dedi. Yayımlanan belgeler arasında şehir ajansları arası yazışmalar, hava kalitesi ölçüm raporları, sağlık taramaları ve o dönemde alınan kararlara ilişkin notlar yer alıyor. 170 bin sayfalık arşivin, araştırmacılar, gazeteciler ve mağdur avukatları için kritik bir kaynak olması bekleniyor.
Hava Kalitesi Verileri ve Sağlık Etkileri
Dünya Ticaret Merkezi’nin çöküşü, asbest, kurşun, cıva, dioksin ve kanserojen polisiklik aromatik hidrokarbonlar gibi zararlı maddeleri çevreye saçtı. Çöken kulelerden yükselen toz bulutu, Aşağı Manhattan’ı ve çevresini haftalarca etkiledi. Çevre Koruma Ajansı (EPA) başlangıçta havanın solunabilir olduğunu açıklamış, ancak daha sonra bu değerlendirmenin yetersiz olduğu kabul edilmişti. 2001’den bu yana binlerce kurtarma görevlisi ve bölge sakini, solunum yolu hastalıkları, kanser ve diğer ciddi sağlık sorunlarıyla boğuşuyor. 2010’da kabul edilen James Zadroga 9/11 Sağlık ve Tazminat Yasası ile mağdurlara sağlık hizmeti ve maddi destek sağlanması amaçlandı; ancak birçok kişi hâlâ yeterli yardım alamadıklarını belirtiyor. Mamdani’nin açıklaması, bu mağdurların yıllardır dile getirdiği “gizlenen gerçekler” iddialarını yeniden gündeme taşıdı.
Belgelerin İçeriği ve Siyasi Yankıları
Yayımlanan belgelerin içeriği henüz tam olarak incelenmemiş olsa da, ilk değerlendirmeler şehir yönetiminin hava kalitesi verilerini nasıl yorumladığına ve kamuoyuna nasıl duyurduğuna dair önemli ipuçları içerdiğini gösteriyor. Özellikle 11 Eylül sonrası ilk haftalarda yapılan resmi açıklamalar ile gerçek ölçüm sonuçları arasındaki tutarsızlıklar dikkat çekiyor. Mamdani, belgelerin açıklanmasının ardından bir basın toplantısı düzenleyerek, “Bu kayıtlar, New Yorkluların sağlığını korumakla görevli olanların, onları korumak yerine nasıl yanılttığını gösteriyor. Artık hesap sorma zamanı” ifadelerini kullandı. Belediye başkanının bu adımı, 11 Eylül mağdurları ve aileleri tarafından memnuniyetle karşılandı. Ancak bazı eski yetkililer, o dönemde bilimsel belirsizliklerin olduğunu ve ellerindeki verilerle en iyi kararı vermeye çalıştıklarını savunuyor. Öte yandan, belgelerin yayımlanması, benzer şekilde hava kalitesi ve çevre sağlığı konularında şeffaflık talep eden diğer gruplar için de emsal teşkil edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
11 Eylül sonrası New York’ta yaşanan hava kalitesi krizi ve yönetimin şeffaflık sorunu, dünya genelinde afet ve terör sonrası çevre sağlığı yönetimine dair dersler içeriyor. Türkiye, deprem kuşağında yer alan ve büyük afetler yaşamış bir ülke olarak, afet sonrası hava kalitesi, asbest maruziyeti ve halk sağlığı konularında benzer risklerle karşı karşıya. Mamdani’nin belgeleri açıklaması, afet yönetiminde şeffaflığın ve hesap verebilirliğin önemini vurguluyor. Türkiye’nin 2023 Kahramanmaraş depremleri sonrası enkaz kaldırma ve hava kalitesi konularında yürüttüğü çalışmalar da bu bağlamda değerlendirilebilir. Ayrıca, ABD’de bir belediye başkanının geçmiş yönetimleri eleştirmesi, Türk-Amerikan ilişkilerini doğrudan etkilemese de, ABD iç siyasetindeki şeffaflık tartışmaları küresel yönetişim standartlarını etkileyebilir.