New York'ta Salı günü yapılan ön seçimlerde, ünlü akademisyen Mahmud Mamdani ve Filistin yanlısı grupların desteklediği ilerici adaylar, İsrail yanlısı olarak bilinen birçok ismi mağlup ederek ABD siyasetinde 'siyasi deprem' olarak nitelendirilen bir sonuç aldı. Filistin hakları savunucuları, bu zaferleri 'tarihi bir dönüm noktası' olarak selamlarken, sonuçların özellikle İsrail-Filistin meselesinde Washington'daki geleneksel dengeleri sarsabileceği yorumları yapılıyor.
New York'ta ilerici dalga İsrail yanlılarını süpürdü
Ön seçimlerde, Mamdani'nin de aralarında bulunduğu akademisyen ve aktivistlerin aktif kampanya yürüttüğü adaylar, New York'un çeşitli bölgelerinde Demokrat Parti'nin İsrail yanlısı kanadına karşı ezici bir üstünlük sağladı. Özellikle Bronx ve Manhattan'ın bazı bölgelerinde, uzun yıllardır İsrail lobisinin güçlü desteğini arkasına alan isimler, ilerici rakiplerine karşı %20'ye varan farklarla kaybetti. Seçim analistleri, bu sonuçların, Amerikan toplumunda İsrail politikalarına yönelik artan eleştirilerin bir yansıması olduğunu belirtiyor. Son Gallup anketlerine göre, Demokrat seçmenler arasında İsrail'e sempati duyanların oranı 2018'den bu yana %20 azalarak %53'e geriledi. Bu eğilim, New York gibi büyük şehirlerde daha belirgin hale geliyor.
Filistin yanlısı hareketin yükselişi ve küresel yankıları
Bu seçim sonuçları, sadece ABD iç siyasetinde değil, küresel ölçekte de yankı buldu. Birleşmiş Milletler'de İsrail aleyhine artan oylamalar ve Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin olası soruşturmalarıyla birlikte, ABD'nin İsrail'e verdiği koşulsuz desteğin sorgulandığı bir dönemde yaşanan bu gelişme, özellikle Orta Doğu'da dikkatle izleniyor. Filistin Yönetimi'nden yapılan açıklamada, 'Amerikan halkının sesi, adalet ve insan hakları yönünde yükseliyor' denilirken, İsrail hükümeti ise konuya ilişkin henüz resmi bir yorum yapmadı. Uzmanlar, bu seçimlerin sadece bir başlangıç olduğunu, Kasım ayındaki genel seçimlerde benzer dinamiklerin daha geniş çapta görülebileceğini öngörüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin uzun süredir savunduğu Filistin davasının uluslararası alanda daha fazla destek bulduğunu göstermesi açısından önemli. ABD gibi kilit bir müttefikte İsrail yanlısı kanadın zayıflaması, Türkiye'nin Orta Doğu politikasında daha fazla manevra alanı yaratabilir. Özellikle Doğu Akdeniz'deki enerji işbirliği ve Filistin meselesinde Türkiye'nin pozisyonu, bu tür gelişmelerle daha da güçlenebilir. Ancak, bu değişimin Washington'un resmi politikasına ne kadar yansıyacağı henüz belirsizdir. Türkiye, ABD'nin İsrail'e yönelik desteğinde köklü bir değişim beklemeden, bu tür fırsatları değerlendirmeye devam etmelidir.