Malta'da 2017 yılında araçlı bombalı saldırıyla öldürülen gazeteci Daphne Caruana Galizia cinayetini azmettirdiği iddia edilen işadamı Yorgen Fenech, tüm suçlamaları reddederek bugün mahkeme önüne çıktı. Dokuz yılı aşkın bir süredir devam eden soruşturma ve yargılama sürecinde kritik bir aşamaya gelinen davada, Fenech'in cinayet emrini verdiği iddia ediliyor. Malta'nın en yüksek güvenlikli mahkemesinde görülen duruşmaya, uluslararası basın kuruluşları ve sivil toplum örgütleri yoğun ilgi gösterdi. Caruana Galizia'nın ailesi ve avukatları, adaletin tecellisi için uzun süredir mücadele ediyor.
Gelişmenin arka planı: Yolsuzluk iddiaları ve gazeteci cinayeti
Daphne Caruana Galizia, Malta'da yolsuzluk ve organize suç bağlantılarını araştıran, özellikle ülkenin en zengin işadamlarından biri olan Yorgen Fenech'in de aralarında bulunduğu isimleri hedef alan haberleriyle tanınıyordu. 16 Ekim 2017'de evinin yakınında aracına yerleştirilen bombayla öldürülen Caruana Galizia, Avrupa'nın en cesur gazetecilerinden biri olarak kabul ediliyordu. Cinayetin ardından Malta'da büyük protestolar düzenlenmiş ve hükümet istifa etmişti. Soruşturma kapsamında, Fenech'in sahibi olduğu şirketlerin Malta'nın vize satışı skandalıyla bağlantılı olduğu ortaya çıktı. Fenech, 2019 yılında lüks yatıyla ülkeden kaçmaya çalışırken yakalanmış ve o tarihten bu yana tutuklu yargılanıyor. Davanın en önemli tanıklarından biri, cinayeti gerçekleştiren üç kişiden biri olan ve ifade veren Melvin Theuma, Fenech'in azmettirici olduğunu iddia etmişti. Ancak Fenech'in avukatları, müvekkilinin suçlamaları reddettiğini ve tanığın güvenilir olmadığını savunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Basın özgürlüğü ve hukukun üstünlüğü sınavı
Daphne Caruana Galizia davası, yalnızca Malta için değil, tüm Avrupa Birliği için bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi, Malta hükümetine soruşturmanın bağımsız ve şeffaf yürütülmesi konusunda defalarca çağrı yapmıştı. 2019 yılında Avrupa Parlamentosu, Malta hakkında bir rapor yayımlayarak yargı bağımsızlığı ve basın özgürlüğü konularında endişelerini dile getirmişti. Dava, aynı zamanda Avrupa'da organize suç ve siyaset arasındaki bağlantıları gün ışığına çıkarması açısından da önemli. Caruana Galizia'nın ölümünün ardından, araştırmacı gazeteciliğin korunması için birçok sivil toplum kuruluşu kampanya başlattı. Uluslararası Af Örgütü ve Sınır Tanımayan Gazeteciler gibi kuruluşlar, davayı yakından takip ediyor. Davanın sonucu, Malta'nın AB içindeki itibarı ve hukukun üstünlüğüne bağlılığı açısından belirleyici olacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Her ne kadar doğrudan Türkiye'yi ilgilendiren bir gelişme olmasa da, bu dava uluslararası basın özgürlüğü ve yolsuzlukla mücadele bağlamında önem taşıyor. Türkiye'de de benzer şekilde araştırmacı gazetecilere yönelik baskılar ve yolsuzluk iddiaları sıkça gündeme geliyor. Daphne Caruana Galizia cinayeti, basın özgürlüğünün korunması ve yolsuzlukların cezasız kalmaması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor. Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde hukukun üstünlüğü ve ifade özgürlüğü kriterleri belirleyici olduğu için, Malta davasının sonucu dolaylı olarak Türkiye'nin AB sürecini de etkileyebilecek bir emsal teşkil edebilir.