Kaliforniya'nın ünlü Malibu sahillerinde, deniz seviyesinin yükselmesi ve kıyı erozyonu, bölgenin doğal dengesini alt üst ediyor. Yaz aylarında temiz bir dalga, güneyden gelip taşlık burnu dolaşarak iskeleye doğru uzanan, bir sörfçüyü yüzlerce metre taşıyabilen parıldayan bir dalga oluşturuyor. Ancak bu dalga, Malibu'nun geçmişteki nehirlerden taşınan ve insan eliyle getirilen çakıl taşlarının üzerinde yavaşça kırılıyor. Bilim insanları, bu kum ve çakılın yüzyıllar boyunca biriktiğini, ancak şimdi deniz seviyesinin yükselmesiyle bu "kum borcunun" ödenmeye başladığını söylüyor.
Kıyı Erozyonunun Arka Planı
Malibu, ABD'nin Kaliforniya eyaletinde, Los Angeles County sınırları içinde yer alan bir sahil kenti. Santa Monica Dağları'nın eteklerinde, Pasifik Okyanusu'na uzanan 34 kilometrelik bir kıyı şeridine sahip. Bölge, 20. yüzyılın başından itibaren hızlı bir yapılaşma sürecine girdi. Deniz kıyısına inşa edilen lüks konutlar, özel plajlar ve yollar, doğal kum hareketini engelledi. Ayrıca, Malibu Deresi'nin taşıdığı tortular, barajlar ve kanalizasyon sistemleri nedeniyle denize ulaşamaz hale geldi. Bu durum, sahilin doğal beslenme mekanizmasını bozdu.
İklim değişikliğiyle birlikte deniz seviyesi yükseliyor ve fırtınalar şiddetleniyor. Kaliforniya Üniversitesi'nden kıyı bilimci Dr. Sarah Giddings, "Malibu sahili, deniz seviyesindeki her 1 santimetrelik artışta yaklaşık 1 metre geri çekiliyor. 20. yüzyılda deniz seviyesi 20 santimetre yükseldi; bu da sahilin 20 metre kaybı anlamına geliyor" diyor. ABD Jeolojik Araştırma Kurumu (USGS) verilerine göre, Malibu kıyılarının %70'i erozyon riski altında. Özellikle 1980'lerden bu yana yaşanan El Niño olayları, kum kaybını hızlandırdı.
Yerel yönetim, 2019'da "Malibu Kıyı Koruması ve Erozyon Kontrolü" projesini başlattı. Proje kapsamında, deniz duvarları inşa edilmesi ve yapay kum beslemesi yapılması planlanıyor. Ancak çevre grupları, deniz duvarlarının dalga enerjisini yansıtarak komşu sahillerde erozyonu artıracağını savunuyor. 2022'de Kaliforniya Kıyı Komisyonu, Malibu'da yeni deniz duvarı inşaatına izin vermedi. Bunun yerine, "yumuşak çözümler" olarak adlandırılan kum beslemesi ve bitkilendirme yöntemleri teşvik ediliyor. Ancak bu yöntemlerin maliyeti yüksek ve etkisi geçici.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Malibu'da yaşananlar, dünya genelinde kıyı bölgelerinin karşı karşıya olduğu bir sorunun sadece bir örneği. Birleşmiş Milletler'e göre, dünya nüfusunun %40'ı kıyı şeridinin 100 kilometre yakınında yaşıyor. Deniz seviyesinin 2100'e kadar 1 metre yükselmesi durumunda, 1 milyardan fazla insanın yerinden edilebileceği tahmin ediliyor. Özellikle ada ülkeleri ve düşük rakımlı kıyı kentleri (Miami, Jakarta, Şanghay, Lagos) büyük risk altında. Küresel ısınmanın 1,5°C ile sınırlandırılması hedefi tutturulamazsa, deniz seviyesi artışı 2 metreye kadar çıkabilir.
Kıyı erozyonu, sadece çevresel değil ekonomik ve sosyal bir sorun. Malibu'da milyonlarca dolarlık evler, erozyon nedeniyle değer kaybediyor. Sigorta şirketleri, kıyı bölgelerinde poliçe kesmekte zorlanıyor. 2023'te Malibu'da bir malikane, erozyon nedeniyle yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı ve tahliye edildi. Bu durum, iklim göçü tartışmalarını da beraberinde getiriyor. ABD'de "iklim mültecileri" kavramı henüz yasal olarak tanınmış değil, ancak yerel yönetimler, kıyıdan çekilme stratejileri geliştirmeye başladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, 8.333 kilometrelik kıyı şeridiyle deniz seviyesi yükselmesinden en çok etkilenecek ülkeler arasında. İstanbul, İzmir, Antalya, Mersin gibi büyük kentler kıyı erozyonu riski taşıyor. Özellikle Karadeniz'de yapılaşma ve dere yataklarının betonlaşması, sahillerin daralmasına yol açıyor. Malibu örneği, Türkiye'nin kıyı politikalarını gözden geçirmesi için bir uyarı. Deniz duvarları yerine doğal çözümlere yönelmek, kumul ekosistemlerini korumak ve yapılaşmayı kıyıdan uzaklaştırmak gerekiyor. Ayrıca, Türkiye'nin Paris İklim Anlaşması kapsamındaki taahhütlerini güçlendirmesi, uzun vadede kıyı kaybını yavaşlatabilir. İklim değişikliği, sadece çevresel değil, aynı zamanda ulusal güvenlik ve ekonomi politikası meselesi haline gelmiş durumda.