İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Mali'de Rusya'nın paralı asker grubu Africa Corps üyelerinin, Mali ordusu askerlerinin gözetiminde aralarında çocukların da bulunduğu dokuz kişiyi öldürdüğünü bildirdi. Örgüt, 23-25 Mart tarihleri arasında ülkenin kuzeyindeki Nara bölgesine bağlı Djabali köyünde gerçekleştirilen operasyonda, Africa Corps mensuplarının, aralarında dört çocuğun da bulunduğu sivilleri infaz ettiğini ve ardından cesetlerini yaktığını belgeledi.
Gelişmenin Arka Planı
HRW'nin 28 Haziran'da yayımladığı rapora göre, 23 Mart gecesi Djabali köyüne gelen Africa Corps mensupları, yerel halkı sorguladıktan sonra, aralarında bir hamile kadın ve dört çocuğun da bulunduğu dokuz kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Öldürülenler arasında, Mali ordusunun aradığı iddia edilen kişilerin de bulunduğu belirtilirken, tanıklar operasyon sırasında Mali askerlerinin de hazır bulunduğunu ifade etti. HRW, cesetlerin yakıldığını ve köylülerin, askerlerin ertesi gün operasyonla ilgili bilgi vermelerine izin vermediğini aktardı.
HRW'nin Sahel bölgesi direktörü Ilaria Allegrozzi, yaptığı açıklamada, "Bu olay, Rusya'nın Mali'deki askeri varlığının, siviller için ne kadar ölümcül bir tehdit oluşturduğunu bir kez daha gösteriyor" dedi. Allegrozzi, Mali hükümetinin bu tür insan hakları ihlallerini önlemek ve sorumluları adalet önüne çıkarmak için acil adımlar atması gerektiğini vurguladı.
Mali hükümeti ise rapora henüz resmi bir yanıt vermedi. Ancak daha önce, ülkedeki Rus askeri danışmanlarının faaliyetlerinin meşru olduğunu ve terörle mücadele operasyonlarının sivilleri hedef almadığını savunmuştu. Öte yandan, Rusya'nın Afrika Kolordu'su olarak bilinen ve eski Wagner grubunun devamı niteliğindeki özel askeri şirket, 2021'den bu yana Mali'deki askeri cuntaya destek veriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu olay, Rusya'nın Sahel bölgesindeki askeri nüfuzunun ve özel askeri şirketlerin sivillere yönelik ihlallerinin uluslararası kamuoyunda tartışılmasına yol açtı. Özellikle Fransa'nın bölgeden çekilmesinin ardından Rusya, Mali, Burkina Faso ve Nijer'deki askeri yönetimlerle yakın işbirliği kurarak Batı Afrika'da etkisini artırdı. Ancak bu işbirlikleri, insan hakları ihlalleri, gazetecilere yönelik baskılar ve sivil toplumun kısıtlanmasıyla eleştiriliyor.
Birleşmiş Milletler (BM), bu tür ihlallerin savaş suçu teşkil edebileceğini hatırlatırken, uluslararası topluma, Mali'deki tüm silahlı grupların ve paralı askerlerin hesap verebilirliğini sağlama çağrısında bulunuyor. Afrika Birliği de benzer endişeleri dile getirerek, bölgede kalıcı istikrar için insan haklarına saygının şart olduğunu vurguladı.
Öte yandan, Rusya'nın Ukrayna savaşı nedeniyle uluslararası baskı altında olduğu bir dönemde, Afrika'daki bu nüfuz politikası hem Batılı ülkelerle gerilimi artırıyor hem de yerel halkın güvenliğini tehlikeye atıyor. Batılı diplomatlar, Rusya'nın Afrika'daki varlığının, bölgedeki terörle mücadele çabalarını zayıflattığını ve devlet otoritesinin sarsılmasına yol açtığını savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sahra Altı Afrika'da artan nüfuzu ve özellikle Sahel bölgesinde savunma anlaşmalarıyla dikkat çeken bir ülke konumunda. Bu olay, bölgedeki istikrarsızlığın yalnızca yerel değil, küresel bir güvenlik sorunu olduğunu gösteriyor. Türkiye'nin, Afrika'daki barış ve istikrarı destekleme politikası çerçevesinde, insan hakları ihlallerine karşı net bir tutum sergilemesi ve uluslararası toplumla koordinasyon içinde olması beklenir. Ayrıca, Libya örneğindeki deneyimleri göz önüne alındığında, Türkiye'nin paralı askerlerin yol açtığı kaostan kaçınmak adına bölge ülkeleriyle diplomatik diyaloğa önem vermesi gerektiği değerlendiriliyor.