Malezya'da sosyal medya platformlarında Rohingya mültecilerine yönelik nefret söylemi endişe verici bir şekilde artıyor. Bu söylem, 2017'de Myanmar'da yaşanan ve binlerce Rohingya'nın ülkesinden sürülmesine yol açan katliamı meşrulaştıran anlatılarla çarpıcı benzerlikler taşıyor. Araştırmacılar, özellikle Facebook ve TikTok'ta yayılan dezenformasyon ve nefret içerikli paylaşımların, toplumda Rohingyalara yönelik öfkeyi körüklediğini ve bu durumun mültecilerin güvenliğini tehdit ettiğini belirtiyor.
Artan Düşmanlık ve Kökenleri
Malezya, on yıllardır Myanmar'dan kaçan Rohingyalara ev sahipliği yapıyor. Ancak son yıllarda, özellikle ekonomik belirsizlikler ve pandeminin etkileriyle birlikte, mültecilere yönelik hoşgörü azalıyor. Sosyal medyada Rohingyaların suç oranlarını artırdığı, ülke kaynaklarını tükettiği ve demografik yapıyı değiştirdiği yönünde asılsız iddialar yaygınlaşıyor. Bu anlatılar, 2017'de Myanmar'da Rohingyaların 'Bengalili yabancılar' olarak etiketlenip askeri operasyonlarla sürülmesini meşrulaştıran söylemlere benzerlik gösteriyor.
Malezya hükümeti, mültecilere yönelik resmi bir politika belirlememiş durumda. Ülke, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) ile işbirliği yaparak geçici barınma sağlarken, mültecilerin çalışma ve eğitim hakları kısıtlı. Bu belirsizlik, toplumdaki öfkeyi artıran bir faktör olarak öne çıkıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Rohingya krizi, yalnızca Malezya'yı değil, tüm Güneydoğu Asya'yı etkileyen bölgesel bir sorun. Endonezya, Tayland ve Bangladeş de Rohingya mültecilerine ev sahipliği yapıyor ancak hiçbiri kalıcı bir çözüm sunamıyor. Myanmar'daki askeri yönetim ise Rohingyaların geri dönüşü için güvenli koşulları sağlamaktan uzak. Bu durum, mültecilerin bölgede marjinalleşmesine ve nefret söylemine maruz kalmasına zemin hazırlıyor. Uluslararası toplumun krize kalıcı çözüm bulamaması, bu tür söylemlerin yayılmasını kolaylaştırıyor.
Uzmanlar, sosyal medya şirketlerinin nefret söylemlerini önlemek için daha etkili adımlar atması gerektiğini vurguluyor. Ancak bu konuda şu ana kadar ciddi bir ilerleme kaydedilebilmiş değil.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Rohingya krizine en duyarlı ülkelerden biri olarak, mültecilere insani yardım sağlamaya devam ediyor. Bu nedenle Malezya'da artan nefret söylemi, Türkiye'nin bölgedeki insani diplomasi çabalarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin kendi sınırları içinde barındırdığı mültecilere yönelik toplumsal kabul, bu tür söylemlerin bölgesel olarak yayılmasından etkilenebilir. Türkiye'nin, Rohingyalara yönelik uluslararası platformlardaki savunuculuğunu sürdürmesi ve sosyal medya şirketlerini nefret söylemiyle mücadeleye çağırması, hem insani değerler hem de bölgesel istikrar açısından önem taşıyor.