Malezya hükümetinin 5 Ocak 2025'te duyurduğu yeni dizel sübvansiyonu düzenlemesi, akaryakıt fiyatlarını tüm vatandaşlar için litre başına 2,10 ringite (yaklaşık 0,50 ABD doları) sabitliyor. Yetkililer bu adımın yılda 5 milyar ringit (1,1 milyar dolar) tasarruf sağlayacağını ve bu kaynağın altyapı, sağlık ve eğitim gibi alanlara aktarılacağını belirtiyor. Ancak ekonomistler, küresel petrol fiyatlarının yeniden yükselmesi halinde bu politikanın ülkenin mali dengesini zorlayabileceği ve bütçe açığını artırabileceği uyarısında bulunuyor.
Arka Plan: Tüketim Vergilerinden Sübvansiyonlara Dönüş
Malezya, 2024 ortasında mali disiplini sağlamak amacıyla dizel sübvansiyonlarını piyasa fiyatına yaklaştırmış, ancak halktan gelen tepkiler üzerine 2025 başında geri adım atarak yeniden sübvansiyon sistemine dönmüştü. Başbakan Enver İbrahim liderliğindeki hükümet, bu hamleyle enflasyonu kontrol altında tutmayı ve dar gelirli vatandaşların satın alma gücünü korumayı hedefliyor. Maliye Bakanı, sübvansiyonların hedefli bir şekilde yalnızca ihtiyaç sahiplerine verileceğini açıklasa da, uygulamada tüm vatandaşların aynı indirimden yararlanması bütçe üzerindeki baskıyı artırabilir. Petrol fiyatları 2025'te varil başına 90 doların üzerine çıkarsa, sübvansiyon maliyetinin 12 milyar ringite ulaşabileceği tahmin ediliyor.
Analistler, Malezya'nın bu politikayla kısa vadede popülerlik kazanabileceğini ancak orta vadede mali sürdürülebilirlik sorunlarıyla karşılaşabileceğini belirtiyor. Ülke, 2024'te GSYİH'nın yüzde 5,6'sına denk gelen bir bütçe açığı vermişti ve bu oranın daha da artmasından endişe ediliyor. Merkez bankası, faiz oranlarını sabit tutma eğiliminde olsa da, olası bir petrol şoku para politikasını da zorlayabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Asya'da Enerji Politikası Dengelemesi
Malezya'nın sübvansiyon politikası, Endonezya ve Tayland gibi komşu ülkelerde de benzer tartışmaları yeniden alevlendirdi. Endonezya, 2024'te akaryakıt sübvansiyonlarını kademeli olarak kaldırma kararı almış, ancak Tayland hâlâ yüksek sübvansiyonlarla enflasyonu dizginlemeye çalışıyor. Küresel anlamda, OPEC+ ülkelerinin üretim kısıntıları petrol fiyatlarını yukarı itme potansiyeli taşıyor. Analistler, Malezya örneğinin diğer gelişmekte olan ülkeler için de bir model teşkil edebileceğini, ancak her ülkenin kendi mali yapısına uygun bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini vurguluyor. Asya Kalkınma Bankası, bölgedeki sübvansiyonların hedefli hale getirilmesini önerirken, Malezya'nın hamlesi bu tavsiyeyi kısmen uygulamaya koymuş olsa da, kapsamının genişliği nedeniyle eleştiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Malezya'nın dizel sübvansiyonu kararı, Türkiye'nin kendi enerji politikaları açısından önemli bir referans oluşturuyor. Türkiye de geçmişte akaryakıt sübvansiyonlarını hedefli hale getirmeye çalışmış, ancak siyasi ve ekonomik nedenlerle tam olarak uygulayamamıştı. Malezya'daki gelişmeler, sübvansiyonların mali disiplin üzerindeki baskısını ve petrol fiyatlarına duyarlılığı bir kez daha gözler önüne seriyor. Türkiye'nin enerji ithalatındaki bağımlılığı düşünüldüğünde, Malezya'nın yaşadığı mali risklere benzer bir durumla karşılaşmamak için politika yapıcıların dengeli bir yaklaşım benimsemesi gerektiği anlaşılıyor. Ayrıca, küresel petrol fiyatlarındaki oynaklık, Türkiye'nin cari açığı ve enflasyonu üzerinde doğrudan etkili olduğundan, Malezya'nın deneyimi Ankara için dikkatle izlenmelidir.