ABD'nin Maine eyaletinde yapılan yeni bir anket, Cumhuriyetçi Senatör Susan Collins'in Kasım ayındaki ara seçimler öncesinde Demokrat rakibi karşısında zorlandığını ortaya koydu. Colby College ve Emerson College'ın ortaklaşa gerçekleştirdiği ankete göre, Collins kayıtlı seçmenler arasında yüzde 42'lik bir desteğe sahipken, Demokrat aday Sara Gideon yüzde 41 ile hemen peşinde. Bu fark, anketin hata payı olan yüzde 3.5'in oldukça altında, bu da yarışın teknik olarak başa baş gittiğini gösteriyor. Anket, Collins'in özellikle bağımsız seçmenler arasında ciddi bir erime yaşadığını ve son yıllarda izlediği politikalardan memnuniyetsizliğin arttığını ortaya koyuyor.
Cumhuriyetçi Kalede Çatlak mı?
Susan Collins, 1996'dan bu yana Maine'i temsil eden ve uzun süredir Cumhuriyetçi Parti'nin ılımlı kanadının önemli isimlerinden biri olarak biliniyor. Özellikle Yüksek Mahkeme yargıcı Brett Kavanaugh'un onay sürecindeki kritik oyu ve Başkan Donald Trump'ın bazı politikalarına yönelik eleştirileriyle dikkat çekmişti. Ancak son dönemde, özellikle Trump'ın görevden alma sürecinde çekimser kalması ve sağlık reformu konusundaki tutumu, hem Demokratları hem de bağımsızları hayal kırıklığına uğrattı. Bu anket, Collins'in geleneksel olarak güçlü olduğu bağımsız seçmen kitlesinde ciddi bir kan kaybı yaşadığını gösteriyor. Anket, bağımsız seçmenlerin yüzde 54'ünün Gideon'a, yüzde 28'inin ise Collins'e destek verdiğini ortaya koyuyor. Bu, Collins'in önceki seçimlerdeki performansının oldukça altında bir rakam.
Öte yandan, Collins'in kampanya hesabında ciddi bir miktarda fon birikmiş durumda. Federal Seçim Komisyonu kayıtlarına göre, Collins'in yaklaşık 10 milyon dolarlık bir kasası var. Sara Gideon ise 20 milyon dolardan fazla bağış toplamayı başardı. Bu finansal avantaj, Gideon'un reklam ve saha çalışmalarında daha etkili olmasını sağlıyor. Uzmanlar, paranın bu tür yarışlarda belirleyici olabileceğini, ancak Collins'in yıllar içinde kurduğu kişisel bağların ve kampanya ekibinin deneyiminin de küçümsenmemesi gerektiğini belirtiyor.
Anketin Sinyal Ettiği Ulusal Eğilimler
Maine'deki bu gelişme, sadece bir eyaletteki yarışın ötesinde, ulusal düzeyde Cumhuriyetçi Parti için endişe verici bir tablo çiziyor. Analistler, bu anketin, Başkan Trump'ın onay oranlarının düşük olduğu bölgelerde Cumhuriyetçi adayların zorlandığını gösteren bir başka örnek olduğunu vurguluyor. 2020 ara seçimlerinde Cumhuriyetçilerin Senato'daki çoğunluğunu koruyup koruyamayacağı, bu tür marjinal eyaletlerdeki yarışlara bağlı. Maine, aynı zamanda Başkanlık seçimlerinde de kilit eyaletlerden biri olarak görülüyor. 2016'da Trump, Maine'in dört seçici oyunun yalnızca birini alabilmiş, eyalet genelinde ise Hillary Clinton'a kaybetmişti. Bu durum, Maine seçmenlerinin bağımsız ve değişken bir yapıya sahip olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, özellikle sağlık sigortası ve ekonomik eşitsizlik gibi konuların seçmenler için belirleyici olacağını öngörüyor. Collins'in bu konulardaki tutumunun netleşmesi, seçim kaderini doğrudan etkileyebilir.
Ankete göre, Collins'in olumsuz reytingi yüzde 47'ye ulaşırken, olumlu reytingi yüzde 46'da kaldı. Geçtiğimiz yıllarda bu oranlar sürekli olarak olumlu yönde seyrediyordu. Bu değişim, Collins'in uzun yıllardır biriktirdiği iki partili imajının aşındığını gösteriyor. Özellikle Trump yönetiminin bazı politikalarına verdiği destek, ılımlı Cumhuriyetçi kimliğiyle çelişiyor. Collins, son dönemde COVID-19 ekonomik paketleri konusunda Başkan Trump ile zaman zaman ters düşse de, genel olarak partisinin çizgisinden ayrılmadığı eleştirisiyle karşılaşıyor. Bu durum, Maine gibi bağımsız seçmenin etkili olduğu bir eyalette siyasi olarak risk oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Maine'deki bu gelişme, Türkiye açısından doğrudan bir sonuç doğurmamakla birlikte, ABD'deki genel siyasi dengelerin yakından takip edilmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor. ABD Senatosu'nun kontrolü, Türkiye'ye yönelik yaptırım kararları ve dış politika öncelikleri üzerinde belirleyici etkiye sahip. Özellikle Senato'da Türkiye karşıtı söylemlerin güçlendiği bir dönemde, ılımlı ve uzlaşmacı Cumhuriyetçi senatörlerin zayıflaması veya değişmesi, Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni kırılmalara yol açabilir. Türkiye'nin özellikle S-400 savunma sistemi alımı nedeniyle yaptırım riskiyle karşı karşıya olduğu bu süreçte, ABD Kongresi'ndeki dengelerin Türkiye açısından olumsuz bir yöne evrilmemesi için gelişmelerin dikkatle izlenmesi gerekiyor.