Dünyanın en büyük konteyner taşımacılığı şirketlerinden Maersk'in CEO'su Vincent Clerc, Kızıldeniz'deki güvenlik koşullarının Süveyş Kanalı üzerinden geçişleri artırmak için artık uygun olduğunu açıkladı. Clerc, bölgedeki son gelişmelerin ardından gemilerin yeniden bu güzergâhı kullanmaya başlayabileceğini belirterek, küresel tedarik zincirlerinde normalleşme sinyali verdi. Bu açıklama, Yemen'deki Husilerin saldırıları nedeniyle 2023 sonlarından bu yana askıya alınan Kızıldeniz seferlerinin yeniden başlaması yönünde önemli bir işaret olarak yorumlanıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Maersk CEO'su Vincent Clerc, bir basın toplantısında yaptığı açıklamada, Kızıldeniz'deki güvenlik durumunun iyileştiğini ve bu nedenle Süveyş Kanalı'ndan geçişlerin artırılabileceğini söyledi. Clerc, "Güvenlik koşulları artık Süveyş'ten geçişi artırmak için doğru bir noktada. Ancak bu, bir gecede olmayacak; kademeli bir geçiş süreci planlıyoruz" dedi. Şirket, Husi saldırılarının yoğunlaştığı dönemde gemilerini Ümit Burnu üzerinden yönlendirmişti. Bu rotasyon, hem süre hem de maliyet açısından önemli artışlara neden olmuş, küresel ticarette aksamalara yol açmıştı.
Husilerin Kasım 2023'te başlattığı saldırılar, İsrail'in Gazze'deki operasyonlarına tepki olarak gerekçelendirilmişti. Saldırılar, bölgedeki ticari gemileri hedef almış, birçok şirket güvenlik endişesiyle rotalarını değiştirmek zorunda kalmıştı. ABD öncülüğündeki askeri koalisyonun müdahalesi ve diplomatik çabalar sonucunda son aylarda saldırıların azalması, nakliye şirketlerinin yeniden bu güzergâhı değerlendirmesine olanak sağladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Süveyş Kanalı, Asya ile Avrupa arasındaki ticaretin yaklaşık %12'sini taşıyan stratejik bir su yolu olarak küresel ekonominin bel kemiğini oluşturuyor. Kanalın kullanılamaması, küresel tedarik zincirlerinde gecikmelere, navlun maliyetlerinin artmasına ve enflasyonist baskılara neden olmuştu. Maersk'in bu kararı, sektörde diğer nakliye şirketlerinin de benzer adımlar atmasının önünü açabilir. Özellikle MSC ve CMA CGM gibi büyük oyuncuların da bölgeye dönüş sinyali vermesi, küresel ticarette istikrarın sağlanmasına katkı sağlayabilir.
Ancak uzmanlar, güvenlik riskinin tamamen ortadan kalkmadığına dikkat çekiyor. Husilerin ateşkes anlaşmasına uyumunun kırılgan olduğu ve her an yeni bir saldırının yaşanabileceği belirtiliyor. Bu nedenle şirketlerin temkinli davranacağı, kademeli geçiş yapacağı ifade ediliyor. Ayrıca, bölgesel istikrarın sağlanması için uluslararası toplumun Yemen'deki siyasi süreci desteklemesi gerektiği vurgulanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Süveyş Kanalı'nın yeniden etkin kullanımı, Türkiye açısından ticaret ve lojistik anlamda olumlu bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Türkiye, kanalın kullanılamadığı dönemde Orta Doğu ve Avrupa arasındaki ticaretin aksamasından olumsuz etkilenmişti. Özellikle Türk limanlarına gelen yüklerin gecikmesi ve navlun maliyetlerinin artması, ihracatçıların rekabet gücünü zayıflatmıştı. Bu normalleşme, Türkiye'nin lojistik üs olma hedefine katkı sağlayabilir. Ayrıca, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik girişimleri ve Katar gibi ülkelerle ilişkileri, Kızıldeniz'deki istikrarın kalıcı olmasına destek olabilir. Ancak güvenlik risklerinin sürmesi, Türk nakliye firmalarının bu güzergâhı kullanırken tedbirli olmasını gerektiriyor.