İspanya'nın başkenti Madrid'de on binlerce kişi, geçtiğimiz Eylül ayında evinden tahliye edildikten sonra hayatını kaybeden 87 yaşındaki emekli Maricarmen Abascal için düzenlenen yürüyüşe katıldı. Abascal'ın ölümü, ülke genelinde konut krizine karşı büyük protestolara yol açtı ve hükümeti erken seçim çağrısı yapmaya zorladı.
Konut krizi ve tahliye dalgası
Maricarmen Abascal, Madrid'de yıllardır yaşadığı dairesinden 2023 Eylül'ünde tahliye edilmişti. Ev sahibinin kira sözleşmesini yenilememesi üzerine başlatılan tahliye süreci, İspanya'da artan konut fiyatları ve kira artışlarına karşı bir sembol haline geldi. Abascal'ın tahliye sonrası geçici olarak kaldığı yerde sağlık durumunun kötüleşmesi ve kısa süre sonra hayatını kaybetmesi, ülkede öfkeyi artırdı.
Protestocular, Perşembe günü Madrid'in merkezinde toplanarak "Maricarmen için adalet" sloganları attı. Yürüyüşe katılanlar arasında kiracı hakları savunucuları, sol partiler ve sendikalar da vardı. Göstericiler, hükümetin konut politikalarını eleştirerek daha fazla sosyal konut ve kira kontrolü talep etti.
İspanya'da konut krizi son yıllarda derinleşti. Özellikle büyük şehirlerde kiralar son beş yılda %30'dan fazla arttı. Pandemi sonrası ekonomik toparlanma, turizmdeki canlanma ve yabancı yatırımcıların konut alımları fiyatları yükseltti. Aynı zamanda işsizlik oranı yüksek seyrediyor ve genç nüfusun ev sahibi olması giderek zorlaşıyor. Bu koşullar, tahliye vakalarını ve evsizliği artırdı.
Abascal'ın ölümü, bu sorunların simgesi haline geldi. Olayın ardından Ekim ayında on binlerce kişi Madrid ve Barselona gibi şehirlerde protesto gösterileri düzenledi. Göstericiler, hükümetin konut yasasında reform yapmasını ve tahliyeleri durdurmasını istedi. Hükümet, artan baskı karşısında erken seçim kararı aldı. Başbakan Pedro Sánchez, Temmuz 2023'te yapılan genel seçimlerin ardından azınlık hükümeti kurmuştu; ancak konut krizi ve diğer sosyal sorunlar nedeniyle erken seçime gitme kararı aldı.
Avrupa'da konut krizi ve siyasi yansımaları
İspanya'daki konut protestoları, Avrupa'nın birçok ülkesinde benzer sorunlarla örtüşüyor. Portekiz, İtalya ve Yunanistan'da da artan kiralar ve konut fiyatları protestolara yol açtı. Avrupa Birliği genelinde konut, temel bir sosyal hak olarak tartışılıyor. Özellikle gençler ve düşük gelirli aileler, uygun fiyatlı konut bulmakta zorlanıyor.
İspanya'da konut meselesi, siyasi partilerin gündeminde üst sıralara yerleşti. Sol görüşlü Podemos ve İspanyol Sosyalist İşçi Partisi (PSOE), kira kontrolü ve sosyal konut yatırımlarını savunurken, sağ partiler mülkiyet haklarını öne çıkarıyor. Erken seçimler, konut politikalarının belirleyici olacağı bir ortamda yapılacak.
Protestoların bir diğer önemli boyutu da yaşlı nüfus üzerindeki etkisi. Abascal gibi emekliler, sabit gelirleri nedeniyle artan kiraları karşılamakta zorlanıyor. İspanya'da emekli maaşları görece düşük ve birçok yaşlı, evinden çıkmak zorunda kalıyor. Bu durum, sosyal devlet ve yaşlı bakımı tartışmalarını da beraberinde getiriyor.
Hükümetin erken seçim kararı, konut krizinin siyasi istikrarı tehdit edebileceğini gösteriyor. Gösterilerin devam etmesi halinde, seçim kampanyası boyunca konut ana tema olacak. Ayrıca, Avrupa genelinde yükselen aşırı sağ partiler, konut sorununu göçmen karşıtlığıyla birleştirerek oy toplamaya çalışıyor. İspanya'da da Vox partisi benzer bir söylem kullanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İspanya'daki konut protestoları ve erken seçim kararı, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de benzer ekonomik ve sosyal dinamikleri yansıtıyor. Türkiye'de de son yıllarda konut fiyatları ve kiralar hızla arttı; özellikle büyük şehirlerde barınma krizi derinleşti. İspanya'daki gelişmeler, konutun evrensel bir sorun haline geldiğini ve hükümetlerin bu alanda acil önlemler alması gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, Avrupa'da yükselen sosyal protestolar, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde sosyal politika diyalogu açısından da önem taşıyor. Türkiye, konut politikalarında sosyal konut projeleri ve kira düzenlemeleriyle benzer adımlar atabilir.