Amazon'un kurucusu Jeff Bezos'un eski eşi MacKenzie Scott, 2023 yılında 3,9 milyar dolar değerindeki bağışlarıyla Amerika Birleşik Devletleri'ndeki büyük ölçekli hayırseverlik faaliyetlerinin üçte birini tek başına gerçekleştirdi. Scott, servetinin neredeyse tamamını ömrü boyunca bağışlama taahhüdü veren milyarderler arasında yer alıyor ve bu yöndeki kararlılığını 'kasa boşalana kadar' ifadesiyle vurguluyor.
Gelişmenin Arka Planı
MacKenzie Scott, 2019 yılında Jeff Bezos'tan boşandıktan sonra Amazon hisselerinin yüzde 4'ünü alarak dünyanın en zengin kadınlarından biri haline geldi. O tarihten bu yana 16 milyar doların üzerinde bağış yapan Scott, bağışlarını genellikle eğitim, ırk eşitliği, kadın hakları ve iklim değişikliği gibi alanlara yönlendiriyor. 2023 yılındaki bağışları arasında 100 milyon doların üzerinde 10'dan fazla kuruluşa yapılan katkılar yer alıyor. Scott'ın bağış yöntemi, geleneksel hayır kurumlarının aksine, doğrudan ve kısıtlama olmaksızın yapılan büyük meblağlı bağışlarla dikkat çekiyor. Bu yaklaşımı, yardım kuruluşlarının daha esnek ve etkili çalışmasına olanak tanırken, bazı eleştirmenler tarafından 'hayırseverliğin demokratikleşmesi' olarak nitelendiriliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
MacKenzie Scott'ın bağışları, küresel ölçekte milyarderlerin servetlerini yeniden dağıtma eğiliminin bir parçası. Warren Buffett, Bill Gates ve Mark Zuckerberg gibi isimler de Giving Pledge kapsamında servetlerinin büyük kısmını bağışlama sözü verdi. Ancak Scott, bağışlarını daha hızlı ve daha az bürokrasi ile yapmasıyla diğerlerinden ayrılıyor. Bu durum, hayırseverlik sektöründe bir dönüşümü işaret ediyor: Geleneksel vakıflar yerine doğrudan bağış modeli. Scott'ın bağışları, özellikle ABD'deki sosyal eşitsizlikle mücadele çabalarını tetiklerken, küresel çapta da benzer bir etki yaratıyor. Örneğin, iklim değişikliğiyle mücadele eden kuruluşlara yaptığı bağışlar, çevre politikalarının şekillenmesinde dolaylı bir rol oynuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'deki hayırseverlik anlayışına kıyasla farklı bir model sunuyor. Türkiye'de büyük bağışlar genellikle devlet eliyle veya vakıflar aracılığıyla yapılırken, Scott'ın doğrudan bağış modeli, kaynakların daha hızlı ve esnek dağıtılmasına olanak tanıyor. Küresel ölçekte, bu tür bağışlar Türk sivil toplum kuruluşlarına da dolaylı yoldan kaynak sağlayabilir. Özellikle eğitim ve kadın hakları alanında faaliyet gösteren Türk STK'ları, Scott'ın bağış yaptığı uluslararası ağlardan faydalanabilir. Ancak doğrudan bir etkiden söz etmek için erken; bu daha çok hayırseverlikte yeni bir trend olarak izlenmeli.