Macaristan'da yıllardır Viktor Orban yönetiminin en alt basamağına itilen Roman toplumu, yeni Başbakan Peter Magyar'ın göreve gelmesiyle birlikte bir umut ışığı arıyor. Yaklaşık 700 bin kişilik Roman nüfusu, Orban döneminde sistemik ayrımcılık, yoksulluk ve sosyal dışlanma ile mücadele etti. Magyar ise seçim kampanyasında Roman karşıtlığına (antiziganizm) karşı net bir tavır alarak bu topluluğun beklentilerini yükseltti. Ancak uzmanlar, yıllardır süregelen yapısal sorunların üstesinden gelmenin kolay olmayacağı konusunda uyarıyor.
Orban mirası ve Roman toplumunun durumu
Viktor Orban'ın 2010'dan bu yana süren iktidarı boyunca Macaristan'da Roman toplumu, eğitimden istihdama, barınmadan sağlığa kadar birçok alanda ciddi eşitsizliklerle karşı karşıya kaldı. AB üyesi bir ülkede yaşamalarına rağmen Romanlar, yaygın bir ayrımcılıkla mücadele etti. Orban hükümeti, Romanları hedef alan ırkçı söylemleri engellemekte yetersiz kalırken, bazı durumlarda bu söylemleri körükledi. Roman mahallelerinde işsizlik oranı %70'lere ulaşırken, ortalama yaşam süresi Macaristan ortalamasının 10-15 yıl altında seyretti. Okullaşma oranları düşük, cezaevi nüfusunda ise Romanlar orantısız bir şekilde temsil ediliyor. Magyar'ın seçim zaferi, ilk kez Roman haklarının merkezi bir siyasi mesele haline gelmesini sağladı. Başbakan, göreve başlar başlamaz bir Roman danışma konseyi oluşturacağını ve Roman karşıtı nefret söylemiyle mücadele için yasa tasarısı hazırlayacağını duyurdu.
Küresel ve bölgesel boyut
Macaristan'daki bu gelişme, sadece ülke içinde değil, Avrupa genelinde de yankı uyandırdı. Orta ve Doğu Avrupa'da Roman nüfusun yoğun olduğu ülkeler (Romanya, Slovakya, Çekya, Bulgaristan) benzer sorunlarla boğuşuyor. AB kurumları, üye ülkelerdeki Roman entegrasyonu için milyarlarca euro fon ayırmış olsa da, yerel düzeydeki uygulamalar sıklıkla yetersiz kalıyor. Magyar'ın girişimi, AB'nin temel değerleri olan eşitlik ve ayrımcılıkla mücadele konusunda Brüksel'den de destek bulabilir. Ancak Macaristan'da derinleşmiş önyargılar ve aşırı sağın güçlü varlığı, reformların önündeki en büyük engel olarak görülüyor. Roman aktivistler, sembolik adımlardan öteye geçilmesi gerektiğini, eğitim ve istihdam alanında somut politikalar beklediklerini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Macaristan'daki Roman toplumunun durumu, Türkiye'deki azınlık politikaları açısından dolaylı da olsa önemli ipuçları barındırıyor. Türkiye'de Roman nüfusun büyüklüğü ve karşılaştığı sosyo-ekonomik sorunlar -eğitim, istihdam, barınma- Macaristan'dakilere benzerlik gösteriyor. AB'nin Roman entegrasyonuna yönelik politikaları, Türkiye'nin AB üyelik sürecinde referans alabileceği bir model oluşturuyor. Ayrıca, Macaristan'da Roman karşıtlığıyla mücadelede atılacak adımlar, Türkiye'deki Roman sivil toplum kuruluşlarının da kendi hak mücadelelerinde kullanabileceği örnekler sunabilir. Bu haber, Türk dış politikasının insan hakları ve azınlık hakları söyleminde AB ile uyumlu bir pozisyon almasına katkı sağlayabilir.