Macaristan hükümeti, artan bütçe açığı ve kamu borcunu kontrol altına almak amacıyla Borç Yönetim Ajansı'nın (ÁKK) başına, ülkenin en büyük bankası OTP'nin başekonomistlerinden Gergely Tardos'u getirdi. Maliye Bakanı András Karman'ın Pazar günü yaptığı açıklamaya göre Tardos, 1 Şubat itibarıyla göreve başlayacak ve doğrudan bakana bağlı olarak çalışacak. Atama, Macaristan'ın Avrupa Birliği fonlarına erişimde yaşadığı gecikmeler ve yüksek enflasyonla mücadele ettiği bir dönemde geldi.
Gelişmenin arka planı
Gergely Tardos, 2007'den bu yana OTP Bank'ta araştırma direktörü olarak görev yapıyordu. Kendisi, Macaristan'ın faiz politikaları ve maliye disiplini konusunda uzman bir isim olarak tanınıyor. Tardos, daha önce Merkez Bankası'nda danışman olarak da çalışmış, özellikle 2022'de başlayan yüksek enflasyon döneminde faiz indirimi çağrılarıyla dikkat çekmişti. Atamanın hemen ardından Macaristan'ın 10 yıllık tahvil faizleri 10 baz puan düşerek %6,80'e geriledi.
Macaristan, 2024 yılı bütçe açığının GSYİH'nın %4,5'i olmasını bekliyor ancak bu oranın AB'nin %3'lük Maastricht kriterinin üzerinde kalması endişe yaratıyor. Hükümet, kamu borcunu 2025'te %70'in altına çekmeyi hedefliyor. Tardos'un görevi, borçlanma maliyetlerini düşürecek stratejiler geliştirmek ve piyasa güvenini artırmak olacak.
Bölgesel ve küresel boyut
Macaristan'ın bu hamlesi, Orta Avrupa'da benzer mali sıkıntılar yaşayan Polonya ve Çek Cumhuriyeti gibi ülkeler için de örnek teşkil edebilir. Avrupa Merkez Bankası'nın faiz indirimi sinyalleri, Macaristan gibi yüksek borçlu ülkelerin maliyetlerini hafifletebilir. Ancak Tardos'un atanması, Başbakan Viktor Orbán'ın popülist ekonomi politikalarından uzaklaşma sinyali olarak da yorumlanıyor. Piyasalar, teknik bir ismin başa gelmesini olumlu karşılarken, Tardos'un bağımsız hareket edip edemeyeceği merak konusu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye de benzer bir mali sıkıntıyla karşı karşıya: yüksek enflasyon, bütçe açığı ve kamu borcu. Macaristan'ın borç yönetiminde teknik bir ismi tercih etmesi, piyasa güvenini artırabilecek bir adım olarak öne çıkıyor. Türkiye'nin de Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesinde benzer bir yapılanmaya gidip gitmeyeceği tartışılıyor. Ayrıca, Macaristan'ın AB fonlarına erişim sorunu, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde bir öngörü sağlayabilir: teknik kriterlerin önemi bir kez daha vurgulanıyor.