Macaristan parlamentosu, eski Yüksek Mahkeme Başkanı Peter Baka'yı ülkenin yeni cumhurbaşkanı olarak seçti. Baka, Viktor Orban'ın iktidarı döneminde görevden alınan bir yargıç olarak biliniyor. Bu seçim, Orban'ın atadığı ve sadece haftalar önce istifa eden Tamas Sulyok'un yerine geldi. Gelişme, Macaristan'da hükümetin yargı bağımsızlığına yönelik politikalarına karşı muhalefetin yükselişini yansıtıyor.
Gelişmenin arka planı
Peter Baka, 2012 yılında Orban hükümetinin yargı reformu kapsamında Yüksek Mahkeme başkanlığından alınmıştı. O dönemde Avrupa Birliği, Macaristan'daki yargı bağımsızlığının zayıflamasından endişe duyduğunu açıklamıştı. Baka, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurarak görevden alınmasının yargı bağımsızlığına müdahale olduğunu savunmuş ve davayı kazanmıştı. Bu karar, uluslararası alanda yankı uyandırmıştı.
Baka'nın cumhurbaşkanı seçilmesi, muhalefetin ve sivil toplumun Orban'a karşı kazandığı sembolik bir zafer olarak görülüyor. Ancak cumhurbaşkanlığı makamı Macaristan'da büyük ölçüde törensel bir görev. Yine de Baka'nın seçimi, ülkedeki hukukun üstünlüğü tartışmalarını yeniden alevlendirebilir.
Sulyok'un istifası, Tisza Partisi lideri Peter Magyar'ın Orban yönetimindeki yolsuzluk ve otoriterleşme karşıtı kampanyasının ardından geldi. Tisza, son dönemde kamuoyu yoklamalarında iktidardaki Fidesz partisiyle arasındaki farkı kapatmış durumda. Magyar, Orban'ın 'güç yapılarına' karşı mücadele vaadiyle öne çıkıyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Macaristan'daki bu değişim, Avrupa Birliği ve NATO üyeleri arasında yankı buldu. Orban'ın hükümeti, AB ile hukukun üstünlüğü konusunda sık sık karşı karşıya gelmişti. AB, Macaristan'a fonların bir kısmını bu endişelerle dondurmuştu. Baka'nın seçilmesi, AB kurumları tarafından olumlu bir adım olarak yorumlanabilir.
Ancak analistler, bu gelişmenin ülkedeki siyasi dinamikleri kökten değiştirmeyeceğini, ancak muhalefetin moralini artırabileceğini belirtiyor. Orban'ın iktidarı, medya üzerindeki kontrolü ve seçim sistemi sayesinde güçlü konumunu koruyor. Buna rağmen, Tisza'nın yükselişi, Macaristan'da Batı yanlısı ve liberal değerlere dönüş sinyali olarak görülüyor.
Baka'nın cumhurbaşkanlığı, aynı zamanda Orta Avrupa'da yargı bağımsızlığı mücadelesinin sembolü haline gelebilir. Polonya ve Slovakya gibi ülkelerde de benzer tartışmalar yaşanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, Macaristan'daki hukukun üstünlüğü tartışmaları, AB'nin genişleme ve demokrasi politikaları bağlamında önem taşıyor. Türkiye, AB ile ilişkilerinde hukuk ve yargı bağımsızlığı konularında benzer eleştirilerle karşılaşıyor. Macaristan'daki bu değişim, AB'nin üye ve aday ülkelere yönelik tutumunda bir emsal teşkil edebilir. Ayrıca, Orban'ın zayıflaması, Türkiye'nin AB içindeki muhalif seslerden birini kaybetmesi anlamına gelebilir; zira Orban, Türkiye ile AB arasında göç anlaşması gibi konularda Ankara'ya yakın durmuştu. Bu durum, Türkiye'nin AB ile müzakerelerinde dolaylı etkiler yaratabilir.