Macaristan hükümeti, eşcinselliğin "tanıtımını" yasaklayan ve LGBTQ haklarını kısıtlayan yasasını Avrupa Birliği standartlarına uyumlu hale getirmek için harekete geçti. Başbakan Viktor Orban liderliğindeki hükümetin sunduğu yeni yasa tasarısı, mevcut mevzuattaki eşcinselliğin "tanıtımına" ilişkin yasaklayıcı ifadeleri kaldırmayı öngörüyor. Bu adım, Macaristan'ın AB ile yaşadığı hukuk devleti ve temel haklar konulu anlaşmazlıkları çözme çabası olarak yorumlanıyor.
Yasanın Arka Planı ve Tartışmalar
Macaristan'da 2021 yılında kabul edilen ve pedofiliyle mücadele kisvesi altında sunulan yasa, 18 yaş altındaki bireylere eşcinselliği veya cinsiyet değiştirmeyi "tanıtan" içeriklerin yayınlanmasını yasaklıyordu. Yasa, aynı zamanda okullarda LGBTQ konularının işlenmesini de kısıtlıyordu. Avrupa Birliği, bu düzenlemeyi ayrımcılık ve ifade özgürlüğü ihlali gerekçesiyle eleştirmiş, Avrupa Komisyonu 2021'de Macaristan'a karşı ihlal prosedürü başlatmıştı. Avrupa Adalet Divanı'nda (CJEU) görülen davada, yasanın AB hukukuna aykırı olduğu yönünde görüş bildirilmişti. Macaristan, yasayı savunarak çocukların korunmasının öncelikli olduğunu belirtmişti. Ancak AB fonlarının askıya alınması ve hukuk devleti mekanizması kapsamında artan baskılar, Budapeşte'yi geri adım atmaya zorladı. Yeni tasarı, "tanıtım" ifadesini metinden çıkararak, yasayı daha muğlak bir "çocuk koruma" çerçevesine oturtmayı hedefliyor. Muhalefet partileri ve sivil toplum kuruluşları, değişikliğin yeterli olmadığını, ayrımcılığın başka maddelerle sürdüğünü savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Macaristan'ın bu hamlesi, Orta ve Doğu Avrupa'da LGBTQ hakları konusunda artan kutuplaşmanın bir yansıması. Polonya'da da benzer şekilde "LGBT ideolojisinden arınmış bölgeler" uygulamaları tartışma yaratmış, AB bu ülkeye karşı da yaptırım tehditlerinde bulunmuştu. Macaristan'ın yasa değişikliği, AB'nin hukuk devleti ve temel haklar konusundaki kararlılığını test eden bir adım olarak görülüyor. Öte yandan, Macaristan'ın Rusya-Ukrayna savaşındaki denge politikası ve AB içindeki veto kartını kullanması, Brüksel ile ilişkileri zaten gerginleştirmişti. Bu değişiklik, AB'nin fonları serbest bırakma karşılığında Macaristan'dan beklediği reformların bir parçası olabilir. Uluslararası insan hakları örgütleri, tasarının yasalaşması halinde dahi uygulamada ayrımcılığın devam edebileceği uyarısında bulunuyor. Avrupa Parlamentosu'nda bazı gruplar, Macaristan'a yönelik yaptırımların sürdürülmesi çağrısı yapıyor. Macaristan'ın Adalet Bakanlığı, tasarının "AB hukukuyla tam uyum" sağlayacağını ve "çocukların korunmasından ödün verilmeyeceğini" açıkladı. Yasa tasarısının önümüzdeki haftalarda parlamentoya sunulması ve yaz aylarında oylanması bekleniyor. Macaristan'da 2024'te yapılan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde iktidar partisi Fidesz, LGBTQ karşıtı söylemini yinelemişti. Ancak ekonomik sıkıntılar ve AB fonlarının bloke edilmesi, hükümetin manevra alanını daraltıyor. Değişiklik, Macaristan'ın AB içindeki yalnızlığını azaltmayı ve Orban'ın "özgürlük savaşı" söylemini yumuşatmayı amaçlıyor olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Macaristan'ın LGBTQ yasasını değiştirmesi, Türkiye'nin AB ile ilişkileri açısından dolaylı bir ders niteliğinde. Türkiye, AB üyelik sürecinde hukuk devleti ve temel haklar başlıklarında benzer eleştirilerle karşılaşıyor; özellikle ifade özgürlüğü ve azınlık hakları konularında. Macaristan'ın AB fonlarını kaybetmemek için geri adım atması, Türkiye'nin de ekonomik ve diplomatik maliyetleri göze alarak reform yapması gerektiğini gösteriyor. Ancak Türkiye'de LGBTQ hakları konusundaki siyasi iklim, Macaristan'dan farklı olarak daha da kısıtlayıcı. Yine de Macaristan örneği, AB'nin normatif baskısının zamanla etkili olabileceğini, ancak bunun için irade ve müzakere gerektiğini ortaya koyuyor. Türkiye, AB ile vize serbestisi ve Gümrük Birliği güncellemesi gibi konularda benzer şekilde adımlar atabilir. Bölgesel istikrar açısından, Macaristan'ın yumuşaması, AB içindeki aşırı sağın gücünü sınırlayabilir ve Türkiye'nin Avrupa ile diyaloğunu kolaylaştırabilir.