Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva'nın baş dış politika danışmanı Celso Amorim, yapay zeka (YZ) alanındaki küresel rekabetin giderek ABD ve Çin arasında iki kutuplu bir mücadeleye dönüştüğünü, Latin Amerika ve Avrupa'nın ise bu süreçte büyük ölçüde seyirci kaldığını söyledi. Amorim, nadir toprak elementleri, veri ve teknolojiyi düzenleyen kurallar üzerinden yürüyen bu yarışta gelişmekte olan ülkelerin ve Avrupa'nın etkisizleştiğini belirtti.
Gelişmenin arka planı
Eski Brezilya Dışişleri Bakanı da olan Celso Amorim, 9 Nisan'da Brasília'da düzenlenen bir etkinlikte yaptığı konuşmada, yapay zeka rekabetinin dünyayı iki ana kampa böldüğünü ifade etti. Amorim, "Yapay zeka yarışı, nadir toprak elementlerinden veriye, bu teknolojiyi yönetecek kurallara kadar birçok alanda ABD ile Çin arasında bir güç savaşına dönüştü" dedi. Brezilyalı diplomat, Latin Amerika ülkelerinin ve Avrupa Birliği'nin bu rekabette söz sahibi olamadığını, pasifik bölgesinde Çin'in etkisini artırdığını, ABD'nin ise müttefiklerini kendi yanına çekmeye çalıştığını kaydetti.
Amorim, yapay zekanın askeri uygulamalardan ekonomik üretime kadar pek çok alanda belirleyici olacağını, bu nedenle teknolojik bağımsızlığın korunmasının stratejik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Brezilya'nın yapay zeka alanında kendi yeteneklerini geliştirmesi gerektiğini söyleyen danışman, ülkesinin nadir toprak elementlerinde zengin kaynaklara sahip olduğunu ancak bu kaynakların işlenmesinde Çin'e bağımlı olduğunu hatırlattı.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD ve Çin arasındaki yapay zeka rekabeti, ticaret savaşlarından teknoloji transferi kısıtlamalarına kadar bir dizi alanda kendini gösteriyor. Washington, Çin merkezli teknoloji şirketlerine yönelik yaptırımları artırırken, Pekin ise kendi yarı iletken ve yapay zeka ekosistemini güçlendirmeye çalışıyor. Bu iki kutuplu yapı, Latin Amerika ve Avrupa'yı bir tercih yapmaya zorluyor. Brezilya gibi ülkeler, hem ABD ile güçlü ticari bağlara hem de Çin ile artan ekonomik ilişkilere sahip olduğu için denge politikası izlemeye çalışıyor. Ancak Amorim'in sözleri, bu denge politikasının sürdürülebilirliği konusunda endişelerin arttığını gösteriyor.
Avrupa Birliği ise kendi yapay zeka düzenlemelerini oluşturmaya çalışsa da, teknoloji devlerinin merkezi Washington ve Pekin'de olduğu için bağımsız bir güç olarak varlık gösteremiyor. Amorim, Avrupa'nın yapay zeka yarışında "ezici bir biçimde" geride kaldığını ve kıtanın teknolojik egemenlik hedefinin gerçekçi olmadığını ima etti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, yapay zeka alanında milli teknoloji hamlesi kapsamında çeşitli girişimlerde bulunsa da, küresel rekabette ABD ve Çin arasındaki iki kutuplu yapıya karşı bir denge politikası izlemek zorunda. Nadir toprak elementlerinde Çin'e olan bağımlılık ve savunma teknolojilerinde ABD ile iş birliği, Türkiye'yi zorlayan faktörler. Türkiye'nin yapay zeka alanında bağımsız bir politika geliştirmesi, ulusal güvenlik ve ekonomik kalkınma açısından kritik. Ayrıca, Avrupa'nın bu yarışta pasif kalması, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde teknoloji alanında daha proaktif olması gerektiğini gösteriyor.