Lübnan'da halk ve analistler, 27 Ekim'de yapılacak İsrail seçimlerinin ülkelerine yönelik İsrail politikasında anlamlı bir değişiklik yaratacağına ve güney Lübnan'daki işgali sona erdireceğine inanmıyor. Başkent Beyrut'ta ve güneyde yaşayanlar, İsrail'deki siyasi yelpazenin tamamının Lübnan'a karşı sert bir tutum sergilediğini, seçim sonucunun kim olursa olsun bu tutumun değişmeyeceğini belirtiyor.
Seçimler ve İsrail'in Lübnan Politikası
İsrail'de 27 Ekim'de yapılacak erken seçimler, ülkenin siyasi geleceğini belirleyecek. Ancak Lübnan'da yaygın kanı, bu seçimlerin İsrail'in Lübnan'a yönelik politikasında bir değişiklik getirmeyeceği yönünde. Beyrut'ta konuştuğumuz bir esnaf, "İsrail'de hangi hükümet gelirse gelsin, Lübnan'a yönelik işgal ve saldırı politikası devam ediyor. Seçimler sadece İsrail iç siyasetini ilgilendiriyor" dedi.
Siyasi analistler de bu görüşü destekliyor. Lübnanlı bir analist, "İsrail siyasetinde Lübnan'a yönelik yaklaşım, sağ-sol ayrımını aşan bir uzlaşma haline gelmiş durumda. Özellikle 2006 savaşından sonra tüm partiler Lübnan'a karşı sert politikaları benimsedi. Seçimler, bu temel yaklaşımı değiştirmez" ifadelerini kullandı.
Güney Lübnan'da yaşayanlar ise günlük hayatlarında işgalin etkilerini hissediyor. Sınır bölgelerinde yaşayan bir çiftçi, "İsrail'in işgali altındaki topraklarımıza erişemiyoruz. Seçimlerin bize fayda sağlayacağına inanmıyoruz. Uluslararası toplumun baskısı olmadan işgal sona ermez" diye konuştu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail'in Lübnan'a yönelik politikası, sadece iki ülke arasındaki bir mesele değil. Bölgesel güçlerin ve küresel aktörlerin de etkisi altında. İran'ın Hizbullah üzerinden Lübnan'daki etkisi, Suudi Arabistan ve ABD'nin bölgesel dengelerdeki rolü, İsrail'in kararlarını şekillendiriyor. Seçimler sonrası İsrail hükümetinin kompozisyonu, ABD ile ilişkiler ve bölgesel ittifaklar açısından önem taşısa da, Lübnan'a yönelik işgal politikasının temel parametreleri değişmeyebilir.
Uluslararası toplum, özellikle BM ve AB, İsrail'in güney Lübnan'daki işgalini sona erdirmesi için çağrılar yapıyor. Ancak İsrail, güvenlik gerekçeleriyle işgali sürdürüyor. Seçim kampanyalarında Lübnan konusu nadiren gündeme geliyor; daha çok İran'ın nükleer programı ve Filistin meselesi öne çıkıyor. Bu da Lübnanlıların seçimlerden beklentisizliğini artırıyor.
Lübnan ekonomik krizle boğuşurken, güneydeki işgal ve istikrarsızlık yatırımları ve günlük yaşamı olumsuz etkiliyor. Halk, seçim sonuçları ne olursa olsun, uluslararası baskı ve diplomatik girişimler olmadan işgalin sona ermeyeceğine inanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'ın istikrarına ve toprak bütünlüğüne önem veriyor. İsrail'in güney Lübnan'daki işgali, bölgesel gerilimi artırarak Türkiye'nin güvenlik çevresini olumsuz etkiliyor. Türkiye, İsrail seçimlerinin ardından Ortadoğu'da kalıcı barış için uluslararası toplumun daha aktif olması gerektiğini savunuyor. Ayrıca, Lübnan'daki ekonomik kriz ve istikrarsızlık, Türkiye'ye yönelik göç riskini ve bölgesel ticaret yollarını etkiliyor. Ankara, İsrail ile ilişkilerinde Filistin ve Lübnan politikalarını dikkate alıyor; seçim sonrası yeni hükümetin bölgesel barışa katkı sağlamasını bekliyor.