Lübnan'ın güney kıyılarında nesli tükenmekte olan deniz kaplumbağalarını korumak için yirmi yılı aşkın süredir mücadele veren çevreci aktivist Mona Khalil, İsrail ordusunun düzenlediği bir saldırıda hayatını kaybetti. Khalil'in ölümü, savaşın gölgesinde doğa koruma çabalarının ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Olayın duyulmasıyla birlikte uluslararası çevre örgütleri ve Lübnanlı yetkililer, sivillerin ve çevre aktivistlerinin korunması çağrısında bulundu.
20 yıl süren kaplumbağa koruma mücadelesi
Mona Khalil, 2000'li yılların başından itibaren Lübnan'ın güneyindeki sahillerde, özellikle Nakura ve Sur arasındaki kıyı şeridinde, caretta caretta (Loggerhead) ve yeşil deniz kaplumbağası (Chelonia mydas) yuvalarını korumak için çalışıyordu. Bölge, Akdeniz'deki en önemli kaplumbağa yuvalama alanlarından biri olarak kabul ediliyor. Khalil, gönüllülerle birlikte yuvaları işaretliyor, yumurtaları avcılardan koruyor ve yavruların denize ulaşmasını sağlıyordu. Çalışmaları sayesinde her yıl yüzlerce yavru kaplumbağanın denize kavuşması mümkün oldu. Aktivisti tanıyanlar, onun bu işi büyük bir fedakarlık ve tutkuyla yaptığını, bazen tek başına saatlerce sahillerde nöbet tuttuğunu belirtiyor.
Khalil, sadece kaplumbağa korumakla kalmamış, aynı zamanda bölge halkını çevre bilinci konusunda eğitmek için de çalışmıştı. Yerel okullarda çevre dersleri vermiş, balıkçılara deniz canlılarının korunması konusunda bilinçlendirme yapmıştı. Onun sayesinde bazı köylerde plastik atık toplama kampanyaları başlatılmış, sahiller temizlenmişti.
Savaşın çevreye ve aktivistlere etkisi
İsrail ile Lübnan arasındaki çatışmalar, özellikle güney Lübnan'da sivil halkın yanı sıra doğa koruma çalışmalarını da doğrudan etkiliyor. Mona Khalil'in öldürüldüğü saldırı, savaşın sadece insanlara değil, ekosisteme ve çevre gönüllülerine de ne kadar ağır bir bedel ödettiğini gösteriyor. Bölgede daha önce de benzer olaylar yaşanmış, 2006 yılındaki savaşta bazı doğa koruma alanları bombalanmıştı. Uluslararası Doğa Koruma Birliği (IUCN), Akdeniz'deki deniz kaplumbağası popülasyonunun tehdit altında olduğunu ve bu tür saldırıların koruma çabalarını baltaladığını vurguluyor. Khalil'in ölümü, bölgedeki çevre aktivistleri arasında derin bir üzüntü ve endişe yarattı. Birçok aktivist, savaş bölgelerinde çalışmanın giderek imkansız hale geldiğini ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu trajik olay, Doğu Akdeniz'deki ortak ekosistemin kırılganlığını bir kez daha hatırlatsa da, doğrudan Türk dış politikası veya ekonomisiyle ilgili somut bir bağ kurmak mümkün değildir. Ancak dolaylı olarak, bölgedeki istikrarsızlığın çevre koruma çabalarını sekteye uğratması, Türkiye'nin de taraf olduğu Akdeniz'deki deniz kaplumbağası koruma anlaşmaları ve mülteci akını gibi konular açısından bir uyarı niteliği taşır. Türkiye'nin kendi kıyılarında da benzer koruma çalışmaları yürüttüğü düşünülürse, savaşın çevreye verdiği zarar, bölgesel iş birliğinin ne kadar gerekli olduğunu göstermektedir. Bu vesileyle sivillerin ve çevre aktivistlerinin korunması uluslararası toplumun ortak sorumluluğudur.