İsrail'in güney Lübnan'da başlattığı askeri harekat, ülke çapında siyasi ve toplumsal yaraları yeniden kanatmaya devam ediyor. Mart ayından bu yana süren çatışmalar, Hizbullah'ın askeri varlığına karşı derin ideolojik ayrışmaları su yüzüne çıkarırken, bir milyondan fazla insan evlerini terk etmek zorunda kaldı. BM verilerine göre yerinden edilenlerin büyük çoğunluğu Şii nüfusun yoğun olduğu bölgelerden kaçarken, Hristiyan ve Sünni topluluklar arasında da savaşın etkileri hissediliyor.
Siyasi Liderlikte Derin Bölünme
Lübnan'ın siyasi yelpazesinde Hizbullah'ın rolü yıllardır tartışma konusu. İran destekli örgüt, 'devlet içinde devlet' yapılanmasıyla bilinirken, son savaş bu yapıya yönelik eleştirileri yeniden alevlendirdi. Başbakan Necib Mikati, ulusal birliği korumaya çalışsa da, Hizbullah'ın İsrail'le müzakere masasına oturmasını engelleyen tutumu nedeniyle koalisyon hükümeti çatırdıyor. Özellikle Hristiyan ve Sünni liderler, örgütün ülkeyi savaşa sürüklediğini savunurken, Şii liderler ise 'direnişin meşruiyetini' vurguluyor. Bu siyasi kriz, hükümetin insani yardım ve yeniden yapılanma çabalarını felç ediyor.
Bölgesel Boyut: İran ve İsrail Gerilimi
Lübnan'daki çatışma, sadece iç dinamiklerle sınırlı değil. Bölgesel güçler arasındaki rekabetin bir yansıması olarak görülen savaş, İran ile İsrail arasındaki gerilimi körüklüyor. Hizbullah'ın İran'dan aldığı destek, İsrail'in kuzey sınırında yeni bir cephe açılmasına neden oldu. ABD'nin arabuluculuk çabaları ise şu ana kadar sonuçsuz kaldı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, Hizbullah'ı terör örgütü olarak tanımlarken, Katar ve Türkiye gibi ülkeler ise diyaloğu teşvik ediyor. Bu bağlamda, Lübnan'daki kriz, Ortadoğu'nun kırılgan ittifaklarını yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki gelişmeleri yakından izliyor. Ankara, İsrail-Hizbullah çatışmasının bölgesel istikrara yönelik tehdit oluşturduğunu düşünüyor. Türkiye'nin Lübnan'da ticari ve insani bağları güçlü: yaklaşık 50 bin Türk vatandaşı ve birçok Türk şirketi ülkede faaliyet gösteriyor. Ayrıca, Türkiye, Lübnanlı mültecilere ev sahipliği yapan başlıca ülkelerden biri. Savaşın derinleşmesi, yeni bir mülteci dalgasına yol açabilir ve Türkiye'nin sınır güvenliğini etkileyebilir. Diplomatik olarak Türkiye, Müslüman Kardeşler bağlantılı grupların ve diğer Sünni aktörlerin korunması için çaba gösterirken, Hizbullah'ın silahsızlandırılması çağrılarını dillendiriyor. Kriz, Türkiye'nin bölgedeki denge politikasını test ediyor; bir yandan İran'la rekabet ederken diğer yandan insani krize çözüm arayışında.