İsrail ile Hizbullah arasında Lübnan sınırında aylardır süren çatışmalar, ABD'nin sunduğu kısmi ateşkes planının her iki tarafça da kabul edilmesine rağmen sona ermedi. Beyrut ve Tel Aviv'den gelen resmi açıklamalara göre, Washington'un arabuluculuğunda şekillendirilen geçici ateşkes önerisi prensipte onaylanmış olsa da, sahada çatışmalar devam ediyor. Uzmanlar, bu durumun taraflar arasındaki güvensizliğin derinliğini ve bölgesel dinamiklerin karmaşıklığını yansıttığını belirtiyor.
Ateşkes Planı Neden Yürürlüğe Giremiyor?
ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan kısmi ateşkes planı, İsrail güçlerinin Lübnan sınırındaki belirli noktalardan çekilmesini ve Hizbullah'ın da saldırılarını durdurmasını öngörüyor. Ancak planın uygulamaya konulması için gerekli olan güvenlik mekanizmaları ve denetim süreçleri henüz netleşmiş değil. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, yaptığı açıklamada, "Hizbullah'ın anlaşmaya tam olarak uyacağına dair güvence almadan tek bir adım bile atmayız" derken, Hizbullah lideri Hasan Nasrallah da "İsrail'in Lübnan topraklarından tamamen çekilmesi sağlanana kadar operasyonların süreceğini" ifade etti.
Lübnan'ın güneyinde yerel kaynaklardan alınan bilgilere göre, son 48 saat içinde en az 12 hava saldırısı düzenlendi ve sınır ötesi topçu atışları devam ediyor. Özellikle Bint Jbeil ve Marjayoun bölgelerinde şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Gücü (UNIFIL), ateşkes ihlallerinin arttığını ve bölgedeki insani durumun kötüleştiğini rapor etti. BM yetkilileri, sivillerin çatışma bölgelerinden kaçışının hızlandığını ve şimdiye kadar 100 binden fazla kişinin yerinden edildiğini belirtiyor.
Bölgesel Boyut: İran Faktörü
İsrail ile Hizbullah arasındaki düşmanlıkların sona erdirilmesi, yalnızca iki taraf arasındaki bir anlaşmazlığın çözümü değil, aynı zamanda İran ile Batı arasındaki daha geniş jeopolitik denklemin de bir parçası olarak görülüyor. Hizbullah, Tahran yönetiminin bölgedeki en önemli vekil gücü konumunda. ABD'li diplomatlar, Lübnan'daki ateşkesin İran'ın nükleer programına ilişkin müzakerelerde olumlu bir atmosfer yaratabileceğini düşünüyor. Öte yandan, İran'ın son dönemde artan uranyum zenginleştirme faaliyetleri ve uluslararası yaptırımların ağırlaşması, Tahran'ı bu ateşkese daha sıcak bakmaya iten etkenler arasında sayılıyor.
Analistlere göre, İsrail'in kuzey sınırındaki gerginlik, İran'ın Suriye ve Lübnan üzerinden İsrail'e karşı ikinci bir cephe açma stratejisinin bir parçası. Tel Aviv yönetimi, Hizbullah'ın elindeki hassas güdümlü füzelerin İsrail şehirleri için ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurguluyor. Öte yandan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri de Lübnan'daki istikrarsızlığın bölgesel ticareti ve enerji piyasalarını olumsuz etkilemesinden endişe duyuyor. Ateşkes planının başarısız olması halinde, çatışmaların Suriye ve İsrail işgalindeki Golan Tepeleri'ne sıçrama riski bulunuyor. ABD, Avrupa Birliği ve Arap Birliği, taraflara itidal çağrısı yapmaya devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan'daki gelişmeler, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Ortadoğu politikalarını yakından ilgilendiriyor. Ankara, bir yandan NATO müttefiki İsrail ile ticareti onarma çabası içindeyken, diğer yandan Lübnan'daki Sünni toplum ve Filistin davasıyla bağlarını korumaya çalışıyor. Çatışmaların büyümesi, Türkiye'nin Libya ve Doğu Akdeniz'deki enerji projelerini de tehdit edebilecek bölgesel bir krize yol açabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Suriye'deki varlığı ve İran'la rekabeti göz önüne alındığında, ateşkesin başarısızlığı Ankara'nın elini zayıflatabilir. Bu nedenle Türkiye, BM ve diğer uluslararası platformlarda ateşkesin kalıcı hale getirilmesi için diplomatik girişimlerini sürdürmelidir.